Ayşen ENGİN
Köşe Yazarı
Ayşen ENGİN
 

DOĞUM İLE ÖLÜM ARASINDAKİ YOL:HAYAT

Hayat, sandığımız kadar uzun bir hikâye değil. Daha ilk nefesimizde başlayan ve son nefesimizde noktalanan kısa bir paragraf gibi… Ama bu paragrafın içi, sonsuz sayıda virgülle, noktayla, üç nokta ve parantezlerle dolu. Doğarız. Seçmeden. Aileyi, coğrafyayı, zamanı seçmeden… Sonra bir gün fark ederiz ki hayat, bize ait olmayan bir başlangıcın üstüne inşa edilen sayısız tercihten ibaret. İşte o andan sonra kader dediğimiz, karar ve tercihlerimizle şekillendirdiğimiz olgu,yavaş yavaş hayatımıza yön vermiş. İlk seçimler masumdur: Hangi oyuncağı seçeceğiz, hangi arkadaşı seveceğiz… Ama zaman ilerledikçe sorular ağırlaşır. Hangi mesleği seçeceğiz, kiminle yürüyeceğiz, neye katlanacağız, neden vazgeçeceğiz… Ve her seçim, görünmez bir kapıyı kapatırken başka bir kapıyı açar. Ne var ki hayat bize hiçbir zaman “doğru şık”ları işaretletmez. Çoktan seçmeli bir sınavdır bu; ama cevap anahtarı yoktur. Bazen en mantıklı görünen yol bizi en derin pişmanlığa çıkarır, bazen de korkarak attığımız bir adım hayatımızın en güzel manzarasına götürür bizi. Asıl zor olan, seçtiklerimiz değil; seçemediklerimizdir. Gidemediğimiz yollar, söyleyemediğimiz cümleler, cesaret edemediğimiz vedalar… Hayat, çoğu zaman yaşadıklarımızdan çok yaşayamadıklarımızla ağırlaşır. Ve tuhaf olan şu: Seçim yapmamak da bir seçimdir. Susmak, kalmak, ertelemek… Hepsi birer tercihtir aslında. Sorumluluktan kaçtığımızı sandığımız her an, kaderimize sessizce imza atarız. Doğum ile ölüm arasındaki bu dar aralıkta, insanın elinde sadece iki şey vardır: Seçmek ve katlanmak. Çünkü her tercih, beraberinde bir bedel getirir. Mutluluk bile bazen fedakârlık ister, huzur bile vazgeçişle gelir. Ama belki de hayatın anlamı tam burada saklıdır. Kusursuz seçimler yapmakta değil; yanlış seçimlerden sonra bile kendimize merhamet edebilmekte… Yolumuzu kaybettiğimizde geri dönebilmeyi, düştüğümüzde yeniden kalkabilmeyi öğrenmekte… Sonunda hepimiz aynı yere varacağız. Ama aradaki yolculuğun hikâyesi bize ait olacak. Ve belki de ölüm geldiğinde, önemli olan kaç doğru yaptığımız değil; korkmamıza rağmen kaç kez cesur olabildiğimiz olacak. Çünkü hayat, doğum ile ölüm arasına sıkışmış bir zaman değil…Hayat, o zamanın içinde verdiğimiz cesur, kırılgan, bazen yanlış ama bize ait seçimlerin toplamı.
Ekleme Tarihi: 27 Ocak 2026 -Salı
Ayşen ENGİN

DOĞUM İLE ÖLÜM ARASINDAKİ YOL:HAYAT

Hayat, sandığımız kadar uzun bir hikâye değil. Daha ilk nefesimizde başlayan ve son nefesimizde noktalanan kısa bir paragraf gibi… Ama bu paragrafın içi, sonsuz sayıda virgülle, noktayla, üç nokta ve parantezlerle dolu.

Doğarız. Seçmeden. Aileyi, coğrafyayı, zamanı seçmeden… Sonra bir gün fark ederiz ki hayat, bize ait olmayan bir başlangıcın üstüne inşa edilen sayısız tercihten ibaret. İşte o andan sonra kader dediğimiz, karar ve tercihlerimizle şekillendirdiğimiz olgu,yavaş yavaş hayatımıza yön vermiş.

İlk seçimler masumdur: Hangi oyuncağı seçeceğiz, hangi arkadaşı seveceğiz… Ama zaman ilerledikçe sorular ağırlaşır. Hangi mesleği seçeceğiz, kiminle yürüyeceğiz, neye katlanacağız, neden vazgeçeceğiz… Ve her seçim, görünmez bir kapıyı kapatırken başka bir kapıyı açar.

Ne var ki hayat bize hiçbir zaman “doğru şık”ları işaretletmez. Çoktan seçmeli bir sınavdır bu; ama cevap anahtarı yoktur. Bazen en mantıklı görünen yol bizi en derin pişmanlığa çıkarır, bazen de korkarak attığımız bir adım hayatımızın en güzel manzarasına götürür bizi.

Asıl zor olan, seçtiklerimiz değil; seçemediklerimizdir. Gidemediğimiz yollar, söyleyemediğimiz cümleler, cesaret edemediğimiz vedalar… Hayat, çoğu zaman yaşadıklarımızdan çok yaşayamadıklarımızla ağırlaşır.

Ve tuhaf olan şu: Seçim yapmamak da bir seçimdir. Susmak, kalmak, ertelemek… Hepsi birer tercihtir aslında. Sorumluluktan kaçtığımızı sandığımız her an, kaderimize sessizce imza atarız.

Doğum ile ölüm arasındaki bu dar aralıkta, insanın elinde sadece iki şey vardır: Seçmek ve katlanmak. Çünkü her tercih, beraberinde bir bedel getirir. Mutluluk bile bazen fedakârlık ister, huzur bile vazgeçişle gelir.

Ama belki de hayatın anlamı tam burada saklıdır. Kusursuz seçimler yapmakta değil; yanlış seçimlerden sonra bile kendimize merhamet edebilmekte… Yolumuzu kaybettiğimizde geri dönebilmeyi, düştüğümüzde yeniden kalkabilmeyi öğrenmekte…

Sonunda hepimiz aynı yere varacağız. Ama aradaki yolculuğun hikâyesi bize ait olacak. Ve belki de ölüm geldiğinde, önemli olan kaç doğru yaptığımız değil; korkmamıza rağmen kaç kez cesur olabildiğimiz olacak.

Çünkü hayat, doğum ile ölüm arasına sıkışmış bir zaman değil…Hayat, o zamanın içinde verdiğimiz cesur, kırılgan, bazen yanlış ama bize ait seçimlerin toplamı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.