Raif Akyüz
Köşe Yazarı
Raif Akyüz
 

Bir Psikolog, Bir Sanatçı Ruh ve Bir Kadın Duruşu: Ebru Demirhan

Bazı insanlar vardır; odaya girdiklerinde yalnızca varlıklarıyla bir atmosfer kurarlar. Seslerini yükseltmezler ama bakışları konuşur. Nişantaşı’nda bir kahve masasında Psikolog Ebru Demirhan ile karşı karşıya oturduğumda tam olarak bunu hissettim. Kahvelerimizi söyledik. Masanın karşısında; idealleri olan, hedeflerini ertelemeyen, bunun için mücadele etmeyi göze almış, kalbi tertemiz, sade ama derin bir kadın vardı. Kaliteli vakti bir lüks değil, bir yaşam disiplini olarak görenlerden. Gösterişten uzak ama etkileyici. Sakin ama güçlü. Estetikle disiplini aynı bedende taşıyabilen nadir insanlardan. Ebru Demirhan, psikolojiyi yalnızca bir bilim dalı olarak değil; insan ruhunun estetikle, bedenle ve ifade biçimleriyle kurduğu ilişki üzerinden okuyan bir psikolog. Ancak bu okuma, teorik bir merakın ötesinde. Onun için sanat; ruhu anlamanın alternatif bir dili, sözcüklerin yetmediği yerde devreye giren bir bilinç alanı. Psikolojiyle sanatı iki ayrı kulvar olarak değil, aynı merkezden beslenen iki güçlü damar olarak görüyor. 2018 yılında psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra klinik alanda çalışmaya başlamış. Yetişkin, genç yetişkin, ergen ve çiftlerle; bireysel terapi, çift terapisi ve aile danışmanlığı alanlarında deneyim kazanmış. Ancak onu meslektaşlarından ayıran asıl fark, insanı yalnızca anlattıklarıyla değil; nasıl sustuğuyla, bedeninin ne söylediğiyle ve bakışlarının nerede durduğuyla da okumaya çalışması. Klinik koltukta insanların hikâyelerine tanıklık ederken, kendi hayatında sanatı bir hobi ya da vitrin unsuru olarak değil, düşünsel bir alan olarak konumlandırmış. Kamera önü deneyimleri, oyunculukla kurduğu temas ve 2023–2025 yılları arasında sürdürdüğü freelance modellik; onun ifade biçimleri, beden dili, algı ve temsil üzerine derin bir farkındalık geliştirmesini sağlamış. Bu deneyimler, yalnızca estetik değil; insanın kendini nasıl sunduğu, nasıl algılandığı ve nasıl içselleştirdiği üzerine güçlü bir bilinç kazandırmış. Fotoğraf karelerinde yalnızca bir yüz değil, bir ruh hâli, bir iç dünya taşıyabilmesi tesadüf değil. Çünkü Demirhan için sanat, görünür olanın ardındaki duyguyu yakalama çabası. Psikolojiyle sanatın kesiştiği o ince hatta, kontrollü ama sezgisel bir estetik duruş var. Bu duruş, onun terapi pratiğine de sızıyor; danışanın yalnızca anlattıklarını değil, anlatamadıklarını da duyabilen bir alan açıyor. Klinik pratiğinde; kaygı bozuklukları, panik atak, depresyon, travma ve travma sonrası stres, öfke kontrolü, obsesif belirtiler, sosyal fobi, ilişki ve evlilik sorunları, bağlanma problemleri, özgüven ve özdeğer çalışmaları üzerine yoğunlaşıyor. Ancak yaklaşımı mekanik değil. Onun terapisi, bireyin içsel kaynaklarını hatırlamasını, duygusal dengeyi yeniden kurmasını ve daha işlevsel ilişkiler geliştirmesini hedefleyen çok katmanlı bir yolculuk. Mesleki gelişimi bir zorunluluk değil, bir yaşam disiplini olarak görüyor. Farklı psikoterapi yaklaşımları, klinik görüşme teknikleri, vaka analizleri, süpervizyon süreçleri ve etik temelli uygulamalarla donanımını sürekli güncelliyor. Online ve yüz yüze danışan görüyor; terapi sürecini kişiye özgü, güven temelli ve derinlikli bir yapı üzerine kuruyor. Aynı zamanda sınav kaygısı, stres yönetimi, etkili iletişim ve psikolojik dayanıklılık konularında eğitimler ve seminerler vererek bilgisini toplumla paylaşıyor. Hayatında beden ve hareket önemli bir yer tutuyor. Disiplinli bir spor geçmişi var. Fitness, pilates, dans, doğa yürüyüşleri… Bunlar onun için yalnızca fiziksel aktiviteler değil; bedenle zihin arasındaki köprüyü canlı tutan ifade alanları. Bedeniyle kurduğu bu bilinçli ilişki, hem sanatçı hem de terapist kimliğini besliyor. Balık burcu olmasının getirdiği sezgisellik, empati ve derinlik; onu insanları yargılamadan anlayabilen, duyguların ardındaki gerçek ihtiyacı görebilen bir psikolog yapıyor. Terapi odasında yarattığı güvenli alan; bilimsel donanımın, sezgisel farkındalığın ve sanatsal duyarlılığın dengeli bir bileşimi. Geleceğe dair hedefleri net ve iddialı: Psikoloji ve sanatı daha görünür biçimde bir araya getiren üretimler yapmak, ruhsal iyilik hâlini destekleyen çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak ve hem klinik hem de eğitsel alanda etkisini büyütmek. Nişantaşı’ndaki o kahve masasından kalkarken şunu düşündüm: Bazı kadınlar yalnızca meslek sahibi değildir; bir imaj, bir duruş, bir bakış biçimi taşırlar. Ebru Demirhan da onlardan biri. Sessiz ama iddialı. Estetik ama güçlü. Ve belli ki bu hikâye daha yeni başlıyor.
Ekleme Tarihi: 21 Aralık 2025 -Pazar

