Ayşen ENGİN
Köşe Yazarı
Ayşen ENGİN
 

14 ŞUBAT: SEVGİNİN HİKAYESİ

14 Şubat denince bugün akla ilk gelen şey kalpler, kırmızı güller, indirimli çikolatalar ve son teslim tarihi yaklaşan hediyeler oluyor. Oysa bu günün çıkış hikâyesi, vitrin ışıklarından çok daha sade ve hatta biraz da hüzünlü. Rivayete göre, Roma döneminde İmparator Claudius II Gothicus, evli erkeklerin iyi asker olamayacağını düşünerek gençlerin evlenmesini yasaklar. Ancak bir rahip olan Aziz Valentin, gizlice çiftleri evlendirmeye devam eder. Bu yüzden yakalanır ve 14 Şubat günü idam edilir. Yani işin özünde; sevgi, sadakat ve cesaret vardır. Günümüze geldiğimizde ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor. Artık sevginin ölçüsü; alınan hediyenin fiyatı, restoran rezervasyonunun şıklığı ve sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların aldığı beğeni sayısı ile ölçülür hale geldi. Sanki aşk, yılın sadece bir gününde hatırlanması gereken bir kampanya ürünü olmuş gibi. Reklamlar fısıldıyor: “Eğer gerçekten seviyorsan, pahalı bir şey al.” “Çünkü sen buna değersin”. Diğer bir deyişle pahalı hediyeler alınmıyorsa sen değersizsin. Çiçekçiler, kuyumcular ve çikolata markaları için yılın en romantik günü; cüzdanlar içinse biraz hüzünlü bir gün olabiliyor. İşin ironik yanı şu: Sevginin özgürce yaşanabilmesi için hayatını kaybettiği söylenen bir kişinin anısı, bugün çoğu zaman zorunlu hediyeleşme baskısına dönüşmüş durumda. Sevgiyi göstermenin yolu sanki kredi kartından geçiyor. Oysa gerçek sevgi çoğu zaman pahalı değildir. Bazen akşam yapılan bir çay sohbetidir. Bazen yorgun bir günün sonunda gelen bir “iyi ki varsın” mesajıdır. Bazen sessizce yan yana oturabilmektir. Belki de 14 Şubat’ın bize hatırlatması gereken şey şudur: Sevgi, takvimde işaretlenmiş bir gün değil; her gün küçük davranışlarla yaşatılan, taze tutulan bir şeydir. Yine de kabul edelim; kırmızı kalplerle dolu vitrinlere bakmak hoşumuza gidiyor. İnsan doğası seviyor böyle şeyleri. Olsun da ama yeter ki sevgi, alışveriş fişinden ibaret kalmasın. Bu yüzden bu 14 Şubat’ta belki de en güzel hediye şudur: Birine gerçekten zaman ayırmak. Zaman, birine verebileceğiniz en değerli hediyedir. Çünkü sevginin son kullanma tarihi yoktur — ama kampanyaların vardır.
Ekleme Tarihi: 20 Şubat 2026 -Cuma
Ayşen ENGİN

14 ŞUBAT: SEVGİNİN HİKAYESİ

14 Şubat denince bugün akla ilk gelen şey kalpler, kırmızı güller, indirimli çikolatalar ve son teslim tarihi yaklaşan hediyeler oluyor. Oysa bu günün çıkış hikâyesi, vitrin ışıklarından çok daha sade ve hatta biraz da hüzünlü. Rivayete göre, Roma döneminde İmparator Claudius II Gothicus, evli erkeklerin iyi asker olamayacağını düşünerek gençlerin evlenmesini yasaklar. Ancak bir rahip olan Aziz Valentin, gizlice çiftleri evlendirmeye devam eder. Bu yüzden yakalanır ve 14 Şubat günü idam edilir. Yani işin özünde; sevgi, sadakat ve cesaret vardır.

Günümüze geldiğimizde ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor. Artık sevginin ölçüsü; alınan hediyenin fiyatı, restoran rezervasyonunun şıklığı ve sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların aldığı beğeni sayısı ile ölçülür hale geldi. Sanki aşk, yılın sadece bir gününde hatırlanması gereken bir kampanya ürünü olmuş gibi. Reklamlar fısıldıyor: “Eğer gerçekten seviyorsan, pahalı bir şey al.”

“Çünkü sen buna değersin”. Diğer bir deyişle pahalı hediyeler alınmıyorsa sen değersizsin. Çiçekçiler, kuyumcular ve çikolata markaları için yılın en romantik günü; cüzdanlar içinse biraz hüzünlü bir gün olabiliyor.

İşin ironik yanı şu: Sevginin özgürce yaşanabilmesi için hayatını kaybettiği söylenen bir kişinin anısı, bugün çoğu zaman zorunlu hediyeleşme baskısına dönüşmüş durumda. Sevgiyi göstermenin yolu sanki kredi kartından geçiyor. Oysa gerçek sevgi çoğu zaman pahalı değildir. Bazen akşam yapılan bir çay sohbetidir. Bazen yorgun bir günün sonunda gelen bir “iyi ki varsın” mesajıdır. Bazen sessizce yan yana oturabilmektir. Belki de 14 Şubat’ın bize hatırlatması gereken şey şudur: Sevgi, takvimde işaretlenmiş bir gün değil; her gün küçük davranışlarla yaşatılan, taze tutulan bir şeydir. Yine de kabul edelim; kırmızı kalplerle dolu vitrinlere bakmak hoşumuza gidiyor. İnsan doğası seviyor böyle şeyleri. Olsun da ama yeter ki sevgi, alışveriş fişinden ibaret kalmasın. Bu yüzden bu 14 Şubat’ta belki de en güzel hediye şudur: Birine gerçekten zaman ayırmak. Zaman, birine verebileceğiniz en değerli hediyedir. Çünkü sevginin son kullanma tarihi yoktur — ama kampanyaların vardır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.