Sevgili okurlar…
Bir şey değişti bu memlekette…
Eskiden “çalışmak” vardı.
Şimdi “yakalamak” var.
Eskiden sabahın köründe açılan dükkânlar, akşamın geç saatine kadar süren emek vardı.
Şimdi ekran başında altın grafiği, arsa fiyatı, kripto hareketi takip eden bir kalabalık var.
Kimse üretmenin derdinde değil; herkes “nereden dönerim” hesabında.
Bir ev satılıyor, yerine bir hayal alınıyor.
Bir araba elden çıkarılıyor, yerine “yatırım” konuluyor.
Sonra bekleyiş başlıyor…
Çalışmadan, üretmeden, ter dökmeden kazanmanın bekleyişi…
Kolay para…
İnsanı en hızlı değiştiren şey.
Çünkü kolay kazanılanın değeri olmuyor.
Değeri olmayanın da bereketi olmuyor.
Bugün herkes zengin olmak istiyor ama kimse zenginliği taşıyacak sabrı istemiyor.
Herkes sonuç peşinde, kimse sürece talip değil.
Oysa hayat dediğin şey sonuçtan çok süreçtir.
O süreçte öğrenirsin, olgunlaşırsın, yere düşersin, kalkarsın…
Ama en önemlisi emeğinle ayakta kalırsın.
Şimdi ise başka bir tablo var;
Birikimini satan, köşeyi dönme umuduyla hareket eden, çalışmayı küçümseyen bir anlayış…
“Çalışarak bir yere gelinmez” cümlesi ne kadar kolay söylenir oldu farkında mısınız?
Oysa asıl mesele çalışarak nereye geldiğini görmek değil, çalışmadan nereye düşeceğini hesap edememek.
Altın yükselir, düşer.
Arsa değerlenir, bekletir.
Piyasa döner, insanı da peşinden sürükler.
Ama emek…
Emek hiçbir zaman değer kaybetmez.
Bugün kolay paranın peşine düşenler, yarın zor hayatın içinde uyanabilir.
Çünkü kolay kazanç, insanı üretmekten uzaklaştırır.
Üretmeyen insan ise zamanla tükettiğiyle kalır.
En tehlikelisi de bu zaten.
İnsanın elindekini satıp, umudunu satın alması…
Oysa gerçek zenginlik;
Satmadan biriktirebilmekte,
Beklemeden üretebilmekte,
Ve en önemlisi alın terine sırt çevirmemektedir.
Unutulan bir şey var.
Servet dediğin sadece para değildir.
Servet; bilgi, emek, sabır ve karakterdir.
Ve bunların hiçbiri…
Kolay yoldan kazanılmaz.
Kalın sağlıcakla…