Hayatta her deneyim bizi daha etkileyici hale getirebilir ama konumuz etkileyici olmak değil.
En azından benim konum değil.
Ben kendim olmaktan söz ediyorum.
Her şeye rağmen, kendi kapasitesini tamamlayarak olman gereken durum olmaktır.
Hayatta herkesin çok iyi yaptığı bir şey olduğuna inanı yorum.
Tek bir şey. Bu öyle bir şey ki, doğduğunuz andan itibaren içinizde olan, seninle gelişen ya da yok olan bir yetenek.
Doğallıkta mükemmel yapabildiğiniz bir şey. Kimisi en iyi pastayı yapabilir, kimisi en iyi manzarayı çizebilir, kimi en iyi bir sese sahiptir, kimisi en iyi beyin ameliyatı yapabilir.
Her birimizin farklı konularda en iyi şekilde yapabileceği bu bir tek şey aslında kimliğimizin merkezidir. Ve bu merkezi keşfetmek yerine izlediğimiz filmlerin, okuduğumuz romanların, başarı öykülerinin ya da etrafımızda bize ne yapmamız gerektiğini söyle yenlerin, aldığımız eğitimin etkisiyle kendi merkezimiz den uzaklaşıp bize koyulan hedefe yöneliyoruz.
Aslında bizim olma yan ama bir şekilde yönlendirildiğimiz bu hedefe ulaşmak için sürekli değişim içindeyiz kendimizden uzaklaşarak. Bu değişimi de bize ait olma yan deneyimlerle ediniyoruz.
Hedefim sadelik. Benleşme dediğimiz, ancak deneyimlerinizdeki sadelik sizi benleştirebiliyor.
Size bir soru sorulsa; "Bu dünya ya bir şeyi en iyi şekilde yapabilmek için gönderilmiş olsaydınız neyi en iyi şekilde yapabilirdiniz ?"
Bu soruyu istediğinize sorun, çok azından yanıt alabilirsiniz.
İnsanlar kendilerinden o kadar uzaklaşmış ki sorma gitsin.
Hele birde ait olmadıkları bir eğitim alsınlar üniversite falan iyice kafa karışıyor.
Kendileri olmadıkları için sürekli değişip başka birisi olmaya çalışıyorlar ama hayat hepimizden daha akıllı, başkası olmamıza da izin vermiyor.
Ta ki ölene kadar.