Yıldız Haber
Yıldız Haber
Bulutlu
Giresun · 16°C
Bizi Takip Edin
20 Ekim 2026 - 09:30

HRİSTİYANLARIN ÜÇÜNCÜ BİN YILDAKİ HEDEFLERİ

0 Okunma 0 Paylaşım
HRİSTİYANLARIN ÜÇÜNCÜ BİN YILDAKİ HEDEFLERİ

Hristiyanlarla Müslümanlar arasında yoğun bir mücadele var. Bu mücadele yalnızca ekonomik, kültürel, sosyal ve askerî değil, aynı zamanda Hristiyanlığın bütün dünyaya yayılmasıyla da ilgilidir.

Papa II. Jean Paul’ün 1999 yılında yayımladığı Asya’da Kilise adlı belgede, Hristiyanlığın ilk bin yılında Avrupa’nın, ikinci bin yılında ise Amerika ve Afrika’nın Hristiyanlaştırıldığına vurgu yapılırken üçüncü bin yılın hedefi olarak Asya gösterilmektedir.

Bu konu yalnızca söz konusu belgede dile getirilmiyor. Haim Nahum Doktrini’ne atfedilen bazı iddialarda da Anadolu’nun gelecekte Hristiyanlaştırılması hedefinden söz ediliyor.

Peki, bu konuyu neden dile getirmek istedim?

Yıllardır bu toplumda bazı çevreler tarafından sunulan İslam anlayışında bir çarpıklık var. Gençlik yıllarımızda hep dikkatimizi çekerdi: Bir filmde dinle ilgili bir sahne veya dindar bir tip gösterilecekse bunun sempati uyandıran, ilgi çeken bir karakter olması neredeyse imkânsızdı.

Aslında bugün de değişen pek bir şey yok. Gözlemlediğimiz ve sosyal medya üzerinden takip ettiğimiz kadarıyla gençlerin dine, özellikle de İslam’a ilgilerinin azaldığını görüyoruz. Üstelik bu durumun yüksek sesle ifade edildiğine de şahit oluyoruz.

Şu bir gerçek: Yeni düşünce ve inançların zihinlere yerleştirilebilmesi için mevcut olanın önce değersizleştirilmesi, hatta reddedilmesi gerekir. Belki de bu amaçla din adına ne kadar uçuk, saçma ve itici düşünce ve eylem varsa sosyal medya üzerinden habire gençlerin karşısına çıkarılıyor. Ve bunun tersi olarak da sosyal medyada Hristiyanlık yoğun bir şekilde anlatılıyor. Öyle bir anlatım sunuluyor ki işin aslını bilmeyenlerin bu anlatıların peşine takılmaması oldukça zor.

Geçenlerde bir İsa anlatısına şahit oldum. Günahlarımızdan arınmamız ve kurtuluşa ermemiz için kendini feda eden “Aziz Oğul” anlatısı… 

Zihinlerdeki mevcut din anlayışı toz duman edildikten sonra yerine yenisini yerleştirmek kolaylaşacaktır. Belki de yüz yıllık geçmişimizde dinin en çok konuşulan, tartışılan ve basitleştirilen konulardan biri olmasının arkasında böyle bir süreç vardır.

Ancak bütün bunların sebebini başkalarının sözlerinden ve eylemlerinden önce kendi sözümüzün etkisizliğinde, davranışlarımızın yanlışlığında aramak gerekir.

İslam’ın görünür değerlerini ortadan kaldırarak onları önce insanların gözünden, daha sonra da gönlünden silmeye yönelik davranışlara bir anlam verebiliriz. Fakat asıl tehlike, doğuracağı sonuçları kestirmenin güç olduğu başka bir durumdur.

Allah’la irtibatı olmayan birinin işlediği suç, insanları sadece o kişiden uzaklaştırabilir. Ancak kendisini dindar gösteren, Allah’la muhabbetini diliyle ifade eden birinin işlediği suçlar veya bir ucu toplumun menfaat ve çıkarlarına dokunan günahlar ise insanları hem o kişiden, kişilerden hem de o kişi veya kişilerin temsil ettiklerini düşündükleri din anlayışından uzaklaştırır. Belki de doğrudan dinden uzaklaştırır...

Bu durum da adamların hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırır.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!