Sinan Yıldız
Köşe Yazarı
Sinan Yıldız
 

TARTIŞILAN SADECE BİR KURULTAY MI?

Sevgili okurlar… Malum ülkede siyaset çok gergin ilerliyor. Geçtiğimiz hafta CHP’de “Mutlak Butlan” kararı ile mevcut Genel Başkan Özgür Özel’in seçildiği 2023’de yılında ki kurultay iptal edildi. Mahkeme görevi önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na verdi. Mevcut CHP yönetimi bu kararı tanımazken, görevi kabul eden önceki Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Valilik emriyle polis eşliğinde Genel Merkezin boşaltılması talimatını verdi. Türk siyasetinde muhalefetin ana gövdesini oluşturan, Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri olan, Cumhuriyet’in kurucu iradesini temsil eden bir partinin genel merkezinde yaşanan bu görüntüler herkesi derinden etkiledi. Demokrasiyi savunan hiç kimse bu şekilde bir görüntünün oluşmasına sessiz kalamaz. Yazıklar olsun demekten başka bir şey gelmiyor elden. CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’dir, Kemal Kılıçdaroğlu’dur bilemem. Tek bildiğim bu partiye emek harcamış, zamanını heba etmiş 2 milyona yakın üyesine ve üye olmadan bu partiye gönül vermiş oy vermiş binlerce insanın yaşadığı akıl karmaşasıdır. Sırf koltuk uğruna kimse kimsenin hayallerini, ideallerini heba edemez. Yıllarca Genel Başkanlık koltuğunda oturan bir kişinin partisine bu durumu yaşatması ne kadar vahimse, 3 yıldır Genel Başkanlık koltuğunda oturan bir kişinin de bu duruma müsaade etmesi o kadar vahimdir. Parti içi vuku bulan bir olayın mahkeme koridorlarına taşınarak, parti içi demokrasinin yok sayılması, bu zamana kadar bu işin neticelendirilememesi, zaten olayın ne kadar vahim olduğunu gösteriyor aslında. İnsanların umudu olacakken ayrışmak, parçalanmak, umudun yerini hayal kırıklığına bırakıyor. Dolayısıyla son seçimlerde birinci parti olan bir siyasi hareketin düştüğü bu durum içler acısıdır. Herkes birbirine “senin yüzünden” diyor. Kılıçdaroğlu tarafı, Özel tarafı, İmamoğlu’nu bekleyenler, “değişimciler”, “statükocular”… Hepsi birbiriyle kavga ederken, asıl kavganın nerede olduğunu unutuyorlar; Asıl kavga milletin sofrasında… “Mutlak butlan” dedikleri şey hukuki bir kavram olabilir ama vatandaşın gözünde olan parti içi meşruiyet krizi. Kurultay iptal mi, değil mi, kim başkan, kim değil… Bunları tartışırken asıl kaybeden kim biliyor musunuz? Kahvede çayını yudumlayan, “Bunlar yine birbirini yiyor” deyip kanal değiştiren vatandaş. O vatandaş ki, 2019’da ve 2024’te “birlik” görünce oy verdi. Halk büyük laf edenin değil, kendi hikâyesini görenin yanında durur. CHP’nin kronik hastalığı da budur. Halkın hikâyesini anlatmak yerine, kendi içinde “benim ekibim, senin ekibin” kavgası yapmak. Ekrem İmamoğlu Silivri’de. Yağmurda yumruğunu kaldırmış fotoğrafı hâlâ akıllarda, Ama o yumruğu havada bırakan da, o iradeyi hapiste tutan da bir gerçek var? İçerideki bu didişme, dışarıdaki mücadeleyi zayıflatıyor. Ne diyorum hep, halkı dinleyin, halkı sevin… Gerisi ise teferruat. Evet değerli okurlar. Şimdi gelelim. Mahkeme boyutuna… Mahkemeye başvuru yapılmış, Mahkeme ise bir karar vermiş, bunda iktidarın bir dahli mi var deniliyor. İktidar tabi ki en güçlü olan muhalefet partisi ile uğraşır, zaten ülke genelinde bunu yaşıyoruz. Belediyelere yapılan operasyonlar bunun en büyük örneğidir. Ama ben bir şey sormak istiyorum. Bakınız, Yapılan operasyonların çoğunluğu iç hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasıdır. İktidar Partisi ile Muhalefet arasında tek fark budur. İktidar kendi içinde kavga da etse bunu dillendirmiyor. Sorunu içeri de çözüyor. Ne yazık ki muhalefetin en büyük sorunu kendi iç hesaplaşmalarını içeri de çözememek. Hal böyle olunca, sonu da böyle oluyor. Sanırım daha fazla söylenecek bir söz yok. Ne demek istediğimi herkes anlamıştır. Kalın sağlıcakla… Şimdiden tüm okurlarıma hayırlı bayramlar diliyorum…
Ekleme Tarihi: 26 Mayıs 2026 -Salı
Sinan Yıldız

TARTIŞILAN SADECE BİR KURULTAY MI?

