Sevgili okurlar…
Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.
Bu ülkede gerçekleşen iyi şeylerde kötü şeylerde her Türk vatandaşını bağlıyor.
Malumunuz belediye seçimlerinde CHP’nin ülkede birinci parti olması sonrası,
Vatandaşların Cumhuriyet Halk Partisine daha fazla güven duyması gerekirken,
İşler hep tersine gitmeye başladı.
Krizler patlak verdi.
Belediyelere yapılan operasyonlar,
Ardından İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan kayyum atamaları derken,
Şimdi de son genel kurul nedeniyle ortaya atılan mutlak butlan meselesi…
Evet mutlak buldan kararı onaylandı.
Bu şu demek oluyor;
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu yeniden Genel başkanlık koltuğuna oturacak.
İl ve ilçe başkanları kongre öncesi döneme dönecek.
Bakın şimdi,
Bugün önce bu işe kendi etrafımızdan bakalım,
Giresun’da Belediye Başkanı Fuat Köse,
Bulancak’ta Belediye Başkanı Necmi Sıbıç,
Yanı başımız Altınordu’da Belediye Başkanı Ulaş Tepe var.
Bu isimlerin halkta karşılığı nasıl?
İzledikleri politika olsun,
Vatandaşlara yaklaşımları olsun,
Kısıtlı imkanlarla gayet başarılı bir şekilde sosyal belediyecilik yapıyorlar.
Ama birde bu saydıklarımın parti başkanlarına bakın,
Halktan kopuk ve uzak,
Toplumda karşılığı olmayan isimler
Dolayısıyla CHP’de asıl sorun bu.
Yani suların durulmaması normaldir.
Yerelde böyle olunca genel merkezde ne olduğu anlaşılıyor aslında.
Bütün olayda buradan başlıyor aslında.
Halktan kopuk olmak durumları bu hale getiriyor.
Ve suların durulmamasının temelinde, hem yerelde hem de genel merkezde halkla kurulan iletişimsizlik var.
İnsanlar gördüklerini, yaşadıklarını ve taleplerini duymazsa, doğal olarak bir güvensizlik oluşuyor. Yerelde başarılı örnekler olsa da,
Genel merkezle olan kopukluk bu başarıyı gölgeleyebiliyor.
CHP’nin çözmesi gereken asıl mesele, halkla bağlarını yeniden güçlendirmek, vatandaşın gündemini, kaygılarını ve beklentilerini doğru okumaktır.
Parti içinde yaşanan çatışmalar, medyaya yansıyan tartışmalar ve kamuoyuna yansıyan anlaşmazlıklar, seçmenin gözünde partiyi güvenilmez kılıyor.
Elbette her siyasi hareketin iç tartışmaları olur.
Ancak asıl sınav, bu tartışmaları halkın yararına, şeffaf ve yapıcı şekilde yönetebilmektir.
Yoksa başarıyla yürütülen yerel projeler, genel tabanda etkisini yitirebilir.
Sonuç olarak, CHP’nin hem yerelde hem de genel merkezde halkın sesine kulak vermesi gerekiyor. Aksi takdirde, suların durulmaması kaçınılmaz.
Siyasette güvenin yeniden tesis edilmesi, partinin hem seçmenle hem de kendi kadrolarıyla sağlıklı iletişim kurabilmesine bağlı.
Ve ancak bu sağlanırsa, hem yerel başarılar hem de ülke çapındaki hedefler gerçek anlamda değer kazanabilir.
Dolayısıyla CHP’de şimdi ne olacak hep birlikte izleyeceğiz…
Kalın sağlıcakla…