Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 15°C
Bizi Takip Edin
06 Ekim 2026 - 10:10

TOLSTOY'UN SORUSU: "İNSAN NİÇİN YAŞAR?"

0 Okunma 0 Paylaşım
TOLSTOY'UN SORUSU: "İNSAN NİÇİN YAŞAR?"

Hayatın bütün telaşının, kazanma hırsının, makamların, servetin ve günlük koşuşturmanın ardında aslında tek bir soru vardır: Bunca çaba ne için? İnsan niçin yaşar?

Bu sorunun peşine düşenlerden biri de meşhur Rus yazar Tolstoy’dur. O, hayatının önemli bir bölümünde bu sorunun cevabını bilimde, felsefede ve dinde arar. Sonunda ulaştığı kanaat oldukça yalındır: İnsan, kutsal bildiği o mükemmel varlıkla bütünleşmek ve insana hizmet etmek için yaşar.

Tolstoy’un bu tespiti aslında insan hayatının iki temel yönüne işaret eder: Yukarıya, yani Allah’a yönelmek; yana ve çevreye, yani insana yönelmek. Biri insanın Rabbiyle ilişkisini, diğeri ise insanın diğer insanlarla ilişkisini ifade eder.

Kur’an’ın ortaya koyduğu hayat anlayışında da benzer bir bütünlük görülmektedir. Kur’an sık sık “iman edip salih amel işleyenler” ifadesini kullanır.

İman, insanın Allah ile olan bağını; salih amel ise bu bağın insanın hayatına ve çevresine yansımasını ifade eder. Salih amel; başta insan olmak üzere bütün canlılara ve varlıklara karşı güzel, faydalı ve yapıcı davranmaktır. Biz çoğu zaman ibadetleri de salih amel kavramının içine yerleştiririz. Oysa burada iki farklı yönü birbirinden ayırmak gerekir: İbadet, kulun Allah ile olan ilişkisini; salih amel ise Allah’la kurduğu bu ilişkinin hayata yansımasını ifade eder.

Bu açıdan namaz, kulun Rabbiyle kurduğu bağın en sistematik ve düzenli biçimidir. Namazda kul Allah’ın huzurunda durur, O’na yönelir; derdini, sıkıntısını ve ihtiyaçlarını O’na arz eder. Namaz, sadece yerine getirilmesi gereken bir görev değil, kulun Rabbiyle buluştuğu bir muhabbet mekânıdır.

Namaz bize çoğu zaman bir sorumluluk, borç ve mutlaka yerine getirilmesi gereken bir vazife olarak sunulmuştur. Biz de ona çoğunlukla bu pencereden bakmışızdır. Oysa namazı bir muhabbet, bir buluşma ve Allah’a yöneliş olarak görebilsek, ona yaklaşımımız çok daha canlı, derin ve aynı zamanda bizi şekillendirici olacaktır.

Çünkü namaz Allah’la kurulan bağı güçlendirir; salih amel ise bu bağın hayata yansımasıdır. Allah’a yönelen insanın bu yönelişi, insanlara ve bütün varlıklara karşı davranışlarında kendisini göstermelidir. Güzel davranışların bu dünyada da insana huzur ve mutluluk olarak dönüşü vardır.

Nitekim Allah şöyle buyuruyor: “Erkek veya kadın, mümin olarak salih bir amel işlerse, ona mutlaka hoş ve temiz bir hayat yaşatacağız.” (Nahl, 97)

Nerede? Bu dünyada. Öbür taraf elbette ayrı. Allah insana yalnızca öte dünyada cennet vaat etmiyor; bu dünyada da cennetini yaşamanın yollarını gösteriyor.

Bunun en açık örneklerinden biri namaz ve zekâtın birlikte zikredilmesidir. Namaz, kulun Allah’ın rızasına ve hoşnutluğuna yönelişiyken zekât, sahip olduklarını başkalarıyla paylaşarak onların gönlünde yer edinmesinin yollarından biridir.

Çünkü paylaşmak, başka gönüllerde yer edinmektir. Gönüllerde yer edinmek ise dile getirilen duaların yanında dillendirilmeyen duaya da talip olmak demektir.

Burada paylaşmak ve paylaşmamak noktasında, medeniyet kavramıyla ifade edilebilecek iki farklı hayat anlayışı ortaya çıkar.

Biri, başkalarının sahip olduklarına göz dikip onları kendi cebine, kasasına nasıl aktaracağının hesabını yapar; bunun için kulüpler kurar. Diğeri ise kendi imkânlarını ihtiyaç sahiplerine nasıl ulaştıracağının hesabını yapar; kendisi olmasa bile paylaşımın devam etmesi için vakıflar kurar.

Birinde başkasının varlığına el koyma, diğerinde sahip olduklarını paylaşma anlayışı vardır.

Evet… Birileri gönüllerde yer bulup hayırla anılmanın huzuru içinde yaşarken, diğerleri hem ilahî hoşnutluğu yakalayamamanın hem de gönüllerde yer bulamamanın sıkıntısı içinde yaşar.

Ve Tolstoyu anıyoruz. Ne mutlu sana ki insanın niçin yaşaması gerektiğini ararken, bu ilahî hakikatin izine ulaşmışsın.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!