Ayşen ENGİN
Köşe Yazarı
Ayşen ENGİN
 

KESKİN BIÇAK

Zamanın birinde, bir şehir ve bu şehrin kendi zamanının şartlarında yaşayan bir halkı varmış. Bu şehirde yaşayan bir ailenin bir gün bir çocukları dünyaya gelmiş. Coşkuyla karşılanan bu bebek, aylar geçtikçe, beraberinde uykusuz geceler, yorucu saatler de getirmeye başlamış ve anne babası onu oyalayacak bişeyler aramaya koyulmuş. Ne yapıp etseler de çocuk geceleri ağlıyor, uyumuyor, gündüz yemeğini yedirirken zorluk çıkartıyor kısacası anne ve babasını haliyle çok yoruyormuş.Günlerden yine bir gün çocuk mutfak masasında mama sandalyesinde uykusuzluktan yorgun düşmüş perişan anne babasının yanında yemek yememeye direnirken, babasının elinde parlayan bir objeye dikkat kesilmiş. Babası, elinde bir bıçakla ekmek dilimliyormuş. Çocuk bıçağı göstererek ağlamaya başlamış. Bıçağı çok istediğini gören anne baba, yeter ki çocuk ağlamasın diye çocuğun eline bıçağı vermişler.Çocuk susmuş. Göz alıcı parlaklıktaki çeliğe bakarken gözleri kamaşan çocuk, annesi kahvaltı masasında ağzına ne tıkıştırırsa, itirazsız yemiş yutmuş. Oyun zamanı gelmiş çocuk tekrar bıçakla oynamak istemiş. Anne baba birbirine bakmış. Nolacak ki demişler, o şehirde tüm tanıdıklarının çocuklarına anne babaları izin veriyormuş, onlar da müsaade etmiş. Günler günleri, haftalar haftaları kovalamış.Çocuk elinde o bıçakla büyümüş. Odasında o çok sevdiği bıçağıyla yalnız başına oynarken kendine ufak tefek zararlar vermeye, orasını burasını kesmeye başlamış ancak bunu ailesinden saklamış. Duyarlarsa, öğrenirlerse elinden alınır sevgili oyuncağı diye. Çocuk büyüdükçe, bıçağı ile evin dışına da çıkmaya başlamış. Anne babası çevredeki çocukların elinde daha güzel, daha havalı, daha keskin bıçaklar görünce demişler ki bizim çocuğumuzun onlardan neyi eksik, falancanın çocuğundan eksik mi kalsın, biz de daha iyisini alalım, mağdur etmeyelim demişler. Ve çok daha büyük, çok daha havalı ve işlevsel haliyle daha keskin bir bıçak almışlar çocuklarına.Çocuk, artık tek o bıçağıyla oynamaya başlamış. Ne misafirlikte arkadaşları ile vakit geçiriyormuş, ne kumdan kaleler yapmayı biliyormuş ne de uçurtma uçurmayı. Halinden de memnunmuş. Anne baba ise ondan daha mutlu. Çünkü artık çocukları onları darlamıyor, yormuyor, zamanlarını almıyormuş. Böylece baba televizyondaki futbol maçlarına, anne ise komşuda kahve sohbetlerine daha fazla vakit ayırabiliyormuş. Çocuk günden güne odasında yalnız kaldığı keskin bıçağı ile ailesinin de kontrol ve gözetimi olmamasının rahatlığıyla kendisine o kadar derin yaralar açmaya başlamış ki artık o bıçakla karşısındakilere de zarar vermek istemiş. Böylece o bıçaklılar dünyasındakilere ayak uydurabilecekmiş ve  daha az yara alacakmış. Bu kendisini korumak ve savunmak için gerekliymiş. Olay öyle bir raddeye gelmiş ki, anne baba çocuklarının, odasında hızla kanını ve canını kaybettiğini, iş işten çoktan geçince fark etmişler.Hikaye de burda sona ermiş. Demeyi çok isterdim ama bu hikaye maalesef ki bitmiyor. Hocam sen neden bahsediyorsun, hiç bir anne baba çocuğunun eline keskin bir bıçak verip onu odasında bir başına bırakır mı diye soruyorsunuz değil mi? Bir daha düşünün derim.Çocuklarımızı ellerinde, iki ucu keskin bir bıçaktan daha tehlikeli olan bir şeyle kontrolsüz denetimsiz başbaşa bırakıyor muyuz yoksa bırakmıyor muyuz? Evet, bildiniz. İnternet ve cep telefonları. Nasıl bir bıçak doğru kullanıldığında hayatımızı kolaylaştıran bir nesne ise, internet de öyle. Daha dünyaya yeni gözlerini açan, herşeyden bihaber bir çocuğun elline kontrolsüz internet ulaşımı olan cep telefonlarını vermek, eline keskin bir bıçak tutuşturmaktan farklı mıdır sorarım sizlere. Lütfen çocuklarımız gençlerimiz kendilerine ve başkalarına zarar vermeden bunun önlemini alalım. Yeterli olgunluk yaşına erişince, nasıl kullanacağını öğreterek ve denetimi elden bırakmadan, gözetim ve kontrol dahilinde, kısıtlayarak izin verelim.Yoksa herşey için çok geç olabilir.  
Ekleme Tarihi: 05 Mayıs 2026 -Salı
Ayşen ENGİN