Bir Psikolog, Bir Sanatçı Ruh ve Bir Kadın Duruşu: Ebru Demirhan

Bazı insanlar vardır; odaya girdiklerinde yalnızca varlıklarıyla bir atmosfer kurarlar. Seslerini yükseltmezler ama bakışları konuşur. Nişantaşı’nda bir kahve masasında Psikolog Ebru Demirhan ile karşı karşıya oturduğumda tam olarak bunu hissettim. Kahvelerimizi söyledik. Masanın karşısında; idealleri olan, hedeflerini ertelemeyen, bunun için mücadele etmeyi göze almış, kalbi tertemiz, sade ama derin bir kadın vardı. Kaliteli vakti bir lüks değil, bir yaşam disiplini olarak görenlerden.

Gösterişten uzak ama etkileyici. Sakin ama güçlü. Estetikle disiplini aynı bedende taşıyabilen nadir insanlardan.

Ebru Demirhan, psikolojiyi yalnızca bir bilim dalı olarak değil; insan ruhunun estetikle, bedenle ve ifade biçimleriyle kurduğu ilişki üzerinden okuyan bir psikolog. Ancak bu okuma, teorik bir merakın ötesinde. Onun için sanat; ruhu anlamanın alternatif bir dili, sözcüklerin yetmediği yerde devreye giren bir bilinç alanı. Psikolojiyle sanatı iki ayrı kulvar olarak değil, aynı merkezden beslenen iki güçlü damar olarak görüyor.

2018 yılında psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra klinik alanda çalışmaya başlamış. Yetişkin, genç yetişkin, ergen ve çiftlerle; bireysel terapi, çift terapisi ve aile danışmanlığı alanlarında deneyim kazanmış. Ancak onu meslektaşlarından ayıran asıl fark, insanı yalnızca anlattıklarıyla değil; nasıl sustuğuyla, bedeninin ne söylediğiyle ve bakışlarının nerede durduğuyla da okumaya çalışması.

