Vahit KOÇ
Köşe Yazarı
Vahit KOÇ
 

FASIKLAR HZ. MUHAMMED (SAV) DÖNEMİNDE Mİ KALDI?

Bundan birkaç yıl önce ard arda iki haber okumuştum. Birinde Amerika  Orta Doğu’ya yayın yapacak Arapça bir haber kanalı kuracak. Diğeri de sanal alemde yine Orta Doğu halklarını yönlendirmek için siteler kurulması, hesaplar açılması amacıyla bütçeden şu kadar pay ayrılacak diye.O zaman bu haberlerle ilgili boş bir uğraşı diye düşünmüştüm. Amerika’nın kurduğu bir haber kanalı …  Açık açık ortada olduğu için “kim inanır, kim yutar?” Amerika’nın  Afganistan’ı  işgali sırasında el- Cezire denilen bir kanal ortaya çıktı. Amerika ya dikleşiyor,  güya onun aleyhine olan haberler döktürüyor. Amerika ile kavga ediyor. Amerika ise Katar’a yalvarıyor. “Şunu susturun. Yoksa bombalayacağım” falan. Bu dikleşmeler esnasında gittikçe daha çok ilgi çekiyor, taraftar topluyor. Sonra anlıyoruz ki –tabi anlayanlar-bu haber kanalı o kanal.Gündem oluşturmak, bölge halklarını yönlendirmek açısından hükümetlerden, devletlerden bile öne geçebilen bir takım sitelerin ve hesapların olduğunu da hissedebiliyoruz. Hatta biraz daha derinden okuyabildiğimizde görebiliyoruz.Bu gün sanal ortamda insanlara ulaşmak, onları istenilen bilgi ile donatmak o kadar kolay ki. Eğer olup bitenleri bir “yol” üzerinden, yani olayların geçmişi ve gelecekte varacağı nokta üzerinden okuyamazsak sonucun ne olacağını, olayların nereye varacağını anlamamız mümkün değil. Çünkü daha sonraki karşılaşacağımız yönlendirmelere vakıf değiliz. Son aşamada üzerimizden nasıl bir hesabın yapıldığını da bilemiyoruz. Olup bitenlerin iç yüzünü anladığımızda da iş işten geçmiş oluyor.Mesela yakın geçmişte yaşadığımız bir uçak düşürme hadisesi…  Sanaldaki gidişimiz… Ve sonrası… Meğer “bir çok farklı hesapların işin içinde olduğu bir oyunmuş, tuzakmış” diyebiliyoruz.Yine daha yakın bir zamanda yaşadığımız 15 Temmuz darbe teşebbüsü... Eğer gerçekleştirilmiş olsaydı milletimiz için, bölgemiz için, hatta belki de dünya için çok ağır sonuçları olabilecek bir hadise.Peki arkasındaki güç veya güçler olarak basit bir soru sorduğumuzda…  Birbirimizi ortak düşmanlara karşı koruma adına, aynı ortak hedeflere birlikte yürüme adına ittifak yaptığımız ülkeler işin tam ortasında. İncirliğin uçakları… Amerika’sı,  Avrupa’sı… Sanki suçlu, direnenler yani bizleriz. Asıl söylemek istediğim şu .. Şu andaki hesapların çok azı hariç kimse bizi bu ülkelerin kalleşliği üzerinde düşünmeye, bu ülkelerin hile ve tuzakları üzerinde uyanık olmaya çağırmıyor. Hadi bu işin hesabını en kalabalık protestolarla bunlara soralım demiyor.“Hey müttefikler! Nasıl olur da siz bize namlu doğrultan, canımızı yakan, askerimizi, polisimizi şehit eden eşkıyalara  arka çıkarsınız.” diye elçiliklerinin veya konsolosluklarının önüne çağırmıyorEsasında şunu görebiliyoruz.  Bunlar 15 Temmuzda, darbe yoluyla yönetimi, idareyi Amerika’ya bağlayacaklardı.  Şimdi de değişik bir yol deniyorlar. Bu olup bitenlerin ardından Türkiye’ye farklı bir alan açan ülkelere karşı şiddetli tepkiler ortaya koyarak, Türkiye’yi yine Amerika’ya, Batıya mahkum etmek.Olup bitenlerin hakikatini anlamanın yolu, haber kaynağı olarak görev üslenmiş olan bu fasıkların sadece Hz Muhammed (SAV) döneminde kalmadığını, onların her daim var olduğunu kabul etmek.O zaman günümüzü de sorgulamamız gerekmez mi? Günümüzde fasıklar var mıdır? Varsa ne adına, kimin adına hizmet ediyorlardır?  Öyle ya son zamanlarda yaşadığımız haber bombardımanı içinde herhangi bir fasık haberi dikkatimizi çekti mi? Veya herhangi bir haberin aslını araştırma, doğrusunu öğrenme isteğimiz oluştu mu? Bilemiyorum ama belki de zihinlerimizde böyle bir duygu hiç oluşmadı. Tüm duyduklarımızın, işittiklerimizin doğru olduğunu kabul ettik. Fakat ben yinede şu ilahi uyarıyı burada zikretmeden sözlerimi bitirmek istemiyorum.  Olup bitenleri kabullenme, doğruluğuna inanma noktasında bize bir ölçü olur.Hucurat suresi altıncı ayette Rabbimiz bizleri şöyle uyarıyor. “Ey İman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”
Ekleme Tarihi: 20 Aralık 2016 - Salı
Vahit KOÇ

FASIKLAR HZ. MUHAMMED (SAV) DÖNEMİNDE Mİ KALDI?

