Sinan Yıldız
Köşe Yazarı
Sinan Yıldız
 

TERÖR ÜLKEMİZDEN NE İSTİYOR?

Sevgili okurlar… Ülke olarak uzun yıllardır terörle mücadelede ağır bedeller ödedik. Pkknın silah bıraktırıldığı, örgütün hem içeride hem de sınır ötesinde hareket kabiliyetini büyük ölçüde kaybettiği bir dönemdeyiz. Tam da bu noktada, bir başka karanlık yapının adı yeniden gündeme geldi. Deaş ya da daeş… Benim için kendilerini İslamcı olarak tanıtan insanları katleden silahlı bir terör örgütünden başka bir şey değil. Peki deaş Türkiye’den ne istiyor? Ve daha önemlisi, neden pkk bittiğinde ülkemizde adı duyulmaya başladı. Evet maalesef deaş için Türkiye, hiçbir zaman uzak bir hedef olmadı. Aksine Türkiye; Müslüman nüfusu, Jeopolitik konumu, Suriye ve Irak’a açılan kapı olması nedeniyle Bu eli kanlı teröristlerin ideolojik ve stratejik hedef haritasında hep yer aldı. Deaş’ın amacı bir toprak kazanmaktan çok, Kaos üretmek ve toplumsal huzuru bozmaktan başka bir şey değil. Türkiye gibi büyük ülkelerde ses getirmek onlar için büyük bir iş. Pkk’nın sahada gerilemesiyle oluşan bu boşluğu elbette birileri doldurmak isteyecekti. Bu noktada da devreye deaş girdi. Çünkü ne yazık ki terör denilen bu bela, Bir organizasyon değil; bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. İsimler değişiyor fakat yöntem aynı kalıyor. Pkk’nın ülkemizde yok oldu denmesiyle deaş kendisine yer edinmek istiyor. Ama son günlerde ki operasyonlara bakınca, Aslında daeşin ülkemizde hep var olduğu ve sadece sessiz kaldığı gerçeği gün yüzüne çıkıyor. Bugün deaşın en büyük silahı sadece bombalı eylemler değil, Sosyal medya, dijital propaganda, yalnızlaştırılmış gençler ve kimlik bunalımı yaşayan bireyleri örgüte katmaktır. Bu nedenle mesele sadece güvenlik güçlerinin sahadaki operasyonları ile değil, eğitim, sosyal politikalar, dijital denetim ve toplumsal bilinçlendirme ile çözüme kavuşabilir. Pkk bitti söylemleri ile başka tehditlerin önünü açmak engellenmeli, Okullarda, ailelerde ve dijital platformlarda önleyici mekanizmalar güçlendirilmelidir. Terörün en çok sevdiği şey, Ayrışma, korku ve güvensizlik ortamıdır. Terörle mücadele sadece güvenlik güçlerinin değil, Toplumun ortak meselesidir. Dolayısıyla bizler devlemizle, milletimizle bir ve bütün olduğumuzu her zaman göstererek terör sevicilere ve teröristlere karşı dimdik ayakta durmak zorundayız. Unutmayalım… İsimler değişir, fakat hedef hep aynıdır… Önemli olan ülkemizin huzurudur. Kalın sağlıcakla…
Ekleme Tarihi: 02 Ocak 2026 -Cuma
Sinan Yıldız

TERÖR ÜLKEMİZDEN NE İSTİYOR?

Sevgili okurlar…

Ülke olarak uzun yıllardır terörle mücadelede ağır bedeller ödedik.

Pkknın silah bıraktırıldığı, örgütün hem içeride hem de sınır ötesinde hareket kabiliyetini büyük ölçüde kaybettiği bir dönemdeyiz.

Tam da bu noktada, bir başka karanlık yapının adı yeniden gündeme geldi.

Deaş ya da daeş…

Benim için kendilerini İslamcı olarak tanıtan insanları katleden silahlı bir terör örgütünden başka bir şey değil.

Peki deaş Türkiye’den ne istiyor?

Ve daha önemlisi, neden pkk bittiğinde ülkemizde adı duyulmaya başladı.

Evet maalesef deaş için Türkiye, hiçbir zaman uzak bir hedef olmadı.

Aksine Türkiye;

Müslüman nüfusu,

Jeopolitik konumu,

Suriye ve Irak’a açılan kapı olması nedeniyle

Bu eli kanlı teröristlerin ideolojik ve stratejik hedef haritasında hep yer aldı.

Deaş’ın amacı bir toprak kazanmaktan çok,

Kaos üretmek ve toplumsal huzuru bozmaktan başka bir şey değil.

Türkiye gibi büyük ülkelerde ses getirmek onlar için büyük bir iş.

Pkk’nın sahada gerilemesiyle oluşan bu boşluğu elbette birileri doldurmak isteyecekti.

Bu noktada da devreye deaş girdi.

Çünkü ne yazık ki terör denilen bu bela,

Bir organizasyon değil; bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

İsimler değişiyor fakat yöntem aynı kalıyor.

Pkk’nın ülkemizde yok oldu denmesiyle deaş kendisine yer edinmek istiyor.

Ama son günlerde ki operasyonlara bakınca,

Aslında daeşin ülkemizde hep var olduğu ve sadece sessiz kaldığı gerçeği gün yüzüne çıkıyor.

Bugün deaşın en büyük silahı sadece bombalı eylemler değil,

Sosyal medya, dijital propaganda, yalnızlaştırılmış gençler ve kimlik bunalımı yaşayan bireyleri örgüte katmaktır.

Bu nedenle mesele sadece güvenlik güçlerinin sahadaki operasyonları ile değil, eğitim, sosyal politikalar, dijital denetim ve toplumsal bilinçlendirme ile çözüme kavuşabilir.

Pkk bitti söylemleri ile başka tehditlerin önünü açmak engellenmeli,

Okullarda, ailelerde ve dijital platformlarda önleyici mekanizmalar güçlendirilmelidir.

Terörün en çok sevdiği şey,

Ayrışma, korku ve güvensizlik ortamıdır.

Terörle mücadele sadece güvenlik güçlerinin değil,

Toplumun ortak meselesidir.

Dolayısıyla bizler devlemizle, milletimizle bir ve bütün olduğumuzu her zaman göstererek terör sevicilere ve teröristlere karşı dimdik ayakta durmak zorundayız.

Unutmayalım…

İsimler değişir, fakat hedef hep aynıdır…

Önemli olan ülkemizin huzurudur.

Kalın sağlıcakla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.