Sevgili okurlar…

Malum ülkede siyaset çok gergin ilerliyor.

Geçtiğimiz hafta CHP’de “Mutlak Butlan” kararı ile mevcut Genel Başkan Özgür Özel’in seçildiği 2023’de yılında ki kurultay iptal edildi.

Mahkeme görevi önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na verdi.

Mevcut CHP yönetimi bu kararı tanımazken, görevi kabul eden önceki Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Valilik emriyle polis eşliğinde Genel Merkezin boşaltılması talimatını verdi.

Türk siyasetinde muhalefetin ana gövdesini oluşturan, Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri olan, Cumhuriyet’in kurucu iradesini temsil eden bir partinin genel merkezinde yaşanan bu görüntüler herkesi derinden etkiledi.

Demokrasiyi savunan hiç kimse bu şekilde bir görüntünün oluşmasına sessiz kalamaz.

Yazıklar olsun demekten başka bir şey gelmiyor elden.

CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’dir, Kemal Kılıçdaroğlu’dur bilemem.

Tek bildiğim bu partiye emek harcamış, zamanını heba etmiş 2 milyona yakın üyesine ve üye olmadan bu partiye gönül vermiş oy vermiş binlerce insanın yaşadığı akıl karmaşasıdır.

Sırf koltuk uğruna kimse kimsenin hayallerini, ideallerini heba edemez.

Yıllarca Genel Başkanlık koltuğunda oturan bir kişinin partisine bu durumu yaşatması ne kadar vahimse, 3 yıldır Genel Başkanlık koltuğunda oturan bir kişinin de bu duruma müsaade etmesi o kadar vahimdir.

Parti içi vuku bulan bir olayın mahkeme koridorlarına taşınarak, parti içi demokrasinin yok sayılması, bu zamana kadar bu işin neticelendirilememesi, zaten olayın ne kadar vahim olduğunu gösteriyor aslında.

İnsanların umudu olacakken ayrışmak, parçalanmak, umudun yerini hayal kırıklığına bırakıyor.

Dolayısıyla son seçimlerde birinci parti olan bir siyasi hareketin düştüğü bu durum içler acısıdır.

Herkes birbirine “senin yüzünden” diyor. Kılıçdaroğlu tarafı, Özel tarafı, İmamoğlu’nu bekleyenler, “değişimciler”, “statükocular”…

Hepsi birbiriyle kavga ederken, asıl kavganın nerede olduğunu unutuyorlar;

Asıl kavga milletin sofrasında…

“Mutlak butlan” dedikleri şey hukuki bir kavram olabilir ama vatandaşın gözünde olan parti içi meşruiyet krizi.

Kurultay iptal mi, değil mi, kim başkan, kim değil…

Bunları tartışırken asıl kaybeden kim biliyor musunuz?

Kahvede çayını yudumlayan, “Bunlar yine birbirini yiyor” deyip kanal değiştiren vatandaş.

O vatandaş ki, 2019’da ve 2024’te “birlik” görünce oy verdi.

Halk büyük laf edenin değil, kendi hikâyesini görenin yanında durur.

CHP’nin kronik hastalığı da budur.

Halkın hikâyesini anlatmak yerine, kendi içinde “benim ekibim, senin ekibin” kavgası yapmak.

Ekrem İmamoğlu Silivri’de.

Yağmurda yumruğunu kaldırmış fotoğrafı hâlâ akıllarda,

Ama o yumruğu havada bırakan da, o iradeyi hapiste tutan da bir gerçek var?

İçerideki bu didişme, dışarıdaki mücadeleyi zayıflatıyor.

Ne diyorum hep, halkı dinleyin, halkı sevin… Gerisi ise teferruat.

Evet değerli okurlar.

Şimdi gelelim.

Mahkeme boyutuna…

Mahkemeye başvuru yapılmış,

Mahkeme ise bir karar vermiş, bunda iktidarın bir dahli mi var deniliyor.

İktidar tabi ki en güçlü olan muhalefet partisi ile uğraşır, zaten ülke genelinde bunu yaşıyoruz.

Belediyelere yapılan operasyonlar bunun en büyük örneğidir.

Ama ben bir şey sormak istiyorum.

Bakınız,

Yapılan operasyonların çoğunluğu iç hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasıdır.

İktidar Partisi ile Muhalefet arasında tek fark budur.

İktidar kendi içinde kavga da etse bunu dillendirmiyor.

Sorunu içeri de çözüyor.

Ne yazık ki muhalefetin en büyük sorunu kendi iç hesaplaşmalarını içeri de çözememek.

Hal böyle olunca, sonu da böyle oluyor.

Sanırım daha fazla söylenecek bir söz yok.

Ne demek istediğimi herkes anlamıştır.

Kalın sağlıcakla…

Şimdiden tüm okurlarıma hayırlı bayramlar diliyorum…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.