Ayşen ENGİN
Köşe Yazarı
Ayşen ENGİN
 

YAZARHANE YAZAR VE ŞAİRLERİMİZİ TANIYALIM SERİSİ-1

CEM SULTAN/ BABAMIN ÇİÇEĞİ Kimi yazarlar kelimeleri ustalıkla yan yana getirir. Kimileri ise kelimelerin arasına insanı yerleştirir. Cem Sultan’ın kalemi, kelimelerin arasına gerçek insanları yerleştiriyor. Onun satırlarında gösterişli cümlelerin peşinde koşan bir anlatıcı değil, insan ruhunun en sessiz köşelerine kulak veren bir gözlemci var. Okurunu etkilemek için yüksek perdeden konuşmuyor; hayatın içinden süzülen küçük ayrıntılarla büyük duygular kuruyor. Belki de bu yüzden yazdıkları iz bırakıyor. Romanı elinize aldığınızda yalnızca bir hikayeye başlamıyorsunuz; çocukluğun, aile olmanın, özlemin ve sevginin insanı nasıl biçimlendirdiğine dair derin bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bir baba ile kızı arasındaki gözle görülmez güçlü bağı en derininizde hissediyorsunuz. Cem Sultan, okurunu olayların peşinden koşturmak yerine karakterlerinin kalbinin ritmine ortak ediyor. Böyle olunca roman, sadece anlatılanların değil, hissedilenlerin de kitabına dönüşüyor. İyi edebiyatın en önemli özelliklerinden biri, okurun kendi hayatını sorgulamasına kapı aralamasıdır. Babamın Çiçeği tam da bunu başarıyor. Sayfalar ilerledikçe insan, farkında olmadan kendi çocukluğuna uğruyor; yıllardır söylemeyi ertelediği cümleleri, sustuğu anları ve kıymetini geç fark ettiği insanları hatırlıyor. Cem Sultan’ın yazarlığında dikkat çeken bir başka yön de okuruna güvenmesi. Duyguyu açıklamak yerine hissettirmeyi tercih ediyor. Her şeyi tarif etmiyor; boşluklar bırakıyor. O boşlukları ise okurun kendi yaşamı dolduruyor. İşte bu yüzden roman, herkes için aynı hikâye olmaktan çıkıyor ve kişisel bir deneyime dönüşüyor. Cem Sultan’ın yazarken yalnızca olayları değil, insan olmanın yükünü, kırılganlığını ve umudunu da satırlarına taşıyor. Romanındaki karakterler, sokağa çıktığımızda karşılaşabileceğimiz sizden bizden insanlar. Belki bir kaç sokak ötede oturan, belki sabah yanından selam verip geçtiğimiz türden. Onun kalemi, hayatın en gürültülü anlarından çok, en sessiz anlarında konuşuyor. Ve çoğu zaman insanı değiştiren de tam olarak o sessizlik oluyor. Bir kitabı değerli yapan yalnızca iyi bir kurgu değildir. Bazen tek bir cümle, tek bir duygu ya da tek bir karakter yıllarca okurun içinde yaşamaya devam eder. Babamın Çiçeği de kapağı kapandıktan sonra bitmeyen romanlardan biri olma hissini taşıyor. Eğer uzun zamandır sizi oyalayacak değil, size kendinizi hatırlatacak bir kitap arıyorsanız, Cem Sultan’ın bu romanına bir şans vermenizi içtenlikle öneririm. Babamın Çiçeği, duygu dünyanıza sessizce yerleşen bir misafir olmaya aday.
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı
Ayşen ENGİN

YAZARHANE YAZAR VE ŞAİRLERİMİZİ TANIYALIM SERİSİ-1

CEM SULTAN/ BABAMIN ÇİÇEĞİ

Kimi yazarlar kelimeleri ustalıkla yan yana getirir. Kimileri ise kelimelerin arasına insanı yerleştirir. Cem Sultan’ın kalemi, kelimelerin arasına gerçek insanları yerleştiriyor.

Onun satırlarında gösterişli cümlelerin peşinde koşan bir anlatıcı değil, insan ruhunun en sessiz köşelerine kulak veren bir gözlemci var. Okurunu etkilemek için yüksek perdeden konuşmuyor; hayatın içinden süzülen küçük ayrıntılarla büyük duygular kuruyor. Belki de bu yüzden yazdıkları iz bırakıyor.

Romanı elinize aldığınızda yalnızca bir hikayeye başlamıyorsunuz; çocukluğun, aile olmanın, özlemin ve sevginin insanı nasıl biçimlendirdiğine dair derin bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bir baba ile kızı arasındaki gözle görülmez güçlü bağı en derininizde hissediyorsunuz. Cem Sultan, okurunu olayların peşinden koşturmak yerine karakterlerinin kalbinin ritmine ortak ediyor. Böyle olunca roman, sadece anlatılanların değil, hissedilenlerin de kitabına dönüşüyor.

İyi edebiyatın en önemli özelliklerinden biri, okurun kendi hayatını sorgulamasına kapı aralamasıdır. Babamın Çiçeği tam da bunu başarıyor. Sayfalar ilerledikçe insan, farkında olmadan kendi çocukluğuna uğruyor; yıllardır söylemeyi ertelediği cümleleri, sustuğu anları ve kıymetini geç fark ettiği insanları hatırlıyor.

Cem Sultan’ın yazarlığında dikkat çeken bir başka yön de okuruna güvenmesi. Duyguyu açıklamak yerine hissettirmeyi tercih ediyor. Her şeyi tarif etmiyor; boşluklar bırakıyor. O boşlukları ise okurun kendi yaşamı dolduruyor. İşte bu yüzden roman, herkes için aynı hikâye olmaktan çıkıyor ve kişisel bir deneyime dönüşüyor.

Cem Sultan’ın yazarken yalnızca olayları değil, insan olmanın yükünü, kırılganlığını ve umudunu da satırlarına taşıyor. Romanındaki karakterler, sokağa çıktığımızda karşılaşabileceğimiz sizden bizden insanlar. Belki bir kaç sokak ötede oturan, belki sabah yanından selam verip geçtiğimiz türden. Onun kalemi, hayatın en gürültülü anlarından çok, en sessiz anlarında konuşuyor. Ve çoğu zaman insanı değiştiren de tam olarak o sessizlik oluyor.

Bir kitabı değerli yapan yalnızca iyi bir kurgu değildir. Bazen tek bir cümle, tek bir duygu ya da tek bir karakter yıllarca okurun içinde yaşamaya devam eder. Babamın Çiçeği de kapağı kapandıktan sonra bitmeyen romanlardan biri olma hissini taşıyor.

Eğer uzun zamandır sizi oyalayacak değil, size kendinizi hatırlatacak bir kitap arıyorsanız, Cem Sultan’ın bu romanına bir şans vermenizi içtenlikle öneririm. Babamın Çiçeği, duygu dünyanıza sessizce yerleşen bir misafir olmaya aday.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.