Çocuklar konuşurken her zaman kelimelerle anlatmaz. Gözleriyle, davranışlarıyla, bazen de sessizlikleriyle bize bir şeyler söylerler. Öfke patlamaları, içe kapanma, isteksizlik… Bunlar çoğu zaman “sorunlu çocuk” değil, fark edilmeyen duyguların işaretleridir.
Çocuklar, çevrelerindeki yetişkinlerin kaygılarını, streslerini, öfkelerini çok iyi hisseder. Evdeki gerginlik, belirsizlik ya da sürekli telaş onların dünyasında da yankı bulur. Onlar bize öğretir: önce durmak, dinlemek, anlamak gerekir.
Konuşmak kadar sessizce eşlik etmek de önemlidir. Bir çocuğun kendini güvende hissetmesi, hatalarını yapmasına izin verilmesi ve duygularının fark edilmesi, hayatta sağlam kalmasını sağlar. Çünkü çocuklar en çok, ne öğrendiklerini değil, ne hissettiklerini taşırlar.