Yine 627 yılının böyle bir Mart ayı… Mekkeliler Arap yarımadasındaki tüm kabileleri, gurupları, hizipleri yanlarına alarak Müslümanların işini bu sefer bitirmek amacıyla Medine’ye yürüdüler.
Kur’an bu savaşı hiziplerin, birçok kabilenin bir araya gelmesiyle oluşan birlikteliğe dikkat çekerek Ahzap ismiyle anar. Ama öte yandan İranlı Selman-ı Farisi’nin teklifi üzere şehrin etrafının hendekle çevrilmesinden dolayı da Hendek Savaşı olarak isimlendirilir.
Biz burada bu savaşın detaylarını zikredecek değiliz. Ancak bu savaş Mekkeli müşriklerin Müslümanları bertaraf etme, ortadan kaldırma hayallerini yok etmiş, yirmi yedi günlük muhasaranın ardından bütün ümitleri kırılmış bir şekilde Mekke’ye dönmelerine sebep olmuştur.
Bundan böyle atağa kalkma sırası Müslümanlara geçmiştir. Ve 630 yılının ocak ayında da Mekke Müslümanlar tarafından fethedilmiş, Müslümanlar o dönemde gerçekten ulaşılması zor bir hedefe ulaşmışlardır.
İnsanlık tarihinde meydana gelen bazı olaylar Dünya'nın toplumsal değişimler yaşamasına sebep olmuştur. Mekke’nin fethi de bu olaylardan biridir. 610 yılında Hira Mağarasında bir kişiyle başlayan bir dava yirmi yıl sonra Mekke’nin fethedilmesiyle kemale eriyor. Düşünebiliyor musunuz? Bir insan sekiz yıl önce çıkarıldığı veya hicret etmek zorunda kaldığı bir şehri sekiz yıl sonra bir ordunun komutanı olarak fethediyor.
Benim asıl söylenmek istediğim şu; Mekke fethedildikten sonra Arap yarımadasının dört bir yanından insanlar bölük bölük, fevc fevc İslam’a giriyor, İslam’ı din olarak kabul ediyorlar. Bu durumu Allah Nasr suresi üzerinden şöyle dile getiriyor:
“Allahın yardımı ve fethi geldiği zaman… Ve insanların Allah’ın dinine bölük bölük, dalda dalga girdiğini gördüğün zaman…"
Böyle bir manzarayı zihninizde tasavvur edin. O zamana kadar Müslüman olmamış olan insanlar Mekkenin fethinden sonra akın akın Müslüman oluyor.
O dönem Müslüman olanlara şu soru soruluyor. “Siz bu zamana kadar Müslüman olmadınız da neden şimdi Müslüman oluyorsunuz?”
Bu soruya verilen cevap;
“Biz” diyorlar ” Bekledik... Dur bakalım Allah kimden yana. Abdullah’ın yetimi Muhammet’ten yana mı, yoksa Mekke’nin ulularından yana mı? Mekke fethedilince anladık ki Allah, Abdullah’ın yetimi Muhammet’ten yanaymış ve biz de onun tebliğ ettiği dini kabul ettik.”
Evet… Bu gün biz Müslümanların yaşadığı coğrafyada gerçekleşen, arkasında da büyük sosyal hadiselerin barındığı savaşın zihinlere düşürdüğü -bazılarına göre olumlu bazılarına göre de olumsuz- beklentiler var. Bu savaş sonucunda Amerika /İsrail’in başı çektiği emperyalist azgınlar kazanır ve bölgemize, hatta dünyaya hakim olurlarsa… Ya da bu azgınlar karşısında İran ve onunla beraber direnenler galip gelirse… gibi.
Dur bakalım… Eğer Amerika/ İsrail’in öncülük yaptığı gurup galip gelirse emperyal yapı vites yükselterek dünya halkları üzerine daha hırslı bir şekilde çökecekler.
Onlara karşı direnenler galip gelirse - ki öyle olacağına inancımız sonsuz- bu sefer de o azgınlar aparatlarıyla beraber tarihin çöplüğündeki yerini alacaktır. Ve Nasr suresinin zihinlerde canlandırdığı o tablo, yer yüzü ölçeğinde tekrar gerçekleşmiş olacaktır.