Erol KÜÇÜK
Köşe Yazarı
Erol KÜÇÜK
 

YİNE GELDİ GEÇTİ BABALAR GÜNÜ…

Geçtiğimiz Pazar günü Babalar günü idi. Yıllar oldu babam vefat edeli ama ben yaşadığım sürece babamı asla unutmam. Onu unutmak mümkün mü? Babalar Günü' babasız olanların yarasına tuz basmak gibiymiş... Eksik kalan yanını ört pas etmeyi beceremeyeceğin bir günmüş... Uzun zamandır düşünüyorum babalar gününde ne yazacağım diye. Hiç mutlu babalar günü yazısı yazasım yok. Çocukluk babayı kaybettiğinde biter, insan babası öldüğünde büyür" derler ya; artık arkanı yasladığın ama yasladığını da farkında olmadığın bir anda ortada kaldığında büyüdüğünü fark etmek demekmiş o. Takdirini alacağın, "bir şeye ihtiyacın var mı?" diye soracak, arkanı sıvazlayacak biri, yaslanacak bir omuz kalmamış demekmiş. İşte sonunda benim de başıma geldi ben henüz 18 yaşında iken. Çocukluğum o sene bitti. Babalık, sevgi, sorumluluk, arkadaşlık, paylaşım, örnek olabilmek, yaşam boyunca evladınızla birlikte bebekliğinde, çocuklukta, okul çağında, gençliğinde, evliliğinde bile bir rol üslenip, o rolü yaşam boyunca sevgiyle yerine getirebilmektir. Babam sevgi dolu, hayata bağlı, hoş sohbet bir insandı. Biz on bir kardeştik. İki abim vefat etti. Her konuda kendisiyle konuşabileceğim yaşı benden büyük arkadaşımdı babam. O hep sosyal hayatın içindeydi. Kendine has kuralları vardı. Haberleri, futbol maçlarını radyodan takip eder. Bir kötü huyu vardı, kalp hastası olmasına rağmen günde bir paket sigara içerdi. Yasak olanları çoğunlukla gizli, bazen de açıkça tüketirdi. İşte bu kötü huyu onun ömründen çaldı. Babam çevresinde düzgün karakteriyle tanınan, sevilen biriydi. Bize bıraktığı en büyük miras insan evladı olmaktır. Bir baba olarak benim de önceliğim iyi bir insan yetiştirmekti. Babamın izinde yürüyerek Fizyoterapist evli bir kızım ve Yazılım mühendisi bir oğul yetiştirdim. Allah’a şükrediyorum. Bizim ilişkimiz hep sevgi ve saygıya dayalı oldu. Ona karşı hiç bir zaman isyan etmedim. Eşimle birlikte çocuklarımı da aynı yetiştirdik. Baba olmak dünyanın en farklı duygularından biri. Baba olmak, sevmek demek; baba olmak şefkat demek; baba olmak sahiplenip bırakmamak demek. Yeri ve zamanı geldiğinde de bizim aile kültürümüze yakışır bir şekilde işi teslim edebilmek demek. Baba olmak hem irade, hem sabır, hem de sonsuz ve karşılıksız sevgi göstermek demek.  Benim babam da çok farklı bir kişilikti. O sadece benim değil her çocuğun sevdiği bir insandı. Kendi hayatını hiçbir zaman umursamayan, çocukları ve sevdikleri için hayatını hep geri plana atmış bir babaydı. Esas bu yüzden onu çok özlüyorum. Onunla aynı masada oturup sohbet etmeyi, yemek yemeyi, öğretmenlikle ilgili konuşmayı,  yanı başımda olmasını daha da önemlisi kötü giden şeylerde ona omzumu yaslamayı çok özlüyorum. Nur içinde yat Babacığım…  
Ekleme Tarihi: 23 Haziran 2026 -Salı
Erol KÜÇÜK

YİNE GELDİ GEÇTİ BABALAR GÜNÜ…

Geçtiğimiz Pazar günü Babalar günü idi. Yıllar oldu babam vefat edeli ama ben yaşadığım sürece babamı asla unutmam. Onu unutmak mümkün mü?

Babalar Günü' babasız olanların yarasına tuz basmak gibiymiş... Eksik kalan yanını ört pas etmeyi beceremeyeceğin bir günmüş... Uzun zamandır düşünüyorum babalar gününde ne yazacağım diye. Hiç mutlu babalar günü yazısı yazasım yok.

Çocukluk babayı kaybettiğinde biter, insan babası öldüğünde büyür" derler ya; artık arkanı yasladığın ama yasladığını da farkında olmadığın bir anda ortada kaldığında büyüdüğünü fark etmek demekmiş o. Takdirini alacağın, "bir şeye ihtiyacın var mı?" diye soracak, arkanı sıvazlayacak biri, yaslanacak bir omuz kalmamış demekmiş. İşte sonunda benim de başıma geldi ben henüz 18 yaşında iken. Çocukluğum o sene bitti. Babalık, sevgi, sorumluluk, arkadaşlık, paylaşım, örnek olabilmek, yaşam boyunca evladınızla birlikte bebekliğinde, çocuklukta, okul çağında, gençliğinde, evliliğinde bile bir rol üslenip, o rolü yaşam boyunca sevgiyle yerine getirebilmektir. Babam sevgi dolu, hayata bağlı, hoş sohbet bir insandı. Biz on bir kardeştik. İki abim vefat etti. Her konuda kendisiyle konuşabileceğim yaşı benden büyük arkadaşımdı babam. O hep sosyal hayatın içindeydi. Kendine has kuralları vardı. Haberleri, futbol maçlarını radyodan takip eder. Bir kötü huyu vardı, kalp hastası olmasına rağmen günde bir paket sigara içerdi. Yasak olanları çoğunlukla gizli, bazen de açıkça tüketirdi. İşte bu kötü huyu onun ömründen çaldı.

Babam çevresinde düzgün karakteriyle tanınan, sevilen biriydi. Bize bıraktığı en büyük miras insan evladı olmaktır. Bir baba olarak benim de önceliğim iyi bir insan yetiştirmekti. Babamın izinde yürüyerek Fizyoterapist evli bir kızım ve Yazılım mühendisi bir oğul yetiştirdim. Allah’a şükrediyorum. Bizim ilişkimiz hep sevgi ve saygıya dayalı oldu. Ona karşı hiç bir zaman isyan etmedim. Eşimle birlikte çocuklarımı da aynı yetiştirdik.

Baba olmak dünyanın en farklı duygularından biri. Baba olmak, sevmek demek; baba olmak şefkat demek; baba olmak sahiplenip bırakmamak demek. Yeri ve zamanı geldiğinde de bizim aile kültürümüze yakışır bir şekilde işi teslim edebilmek demek. Baba olmak hem irade, hem sabır, hem de sonsuz ve karşılıksız sevgi göstermek demek.

 Benim babam da çok farklı bir kişilikti. O sadece benim değil her çocuğun sevdiği bir insandı. Kendi hayatını hiçbir zaman umursamayan, çocukları ve sevdikleri için hayatını hep geri plana atmış bir babaydı. Esas bu yüzden onu çok özlüyorum. Onunla aynı masada oturup sohbet etmeyi, yemek yemeyi, öğretmenlikle ilgili konuşmayı,  yanı başımda olmasını daha da önemlisi kötü giden şeylerde ona omzumu yaslamayı çok özlüyorum. Nur içinde yat Babacığım…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.