Ayşen ENGİN
Köşe Yazarı
Ayşen ENGİN
 

ÜÇ KIZ KARDEŞ

                Kızılderililerin toprak ve doğa konusunda bir bilge olduğunu çoğunuz biliyorsunuzdur. Türk kökenli olduğunu düşünmemize neden olan bir özellikleri de bu yönleri olsa gerek. Toprakla  ilgili en çok ilgimi çeken bir uygulamaları da ‘Üç Kızılderili Kız Kardeş’ uygulamaları.                 Kızılderililer bazı bitkilerin tıpkı üç kız kardeş gibi birlikteyken daha güzel büyüdüklerini fark etmişler. Tabi yıllarca süren gözlem, tecrübe ve bunun sonucunda oluşan bilgelikle.                 Üç kız kardeş, ilk kez Haudenosaunee kabilesi ile  ortaya çıkmış bir tarım  uygulaması. Antik bir uygulama, yani çok çok eskilere dayanıyor ve güzel sonuç veriyor. Hatta Amerika’da okullarda Amerikan yerlileri yani Kızılderililer hakkında bilgi verilirken bile bu konu üzerinde duruluyor. Peki nedir bu üç kız kardeş olayı?                 Üç kız kardeş , aslında hepimizin bildiği üç sebze ; Mısır, kabak ve fasulye. Amerikan yerlilerinden Haudenosaunee kabilesi bu üç bitkinin tohumunu yan yana dikerlermiş. Çünkü bir aradayken bu üç bitki çok daha güzel ve verimli olurmuş. Nasıl mı? Şöyle anlatayım; Mısır, fasulyenin tırmanması için ‘sırık’ görevi görüyor. Yani mısırla birlikte ekildiğinde fasulyenin tırmanması için bir sırık ya da tahta çubuklarla uğraşmaya gerek kalmıyor. Fasulye, toprağa azot bağlayarak diğer ikisine ‘besin sağlıyor’. Kabak, geniş yapraklarıyla, her ikisinin de köklerine gölge yaparak ‘doğal malçlama’ yaparak ( yani doğal bir zemin katmanı oluşturarak), hem yabancı otların gelişmesini engelliyor, hem de toprağın neminin  buharlaşma yoluyla kaybolmasını önlüyor. Ayrıca, dikenli yapraklarıyla, diğer iki kardeşi düşman yırtıcılara karşı koruyor.        Kökleriyle de, simbiyoz (ortak)  bir ilişki içine giren bu üçlüyü, aynı yemekte değerlendirmek, birbirlerinde eksik olan besin maddelerinin tamamlanmasına da yarıyor. Mısır, gerekli  aminoasitleri sağlarken, fasulye de, protein bakımından zenginlik katıyor. En son olarak kabak da, vitamin desteği veriyor.                 En ilginci de bunu yüzyıllar öncesinde daha tüm bu kimyasal kelimeler, terimler bilinmezken, yerliler fark ediyor ve uyguluyor. Aslında bir nevi organik tarımı öğretiyorlar. Bir tarafı düzeltirken, başka yönden zarar veren ziraai ilaçlar kullanmadan, tarım zararlıları olarak kabul edilen böcekleri uzaklaştırayım derken insanları da zehirleyen tarım ilaçlarına başvurmadan, hiçbir hormon, bitki coşturucu ya da bunun gibi doğal olmayan karışımlara gerek duymadan sadece üç bitkiyi , doğru şekilde bir araya getirerek  doğal, kolay ve organik tarım yapıyorlar. Ve buldukları isim de çok hoş gerçekten…Üç kız kardeş. Birbirine destek vererek birlikte büyüyen üç kız kardeş. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü bizim atalarımız da, tıpkı bu yerliler gibi tarım ve hayvancılık konusunda bilge fikirlere ve tecrübelere sahip. Onları dinleyen, bu bilgileri not edip geleceğe taşıyacak olan insanlar olmalı. Yılların tecrübesiyle kazanılmış bilgi birikimleri kaybedilmemeli. Çünkü, kimi zaman teknoloji temelli gelişmiş  yenilikçi fikirler, basit ama etkili, tecrübeyle sabit deneyimsel bilgilerle boy ölçüşemiyor. Her ikisini harmanlamak için de atalarımızın  bilgi birikimlerine sahip çıkmamız gerekiyor.
Ekleme Tarihi: 22 Mart 2021 - Pazartesi
Ayşen ENGİN

ÜÇ KIZ KARDEŞ

                Kızılderililerin toprak ve doğa konusunda bir bilge olduğunu çoğunuz biliyorsunuzdur. Türk kökenli olduğunu düşünmemize neden olan bir özellikleri de bu yönleri olsa gerek. Toprakla  ilgili en çok ilgimi çeken bir uygulamaları da ‘Üç Kızılderili Kız Kardeş’ uygulamaları.