KESKİN BIÇAK

Zamanın birinde, bir şehir ve bu şehrin kendi zamanının şartlarında yaşayan bir halkı varmış. Bu şehirde yaşayan bir ailenin bir gün bir çocukları dünyaya gelmiş. Coşkuyla karşılanan bu bebek, aylar geçtikçe, beraberinde uykusuz geceler, yorucu saatler de getirmeye başlamış ve anne babası onu oyalayacak bişeyler aramaya koyulmuş. Ne yapıp etseler de çocuk geceleri ağlıyor, uyumuyor, gündüz yemeğini yedirirken zorluk çıkartıyor kısacası anne ve babasını haliyle çok yoruyormuş.Günlerden yine bir gün çocuk mutfak masasında mama sandalyesinde uykusuzluktan yorgun düşmüş perişan anne babasının yanında yemek yememeye direnirken, babasının elinde parlayan bir objeye dikkat kesilmiş. Babası, elinde bir bıçakla ekmek dilimliyormuş. Çocuk bıçağı göstererek ağlamaya başlamış. Bıçağı çok istediğini gören anne baba, yeter ki çocuk ağlamasın diye çocuğun eline bıçağı vermişler.Çocuk susmuş. Göz alıcı parlaklıktaki çeliğe bakarken gözleri kamaşan çocuk, annesi kahvaltı masasında ağzına ne tıkıştırırsa, itirazsız yemiş yutmuş. Oyun zamanı gelmiş çocuk tekrar bıçakla oynamak istemiş. Anne baba birbirine bakmış. Nolacak ki demişler, o şehirde tüm tanıdıklarının çocuklarına anne babaları izin veriyormuş, onlar da müsaade etmiş. Günler günleri, haftalar haftaları kovalamış.Çocuk elinde o bıçakla büyümüş. Odasında o çok sevdiği bıçağıyla yalnız başına oynarken kendine ufak tefek zararlar vermeye, orasını burasını kesmeye başlamış ancak bunu ailesinden saklamış. Duyarlarsa, öğrenirlerse elinden alınır sevgili oyuncağı diye. Çocuk büyüdükçe, bıçağı ile evin dışına da çıkmaya başlamış. Anne babası çevredeki çocukların elinde daha güzel, daha havalı, daha keskin bıçaklar görünce demişler ki bizim çocuğumuzun onlardan neyi eksik, falancanın çocuğundan eksik mi kalsın, biz de daha iyisini alalım, mağdur etmeyelim demişler. Ve çok daha büyük, çok daha havalı ve işlevsel haliyle daha keskin bir bıçak almışlar çocuklarına.Çocuk, artık tek o bıçağıyla oynamaya başlamış. Ne misafirlikte arkadaşları ile vakit geçiriyormuş, ne kumdan kaleler yapmayı biliyormuş ne de uçurtma uçurmayı. Halinden de memnunmuş. Anne baba ise ondan daha mutlu. Çünkü artık çocukları onları darlamıyor, yormuyor, zamanlarını almıyormuş. Böylece baba televizyondaki futbol maçlarına, anne ise komşuda kahve sohbetlerine daha fazla vakit ayırabiliyormuş. Çocuk günden güne odasında yalnız kaldığı keskin bıçağı ile ailesinin de kontrol ve gözetimi olmamasının rahatlığıyla kendisine o kadar derin yaralar açmaya başlamış ki artık o bıçakla karşısındakilere de zarar vermek istemiş. Böylece o bıçaklılar dünyasındakilere ayak uydurabilecekmiş ve  daha az yara alacakmış. Bu kendisini korumak ve savunmak için gerekliymiş. Olay öyle bir raddeye gelmiş ki, anne baba çocuklarının, odasında hızla kanını ve canını kaybettiğini, iş işten çoktan geçince fark etmişler.Hikaye de burda sona ermiş. Demeyi çok isterdim ama bu hikaye maalesef ki bitmiyor. Hocam sen neden bahsediyorsun, hiç bir anne baba çocuğunun eline keskin bir bıçak verip onu odasında bir başına bırakır mı diye soruyorsunuz değil mi? Bir daha düşünün derim.Çocuklarımızı ellerinde, iki ucu keskin bir bıçaktan daha tehlikeli olan bir şeyle kontrolsüz denetimsiz başbaşa bırakıyor muyuz yoksa bırakmıyor muyuz? Evet, bildiniz. İnternet ve cep telefonları. Nasıl bir bıçak doğru kullanıldığında hayatımızı kolaylaştıran bir nesne ise, internet de öyle. Daha dünyaya yeni gözlerini açan, herşeyden bihaber bir çocuğun elline kontrolsüz internet ulaşımı olan cep telefonlarını vermek, eline keskin bir bıçak tutuşturmaktan farklı mıdır sorarım sizlere. Lütfen çocuklarımız gençlerimiz kendilerine ve başkalarına zarar vermeden bunun önlemini alalım. Yeterli olgunluk yaşına erişince, nasıl kullanacağını öğreterek ve denetimi elden bırakmadan, gözetim ve kontrol dahilinde, kısıtlayarak izin verelim.Yoksa herşey için çok geç olabilir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.