Bazı kapılar gürültüyle açılır. Bazıları ise sessizce… Fark ettirmeden insanın hayatına girer. Yazarhane de bana göre işte o ikinci türden bir kapı. İlk bakışta bir edebiyat topluluğu gibi görünür. Oysa içine adım attığınızda anlarsınız ki burası sadece yazı yazılan bir yer değil;aynı zamanda insanların birbirini kelimelerle iyileştirdiği, geliştirdiği ve cesaretlendirdiği bir gruptur.
Bugün sosyal medyada her şey çok hızlı tüketiliyor. Bir cümle yazılıyor, birkaç saniye sonra unutuluyor. Oysa iyi bir metin emek ister, düşünmek ister, beklemek ister. Yazarhane’nin en kıymetli tarafı da belki tam burada başlıyor. İnsanlara yalnızca “yaz” demiyor; “düşün, hisset ve kelimelerinin gücüne güven” diyor.
Yazmanın yalnızca yetenek işi olduğunu sanırız çoğu zaman. Oysa yazmak, biraz da cesaret işidir. İlk cümleyi kurabilmek, eleştiriye açık olabilmek, eksiklerini görebilmek… İşte bunların hepsi bir okulun değil, iyi bir topluluğun kazandırabileceği alışkanlıklardır. Yazarhane, tam da bu yüzden birçok kişi için bir grup değil, bir yol arkadaşlığına dönüşmüştür.
Burada şiir de var, öykü de… Roman üzerine tartışmalar da var, kahkahalarla geçen sohbetler de… Bazen tek bir cümle saatlerce konuşuluyor; bazen tek bir kelime, koca bir metni yeniden yazdırıyor. Çünkü iyi yazının aceleye gelmediğini bilen insanlar aynı masanın etrafında buluşuyor. Harman şiir nedir duydunuz mu mesela? Yazarhane bunu çok çok iyi yapıyor. Tek bir kelimeden bile doğaçlama harman şiirler, hikayeler oluşturabiliyor.
Belki de en güzeli şu: Kimse burada yalnız değil. Bir metin beğenildiğinde alkışlanıyor, eksik bulunduğunda ise kırılmadan geliştiriliyor. Rekabetten çok dayanışmanın olduğu böyle ortamlar, günümüzde giderek daha da değerli hâle geliyor. Birbirinin yazdıklarını gerçekten okuyan, acısıyla acılanıp , neşesiyle mutlu olan, başarısıyla gururlanan insanlardan oluşuyor Yazarhane.
Yazarhane’nin bana hatırlattığı en önemli gerçek ise şu: Yazmak yalnızca kalemin kâğıda değmesi değildir. Yazmak; dinlemektir, anlamaktır, vazgeçmeden yeniden denemektir. Ve bazen insan, başkasının cümlesinde kendi sesini bulur.
Belki de bu yüzden Yazarhane’nin en büyük başarısı, yazarları tanıtmaktan ziyade yazana ilham olup motive edebilmeyi ve iyi dostluklar geliştirmeye çalışması. Çünkü güçlü edebiyatın temelinde önce güçlü bir bakış açısı vardır, anlayışlı, empatik bir duygu insanı olmak vardır.
Kelimeler dünyayı tek başına değiştiremeyebilir. Ama bir insanı değiştirebilir. Bir insan değiştiğinde ise dünya, onun kadar değişmeye başlar. Yazarhane’nin en sessiz ama en güçlü etkisi de belki tam olarak budur. Siz değerli okuyuculara her hafta bir yazımda bir Yazarhane üyesini ve çalışmalarını tanıtacağım. Onları tanıdıkça Yazarhane ruhunu çok daha net anlayacağınıza inanıyorum.Yapılan çalışmaları merak eden edebiyat dostları “yazarhane369” instagram sayfasından da grubun edebiyat etkinliklerini takip edebilirler.