                Kızılderililer bazı bitkilerin tıpkı üç kız kardeş gibi birlikteyken daha güzel büyüdüklerini fark etmişler. Tabi yıllarca süren gözlem, tecrübe ve bunun sonucunda oluşan bilgelikle.

                Üç kız kardeş, ilk kez Haudenosaunee kabilesi ile  ortaya çıkmış bir tarım  uygulaması. Antik bir uygulama, yani çok çok eskilere dayanıyor ve güzel sonuç veriyor. Hatta Amerika’da okullarda Amerikan yerlileri yani Kızılderililer hakkında bilgi verilirken bile bu konu üzerinde duruluyor. Peki nedir bu üç kız kardeş olayı?

                Üç kız kardeş , aslında hepimizin bildiği üç sebze ; Mısır, kabak ve fasulye. Amerikan yerlilerinden Haudenosaunee kabilesi bu üç bitkinin tohumunu yan yana dikerlermiş. Çünkü bir aradayken bu üç bitki çok daha güzel ve verimli olurmuş. Nasıl mı? Şöyle anlatayım; Mısır, fasulyenin tırmanması için ‘sırık’ görevi görüyor. Yani mısırla birlikte ekildiğinde fasulyenin tırmanması için bir sırık ya da tahta çubuklarla uğraşmaya gerek kalmıyor. Fasulye, toprağa azot bağlayarak diğer ikisine ‘besin sağlıyor’. Kabak, geniş yapraklarıyla, her ikisinin de köklerine gölge yaparak ‘doğal malçlama’ yaparak ( yani doğal bir zemin katmanı oluşturarak), hem yabancı otların gelişmesini engelliyor, hem de toprağın neminin  buharlaşma yoluyla kaybolmasını önlüyor. Ayrıca, dikenli yapraklarıyla, diğer iki kardeşi düşman yırtıcılara karşı koruyor.

       Kökleriyle de, simbiyoz (ortak)  bir ilişki içine giren bu üçlüyü, aynı yemekte değerlendirmek, birbirlerinde eksik olan besin maddelerinin tamamlanmasına da yarıyor. Mısır, gerekli  aminoasitleri sağlarken, fasulye de, protein bakımından zenginlik katıyor. En son olarak kabak da, vitamin desteği veriyor.

                En ilginci de bunu yüzyıllar öncesinde daha tüm bu kimyasal kelimeler, terimler bilinmezken, yerliler fark ediyor ve uyguluyor. Aslında bir nevi organik tarımı öğretiyorlar. Bir tarafı düzeltirken, başka yönden zarar veren ziraai ilaçlar kullanmadan, tarım zararlıları olarak kabul edilen böcekleri uzaklaştırayım derken insanları da zehirleyen tarım ilaçlarına başvurmadan, hiçbir hormon, bitki coşturucu ya da bunun gibi doğal olmayan karışımlara gerek duymadan sadece üç bitkiyi , doğru şekilde bir araya getirerek  doğal, kolay ve organik tarım yapıyorlar. Ve buldukları isim de çok hoş gerçekten…Üç kız kardeş. Birbirine destek vererek birlikte büyüyen üç kız kardeş. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü bizim atalarımız da, tıpkı bu yerliler gibi tarım ve hayvancılık konusunda bilge fikirlere ve tecrübelere sahip. Onları dinleyen, bu bilgileri not edip geleceğe taşıyacak olan insanlar olmalı. Yılların tecrübesiyle kazanılmış bilgi birikimleri kaybedilmemeli. Çünkü, kimi zaman teknoloji temelli gelişmiş  yenilikçi fikirler, basit ama etkili, tecrübeyle sabit deneyimsel bilgilerle boy ölçüşemiyor. Her ikisini harmanlamak için de atalarımızın  bilgi birikimlerine sahip çıkmamız gerekiyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kanava
(25.03.2021 16:19 - #72155)
Tebrikler
Ayşen Engin Teşekkür ederim hocam.:)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.