Bazı karşılaşmalar vardır; planlı değildir ama iz bırakır. Osmanbey’de yaşadığım tam olarak buydu. Tuğba Duran’la önce Instagram’da konuştuk. “İstanbul’a gelince görüşelim,” demiştim. Geldi. Aradı. Ben kafede beklerken bir anda karşıma dikildi. “Raif, bekle geliyorum,” dedi. Döndüğünde elinde kahve vardı, bir de tatlı… “Konuşalım diye,” dedi. O an şunu düşündüm: Detayları düşünen insanlar, hayatta da detayları kaçırmaz. Oturduk, muhabbet başladı. Bir an gözlerine baktım. Uzun uzun değil, bir saniye belki ama yetti. Çünkü o gözlerde yüksek bir potansiyel gördüm. Hedefine kilitlenmiş, o hedef uğruna konforunu feda etmeye hazır bir kadın duruyordu karşımda. Tuğba Duran İstanbul’a gezmeye gelmiş biri gibi değil; çalışmaya, koşmaya, mücadele etmeye gelmiş biri. Zamanı programlı, günleri dolu, bir yerden bir yere geçerken bile aklı bir sonraki adımda.
Avusturya Viyana doğumlu, 35 yaşında, Samsunlu ve Çerkes. Terazi burcu ama yükseleni Akrep. O yüzden dışarıdan zarif, içeride fırtınalı. Müziğe 2021 yılında başlıyor, bugün dijital platformlarda altı şarkısı var ve durmuyor; yeni şarkısının klibi yolda. 2025 Klass Model yarı finalinde jüri, final günü ise ilk kez sahnede. Hiç heyecanlanmıyor. Çünkü bazı insanlar sahneye çıkmaz, sahne onların etrafında kurulur. “Son Kez” adlı yeni şarkısı ve sahne performansı beğeniliyor, sahne teklifleri geliyor ama Tuğba için bu bir alkış meselesi değil; bu bir yol meselesi.

Müzik, oyunculuk ve senaristlik… Bunlar onun yetenekleri değil sadece, besin kaynakları. Üretmediği zaman eksilenlerden. Viyana’da oyunculuk eğitimleri alıyor, hayalini ertelemiyor, üstüne gidiyor. Mayıs 2025’te Azerbaycan’da Diamonds of Azerbaijan Ödül Töreni’nde “Avusturya’nın Başarılı Sanatçısı” ödülünü alıyor. Ardından ilk kısa filmi geliyor: Kader Çizgisi. Senaryosunu yazıyor, oyunculuğunu yapıyor ve filmi Cannes Kısa Film Festivali’ne yarışma için gönderiyor. Şimdi geri dönüşleri bekliyor, sonra diğer festivaller. Bu bir “denedim” hikâyesi değil, bu bir inşa hikâyesi.
Viyana artık ona dar geliyor. Monoton, sessiz, akşamdan sonra hayat bitiyor. İstanbul ise tam tersi; gürültülü, kaotik, canlı, büyüleyici. Ne zaman İstanbul’a gelse geri dönmek istemiyor çünkü bazı şehirler insanı yormaz, uyandırır. Astrologlar doğum haritasına bakmış, “Bir gün herkes tarafından tanınacaksın,” demişler. Tuğba buna şaşırmıyor çünkü bunu zaten hissediyor. Küçük yaşlardan beri kameraya karşı bir zaafı varmış; ailesi de, öğretmenleri de fark etmiş. Bazı insanlar yolunu sonradan seçer, bazıları ise o yol için doğar.
Yazıyı bitirirken şunu net söyleyebilirim: Tuğba Duran’la konuşurken insan şunu hissediyor; bu kadın henüz tüm kartlarını açmadı. Ama açtığında sesiyle, yüzüyle, kalemiyle ve duruşuyla çok net bir iz bırakacak. 2025 onun emek yılı, 2026 ise sonuç yılı olacak gibi duruyor. Bana sorarsanız Tuğba Duran “ünlü olmak” isteyenlerden değil, iz bırakmak isteyenlerden. Bazı kadınlar sessiz yürür ama geçtikleri yerin yönünü değiştirir. Tuğba Duran tam olarak onlardan biri.