Sinan Yıldız
Köşe Yazarı
Sinan Yıldız
 

GÜNDEMİMİZDEKİ ACI GERÇEK!

Sevgili okurlar, Son günlerde art arda gelen intihar vakaları, Gazeteci olarak bizlerin bile kaleme almakta zorlandığı, adeta içimizi yakan acı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Sadece büyük şehirlerde değil, Giresun gibi daha küçük ve daha sıcak ilişkilerin olduğu düşünülen yerlerde bile bu tür haberlerin artması, hepimizin ‘Neler oluyor’ sorusunu sormasına neden oluyor. Her gün yeni bir isim, yeni bir hikaye duyuyoruz ve bu durum, toplumsal bir alarmın çaldığını gösteriyor. Bir haberci olarak, intihar olayını duyurmak, hele ki detaylarını aktarmak, mesleğimizin en zorlu ve en vicdan yoran yanlarından biri. Olayın geçtiği yeri, kişiyi, varsa ardında bıraktığı mektupları yazarken, sadece bir metin oluşturmuyoruz; Bir ailenin, bir çevrenin yaşadığı tarifsiz acıya dokunuyoruz. Bu nedenle, her kelimeyi bir cerrah titizliğiyle seçmeye çalışıyor, Haberin amacının sadece bilgi vermek değil, aynı zamanda ailelerin ve yakınlarının acılarını daha da derinleştirmemek olduğunu unutmuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bir haberin yanlış bir ifadesi, zaten paramparça olmuş bir kalbi daha da kırabilir. Ancak bu duyarlılık, meselenin sadece haberle geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Birileri, bu durumu tüm çıplaklığıyla ele almalı ve nedenlerini sorgulamalı. Neden bu kadar çok insan, çıkış yolunu hayatına son vermekte buluyor? Ekonomik sıkıntılar mı? Yalnızlık hissi mi? Gelecek kaygısı mı? Yoksa modern hayatın getirdiği manevi boşluk mu? Belki de hepsi birden… Bu sorulara verilecek cevaplar, sadece bireysel trajedileri anlamakla kalmayacak, aynı zamanda toplum olarak nerelerde hata yaptığımızı da gösterecektir. Çözümün, sadece bireysel terapilerle sınırlı kalmayacağı aşikar. İntiharı önlemek için kapsamlı ve çok yönlü bir stratejiye ihtiyacımız var. ‘Neden ve niçin’ sorularını, sadece bir köşe yazısının konusu olmaktan çıkarıp, eğitim müfredatına, aile içi iletişim seminerlerine ve devlet politikalarının merkezine yerleştirmeliyiz. Okullarda çocuklara sadece dersler değil, aynı zamanda duygularını ifade etme, sorunlarla başa çıkma ve yardım isteme becerileri de öğretilmeli. Aileler, komşular ve arkadaşlar, çevrelerindeki insanların sessiz çığlıklarını duyacak kadar duyarlı hale gelmeli. İntihar, sadece o bireyin trajedisi değil, hepimizin ortak yorgunluğudur. Bu acı tabloyu değiştirmek, ‘sıfır intihar’ hedefine ulaşmak, ancak el birliğiyle mümkün olabilir. Her can değerlidir ve hiçbir yaşam, bu girdapta kaybolmayı hak etmez. Bir ışık yakmalı, el uzatmalı ve bu zorlu yolda kimseyi yalnız bırakmamalıyız.  
Ekleme Tarihi: 30 Eylül 2025 -Salı
Sinan Yıldız

GÜNDEMİMİZDEKİ ACI GERÇEK!

Sevgili okurlar,

Son günlerde art arda gelen intihar vakaları,

Gazeteci olarak bizlerin bile kaleme almakta zorlandığı, adeta içimizi yakan acı bir gerçeği gözler önüne seriyor.

Sadece büyük şehirlerde değil, Giresun gibi daha küçük ve daha sıcak ilişkilerin olduğu düşünülen yerlerde bile bu tür haberlerin artması, hepimizin ‘Neler oluyor’ sorusunu sormasına neden oluyor. Her gün yeni bir isim, yeni bir hikaye duyuyoruz ve bu durum, toplumsal bir alarmın çaldığını gösteriyor.

Bir haberci olarak, intihar olayını duyurmak, hele ki detaylarını aktarmak, mesleğimizin en zorlu ve en vicdan yoran yanlarından biri.

Olayın geçtiği yeri, kişiyi, varsa ardında bıraktığı mektupları yazarken, sadece bir metin oluşturmuyoruz;

Bir ailenin, bir çevrenin yaşadığı tarifsiz acıya dokunuyoruz.

Bu nedenle, her kelimeyi bir cerrah titizliğiyle seçmeye çalışıyor,

Haberin amacının sadece bilgi vermek değil, aynı zamanda ailelerin ve yakınlarının acılarını daha da derinleştirmemek olduğunu unutmuyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, bir haberin yanlış bir ifadesi, zaten paramparça olmuş bir kalbi daha da kırabilir.

Ancak bu duyarlılık, meselenin sadece haberle geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Birileri, bu durumu tüm çıplaklığıyla ele almalı ve nedenlerini sorgulamalı.

Neden bu kadar çok insan, çıkış yolunu hayatına son vermekte buluyor?

Ekonomik sıkıntılar mı?

Yalnızlık hissi mi?

Gelecek kaygısı mı?

Yoksa modern hayatın getirdiği manevi boşluk mu?

Belki de hepsi birden…

Bu sorulara verilecek cevaplar, sadece bireysel trajedileri anlamakla kalmayacak, aynı zamanda toplum olarak nerelerde hata yaptığımızı da gösterecektir.

Çözümün, sadece bireysel terapilerle sınırlı kalmayacağı aşikar.

İntiharı önlemek için kapsamlı ve çok yönlü bir stratejiye ihtiyacımız var.

‘Neden ve niçin’ sorularını, sadece bir köşe yazısının konusu olmaktan çıkarıp, eğitim müfredatına, aile içi iletişim seminerlerine ve devlet politikalarının merkezine yerleştirmeliyiz.

Okullarda çocuklara sadece dersler değil, aynı zamanda duygularını ifade etme, sorunlarla başa çıkma ve yardım isteme becerileri de öğretilmeli.

Aileler, komşular ve arkadaşlar, çevrelerindeki insanların sessiz çığlıklarını duyacak kadar duyarlı hale gelmeli.

İntihar, sadece o bireyin trajedisi değil, hepimizin ortak yorgunluğudur.

Bu acı tabloyu değiştirmek, ‘sıfır intihar’ hedefine ulaşmak, ancak el birliğiyle mümkün olabilir.

Her can değerlidir ve hiçbir yaşam, bu girdapta kaybolmayı hak etmez.

Bir ışık yakmalı, el uzatmalı ve bu zorlu yolda kimseyi yalnız bırakmamalıyız.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.