Kabahat sende muhterem.
Suçlu sensin.
Her seferinde,
Tamam bitti diyorsun,yemin billah ediyorsun,
Yine
Tıpış tıpış gidip oyunu verip geliyorsun.
Soyup soğana çeviriyorlar seni.
Her şeyini alıyorlar elinden.
Sana ait ne varsa satıp savuruyorlar.
Eşe dosta ikram ediyorlar belkide…
Yinede huyundan vazgeçmiyorsun.
Yürüyemediğin sokakların var bolca.
Ortalık dolu,arabadan geçilmiyor.
Parkın var mı oturup çay içmeye.
Akşamları çocuklarını alıp,
Denizin kenarına inip,
Biraz oturup,serinleyebiliyor musun.
Sahi,denize gidip,ayağını soğuk suya soktun mu hiç.
Yakında yer de yok öyle.
Dolmuşa zaten binemezsin !
Alsan gitsen çocukları
Biraz oynasalar kumun üzerinde.
Suya girip çıksalar..
Ne gezer.
İyide muhterem,
Emek veren sensin.
Durmadan çalışıp çabalıyorsun.
Bak haline,
Elde avuçta bir şey var mı ?
Yok.
Evin yok,kiradasın.
Dışarı çıkamıyorsun.
Olduğun yere çivilediler seni.
Dolmuş parası var mı cebinde ,yok.
Yürü yürü,nereye kadar.
Mahallenin sakini oldun.
Otur evinin önünde,esne dur…
Hasta ziyaretine gitmek.
Eşe dosta uğramak.
Biraz çıkıp hava almak .
Unut,bitti o işler…
Giresun nerdeyse yürüme mesafesinde.
Gitmeyeli kaç ay oldu.
Kalesine mesela.
Otur bi dondurma ye,
Soğuk limonata iç,serinle biraz.
Eserdir de şimdi.
Hayal oldu bunlar.
Belki unuttun bile oraları…
Tıpkı seni unuttukları gibi…
Şimdi başladın ya söylenmeye,
Elim kırılsın filan diyorsun ya,
Sana inanmıyorum.
Yine ,tıpış tıpış gider verir gelirsin sen .
Ne geldi aklıma biliyor musun,
Ordu fındık mitingi…
Hani,
Ortalık insan seli olmuştu.
Yol altı saat kapalı kalmıştı.
Hatırladın mı.
Yine tulum çıkarmıştı muhteremler …
Neyse,
Meydana gel çınar dibine.
Dolmuşa binme,çok pahalı.
Tıpış tıpış yürü gel işte.
İki lafın belini kırarız.
Çaylar benden…