Klinik koltukta insanların hikâyelerine tanıklık ederken, kendi hayatında sanatı bir hobi ya da vitrin unsuru olarak değil, düşünsel bir alan olarak konumlandırmış. Kamera önü deneyimleri, oyunculukla kurduğu temas ve 2023–2025 yılları arasında sürdürdüğü freelance modellik; onun ifade biçimleri, beden dili, algı ve temsil üzerine derin bir farkındalık geliştirmesini sağlamış. Bu deneyimler, yalnızca estetik değil; insanın kendini nasıl sunduğu, nasıl algılandığı ve nasıl içselleştirdiği üzerine güçlü bir bilinç kazandırmış.

Fotoğraf karelerinde yalnızca bir yüz değil, bir ruh hâli, bir iç dünya taşıyabilmesi tesadüf değil. Çünkü Demirhan için sanat, görünür olanın ardındaki duyguyu yakalama çabası. Psikolojiyle sanatın kesiştiği o ince hatta, kontrollü ama sezgisel bir estetik duruş var. Bu duruş, onun terapi pratiğine de sızıyor; danışanın yalnızca anlattıklarını değil, anlatamadıklarını da duyabilen bir alan açıyor.

Klinik pratiğinde; kaygı bozuklukları, panik atak, depresyon, travma ve travma sonrası stres, öfke kontrolü, obsesif belirtiler, sosyal fobi, ilişki ve evlilik sorunları, bağlanma problemleri, özgüven ve özdeğer çalışmaları üzerine yoğunlaşıyor. Ancak yaklaşımı mekanik değil. Onun terapisi, bireyin içsel kaynaklarını hatırlamasını, duygusal dengeyi yeniden kurmasını ve daha işlevsel ilişkiler geliştirmesini hedefleyen çok katmanlı bir yolculuk.

Mesleki gelişimi bir zorunluluk değil, bir yaşam disiplini olarak görüyor. Farklı psikoterapi yaklaşımları, klinik görüşme teknikleri, vaka analizleri, süpervizyon süreçleri ve etik temelli uygulamalarla donanımını sürekli güncelliyor. Online ve yüz yüze danışan görüyor; terapi sürecini kişiye özgü, güven temelli ve derinlikli bir yapı üzerine kuruyor. Aynı zamanda sınav kaygısı, stres yönetimi, etkili iletişim ve psikolojik dayanıklılık konularında eğitimler ve seminerler vererek bilgisini toplumla paylaşıyor.

Hayatında beden ve hareket önemli bir yer tutuyor. Disiplinli bir spor geçmişi var. Fitness, pilates, dans, doğa yürüyüşleri… Bunlar onun için yalnızca fiziksel aktiviteler değil; bedenle zihin arasındaki köprüyü canlı tutan ifade alanları. Bedeniyle kurduğu bu bilinçli ilişki, hem sanatçı hem de terapist kimliğini besliyor.

Balık burcu olmasının getirdiği sezgisellik, empati ve derinlik; onu insanları yargılamadan anlayabilen, duyguların ardındaki gerçek ihtiyacı görebilen bir psikolog yapıyor. Terapi odasında yarattığı güvenli alan; bilimsel donanımın, sezgisel farkındalığın ve sanatsal duyarlılığın dengeli bir bileşimi.

Geleceğe dair hedefleri net ve iddialı: Psikoloji ve sanatı daha görünür biçimde bir araya getiren üretimler yapmak, ruhsal iyilik hâlini destekleyen çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak ve hem klinik hem de eğitsel alanda etkisini büyütmek.

Nişantaşı’ndaki o kahve masasından kalkarken şunu düşündüm:

Bazı kadınlar yalnızca meslek sahibi değildir; bir imaj, bir duruş, bir bakış biçimi taşırlar.

Ebru Demirhan da onlardan biri.

Sessiz ama iddialı.

Estetik ama güçlü.

Ve belli ki bu hikâye daha yeni başlıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.