Bundan birkaç yıl önce ard arda iki haber okumuştum. Birinde Amerika  Orta Doğu’ya yayın yapacak Arapça bir haber kanalı kuracak. Diğeri de sanal alemde yine Orta Doğu halklarını yönlendirmek için siteler kurulması, hesaplar açılması amacıyla bütçeden şu kadar pay ayrılacak diye.
O zaman bu haberlerle ilgili boş bir uğraşı diye düşünmüştüm. Amerika’nın kurduğu bir haber kanalı …  Açık açık ortada olduğu için “kim inanır, kim yutar?”
 Amerika’nın  Afganistan’ı  işgali sırasında el- Cezire denilen bir kanal ortaya çıktı. Amerika ya dikleşiyor,  güya onun aleyhine olan haberler döktürüyor. Amerika ile kavga ediyor. Amerika ise Katar’a yalvarıyor. “Şunu susturun. Yoksa bombalayacağım” falan. Bu dikleşmeler esnasında gittikçe daha çok ilgi çekiyor, taraftar topluyor. Sonra anlıyoruz ki –tabi anlayanlar-bu haber kanalı o kanal.
Gündem oluşturmak, bölge halklarını yönlendirmek açısından hükümetlerden, devletlerden bile öne geçebilen bir takım sitelerin ve hesapların olduğunu da hissedebiliyoruz. Hatta biraz daha derinden okuyabildiğimizde görebiliyoruz.
Bu gün sanal ortamda insanlara ulaşmak, onları istenilen bilgi ile donatmak o kadar kolay ki. Eğer olup bitenleri bir “yol” üzerinden, yani olayların geçmişi ve gelecekte varacağı nokta üzerinden okuyamazsak sonucun ne olacağını, olayların nereye varacağını anlamamız mümkün değil. Çünkü daha sonraki karşılaşacağımız yönlendirmelere vakıf değiliz. Son aşamada üzerimizden nasıl bir hesabın yapıldığını da bilemiyoruz. Olup bitenlerin iç yüzünü anladığımızda da iş işten geçmiş oluyor.
Mesela yakın geçmişte yaşadığımız bir uçak düşürme hadisesi…  Sanaldaki gidişimiz… Ve sonrası… Meğer “bir çok farklı hesapların işin içinde olduğu bir oyunmuş, tuzakmış” diyebiliyoruz.
Yine daha yakın bir zamanda yaşadığımız 15 Temmuz darbe teşebbüsü... Eğer gerçekleştirilmiş olsaydı milletimiz için, bölgemiz için, hatta belki de dünya için çok ağır sonuçları olabilecek bir hadise.
Peki arkasındaki güç veya güçler olarak basit bir soru sorduğumuzda…  Birbirimizi ortak düşmanlara karşı koruma adına, aynı ortak hedeflere birlikte yürüme adına ittifak yaptığımız ülkeler işin tam ortasında. İncirliğin uçakları… Amerika’sı,  Avrupa’sı… Sanki suçlu, direnenler yani bizleriz.
 Asıl söylemek istediğim şu .. Şu andaki hesapların çok azı hariç kimse bizi bu ülkelerin kalleşliği üzerinde düşünmeye, bu ülkelerin hile ve tuzakları üzerinde uyanık olmaya çağırmıyor. Hadi bu işin hesabını en kalabalık protestolarla bunlara soralım demiyor.
“Hey müttefikler! Nasıl olur da siz bize namlu doğrultan, canımızı yakan, askerimizi, polisimizi şehit eden eşkıyalara  arka çıkarsınız.” diye elçiliklerinin veya konsolosluklarının önüne çağırmıyor
Esasında şunu görebiliyoruz.  Bunlar 15 Temmuzda, darbe yoluyla yönetimi, idareyi Amerika’ya bağlayacaklardı.  Şimdi de değişik bir yol deniyorlar. Bu olup bitenlerin ardından Türkiye’ye farklı bir alan açan ülkelere karşı şiddetli tepkiler ortaya koyarak, Türkiye’yi yine Amerika’ya, Batıya mahkum etmek.
Olup bitenlerin hakikatini anlamanın yolu, haber kaynağı olarak görev üslenmiş olan bu fasıkların sadece Hz Muhammed (SAV) döneminde kalmadığını, onların her daim var olduğunu kabul etmek.
O zaman günümüzü de sorgulamamız gerekmez mi? Günümüzde fasıklar var mıdır? Varsa ne adına, kimin adına hizmet ediyorlardır?  Öyle ya son zamanlarda yaşadığımız haber bombardımanı içinde herhangi bir fasık haberi dikkatimizi çekti mi? Veya herhangi bir haberin aslını araştırma, doğrusunu öğrenme isteğimiz oluştu mu? Bilemiyorum ama belki de zihinlerimizde böyle bir duygu hiç oluşmadı. Tüm duyduklarımızın, işittiklerimizin doğru olduğunu kabul ettik. Fakat ben yinede şu ilahi uyarıyı burada zikretmeden sözlerimi bitirmek istemiyorum.  Olup bitenleri kabullenme, doğruluğuna inanma noktasında bize bir ölçü olur.
Hucurat suresi altıncı ayette Rabbimiz bizleri şöyle uyarıyor. “Ey İman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.