Sevgili okurlar…
Malum, havaların durumunu hepimiz görüyoruz.
Mayıs 20 olmadan bu havalar düzelmeyecek gibi görünüyor.
Geçtiğimiz hafta “tam yaz geldi” demiştik ki, haftaya yeniden yağmurla başladık.
Belki bugün yarın güneşi görürüz ama Perşembe, Cuma ve Cumartesi yine yağışlı geçecek gibi.
Bölge olarak bu tarz havalara alıştık ama, fındık bu duruma alışamadı.
Ne yazık ki, sürekli değişken hava koşulları üreticimizi zor durumda bırakıyor.
Fındık, mayıs ve haziran aylarında güneşli ve ılık havaya ihtiyaç duyan bir ürün.
Toprak ısısı ve nem dengesi bozulduğunda çiçeklenme süreci etkileniyor, döllenme tam sağlanamıyor ve verim ciddi şekilde düşüyor.
Artan yağışlar, özellikle dik arazilerde toprak kaymalarına ve erozyona yol açıyor.
Bahçelerde su birikmesi kök çürümesine sebep olabiliyor ve hastalık riskini artırıyor.
Bu da çiftçinin hem verim hem de kalite kaybı yaşamasına neden oluyor.
Özellikle yaprak biti ve mantar gibi hastalıklar, nemli ortamda çok hızlı yayılabiliyor; üretici hem ilaca hem de iş gücüne daha fazla ihtiyaç duyuyor.
Elbette, fındık üretimi bölge ekonomisinin bel kemiği.
Verim kaybı, doğrudan çiftçinin gelirini azaltırken işleme ve ticaret zincirini de etkiliyor.
Toplu hasat döneminde kalitesi düşük ürünler piyasaya çıkıyor, iç ve dış satışlarda fiyat dengesini bozuyor.
Küçük üreticiler ise bu dalgalanmalar karşısında en çok zarar gören kesim oluyor.
Sadece fındık değil, diğer tarım ürünleri de değişken hava koşullarından etkileniyor.
Bu yüzden üreticimizin yanında olmak, devlet desteklerini etkin kullanmak, sigorta mekanizmalarını devreye sokmak ve önlemleri zamanında almak çok önemli.
Ayrıca, tarımsal danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak, ilaçlama ve bakım programlarını doğru uygulamak, hem ürün kalitesini hem de çiftçinin ekonomik güvenliğini artırıyor.
Bütün bunlar gösteriyor ki, sadece sıcak ve güneşli günleri beklemek yetmiyor.
Çiftçilerimizin yanında olmak, bilinçli üretim ve doğru önlemlerle süreci yönetmek artık daha da önemli hale geldi.
Bizler isteriz ki bölgemiz sadece doğal güzellikleriyle değil, tarımda da güçlü bir ekonomik performansla anılsın.
Unutulmamalı ki, fındık yalnızca geçim kaynağı değil; Bulancak ve çevresinin kültürel ve ekonomik mirasının da simgesidir.
Doğru destek ve bilinçli tarımla, bu değerleri gelecek nesillere aktarabiliriz.