Ayşen ENGİN
Köşe Yazarı
Ayşen ENGİN
 

"FARELER VE İNSANLAR" ÜZERİNE BİR OKUYUCU NOTU

Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hikâye bitmez, içinizde bir yere yerleşir. Fareler ve İnsanlar benim için tam da böyle bir roman oldu. İnce bir kitap ama ağır bir duygu bırakıyor insanda. Sanki sayfaların arasına sıkışmış hayaller, okurun göğsüne çöküp kalıyor. John Steinbeck, iki mevsimlik işçinin —George ve Lennie’nin— dostluğunu anlatırken aslında çok daha büyük bir soruyu masaya koyuyor: İnsan, hayali olmadan yaşayabilir mi? Büyük Buhran’ın gölgesindeki Amerika’da geçen hikâye, ekonomik yoksulluğun ötesinde bir yalnızlık yoksulluğunu gösteriyor bize. Herkes bir şeye aç: Toprağa, güvene, şefkate, görülmeye… George’un sabrı ve Lennie’nin saf gücü arasındaki o kırılgan denge, romanın kalbini oluşturuyor. Lennie’nin zihinsel sınırlılığı, onun kötücül değil ama tehlikeli olabilen bir masumiyet taşımasına neden oluyor. İşte tam burada insanın trajedisi başlıyor: Niyet ile sonuç arasındaki o uçurumda. Romanı okurken en çok dikkatimi çeken şey, hayal edilen küçük çiftlikti. Tavşanlar, sebze bahçesi, kimseye muhtaç olmadan yaşanacak bir hayat… Bu hayal o kadar sade ki, neredeyse dokunulabilir. Belki de bu yüzden bu kadar acıtıyor. Çünkü Steinbeck bize şunu fısıldıyor: Çoğumuz için basit ve kolay ulaşılabilir hayaller, kimilerimizin en büyük hayali olabilir. Kitapta yan karakterler —Curley’nin karısı, Candy, Crooks— sadece birer figür değil; dışlanmışlığın farklı yüzleri. Irk, cinsiyet, yaş… Hepsi birer yalnızlık biçimi. Sanki yazar, “Herkes kendi hücresinde yaşıyor,” diyor. Ve bu hücrelerin anahtarı çoğu zaman kimsenin elinde değil. Son sahneye geldiğimde, kalbimde bir düğüm vardı. Steinbeck dramatik bir bağırışla değil, fısıltıyla vuruyor okuru. Dostluk bazen en ağır kararı verebilmektir, diyor. Ve insan, en çok sevdiği için en büyük fedakârlığı yapabilir mi, sorusunu bırakıyor geriye. Fareler ve İnsanlar, sadece iki adamın hikâyesi değil; kırılgan umutların romanı. İncecik ama derin. Bittiğinde şunu düşündüm: Belki de insanı ayakta tutan şey, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediği bir hayali paylaşabilme ihtimali. Kitap bende yıllar önce izlediğim “Yeşil Yol” filmi ile aynı hissi bıraktı. Hüzün… Bu klasik kısa roman bir iki kahve molasında kolayca okuyabileceğiniz ama kolay kolay unutamayacağınız bir kitap. Kitapsever dostlara tavsiye olunur.
Ekleme Tarihi: 06 Mart 2026 -Cuma
Ayşen ENGİN

"FARELER VE İNSANLAR" ÜZERİNE BİR OKUYUCU NOTU

Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hikâye bitmez, içinizde bir yere yerleşir. Fareler ve İnsanlar benim için tam da böyle bir roman oldu. İnce bir kitap ama ağır bir duygu bırakıyor insanda. Sanki sayfaların arasına sıkışmış hayaller, okurun göğsüne çöküp kalıyor.

John Steinbeck, iki mevsimlik işçinin —George ve Lennie’nin— dostluğunu anlatırken aslında çok daha büyük bir soruyu masaya koyuyor: İnsan, hayali olmadan yaşayabilir mi? Büyük Buhran’ın gölgesindeki Amerika’da geçen hikâye, ekonomik yoksulluğun ötesinde bir yalnızlık yoksulluğunu gösteriyor bize. Herkes bir şeye aç: Toprağa, güvene, şefkate, görülmeye…

George’un sabrı ve Lennie’nin saf gücü arasındaki o kırılgan denge, romanın kalbini oluşturuyor. Lennie’nin zihinsel sınırlılığı, onun kötücül değil ama tehlikeli olabilen bir masumiyet taşımasına neden oluyor. İşte tam burada insanın trajedisi başlıyor: Niyet ile sonuç arasındaki o uçurumda.

Romanı okurken en çok dikkatimi çeken şey, hayal edilen küçük çiftlikti. Tavşanlar, sebze bahçesi, kimseye muhtaç olmadan yaşanacak bir hayat… Bu hayal o kadar sade ki, neredeyse dokunulabilir. Belki de bu yüzden bu kadar acıtıyor. Çünkü Steinbeck bize şunu fısıldıyor: Çoğumuz için basit ve kolay ulaşılabilir hayaller, kimilerimizin en büyük hayali olabilir. Kitapta yan karakterler —Curley’nin karısı, Candy, Crooks— sadece birer figür değil; dışlanmışlığın farklı yüzleri. Irk, cinsiyet, yaş… Hepsi birer yalnızlık biçimi. Sanki yazar, “Herkes kendi hücresinde yaşıyor,” diyor. Ve bu hücrelerin anahtarı çoğu zaman kimsenin elinde değil. Son sahneye geldiğimde, kalbimde bir düğüm vardı. Steinbeck dramatik bir bağırışla değil, fısıltıyla vuruyor okuru. Dostluk bazen en ağır kararı verebilmektir, diyor. Ve insan, en çok sevdiği için en büyük fedakârlığı yapabilir mi, sorusunu bırakıyor geriye.

Fareler ve İnsanlar, sadece iki adamın hikâyesi değil; kırılgan umutların romanı. İncecik ama derin. Bittiğinde şunu düşündüm: Belki de insanı ayakta tutan şey, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediği bir hayali paylaşabilme ihtimali. Kitap bende yıllar önce izlediğim “Yeşil Yol” filmi ile aynı hissi bıraktı. Hüzün… Bu klasik kısa roman bir iki kahve molasında kolayca okuyabileceğiniz ama kolay kolay unutamayacağınız bir kitap. Kitapsever dostlara tavsiye olunur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.