Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

Mangal keyfini unutmak mümkün değil

İnsan unutmaya meyilli olunca hayatının içinden geçen güzel şeyler anılarda kalıyor. Birkaç gündür havalar kar boran ve soğuk ile bizi üşütmeye başlayınca hemen aklıma mangalın insana verdiği ısıtma ve sıcaklık hissini başka şeyin tutmayacağını anımsayarak evdeki mangalı gazeteye getirdim. Daha sobaydı, kömürdü, doğalgazdı, yerden ısıtmaydı yokken, evlerde ve dükkanlarda(işyeri bu kelimenin yerini tutmuyor, garip bir kelime bence)ısınmak için mangal bir numaraydı. Soğuğun insanı ısırdığı ve titremekten bir hal olunduğunda mangalın başında ısınmak ve kendine gelene kadar beklemenin yerini hiçbir şey tutmaz gibi geliyordu bize. Sonra zaman ve şehir değişti ve tahta zeminli dükkanların vazgeçilmezi ve demirbaşı olan mangallar hayatımızdan el ayak çekmeye başladı.. Bulancak’ta ve Giresun’da o zamanlarda hemen hemen her dükkanda mangal ve soba vardı. Hele de kar yağdığı ve soğuğun günlerce kaybolmadığı anlarda herkes mangal başında ve soba başında elinde çay bardakları ile akşama kadar hem işlerini yaparlar hem de bol bol muhabbet ederek zamanı geçirir ve evlerine giderlerdi. Bizim evde de mangal kışın en iyi ısıtma aracıydı, ben mangalda ısınmayı hep sevdim. Gazetede lazım olunca evde bir köşede mazlum bir halde bekleyen senelerin mangalını aldım ve bisikletimin selesine koydum ve gazeteye getirdim. Birkaç odun parçası ve yanmış kabuk ile yaktım ve köz olana kadar başında bekledim. Mangalın yanışı bile farklı oluyor. Aheste aheste yanarak köz olmayı bekler ve sonra üzerine kül atarak kendi içinde kor olur ve mangalın saatlerce insanı ısıtan o tarif edilemez hissini tadarsınız. Birde kışın hamside yenecek gibi olunca mangalda hamsi yaparsın ve doymak nedir bilmezsin. Şimdi ise evde veya dükkanda yanan sobanın kömürü ve doğalgazı ile geçmiş ile bir bağ kurmadan, sallama çay ile bir şeyler hatırlamaya çalışırsın ama nafiledir her şey. Modernlik, diye diye her şeyi altüst eden bu garip dünyada belki de çok şeyin değişimini ben ve benim gibi düşünenler pek anlamak istemiyor. 1980’lerde ve öncesinde çalıştığım ve okuduğum günlerde mangal kışın vazgeçilmezi iken, daha sonraları kömür sobaları, tüplü sobalar, elektrikli ısıtıcılar, (hatta çalıştığım yerde toz sobası vardı) kaloriferli ısınma, ufolar ve artık doğalgazlı evler ve dükkanlar geldi bağrımıza oturdu. Bir de ocak başı vardı, o hep unutuldu gitti, bir gün onları da yazarım. Şimdi eski göz ağrım mangalın başına gideyim de biraz geçmişi yad edeyim.                   
Ekleme Tarihi: 25 Ocak 2021 - Pazartesi
Erhan GÜNDOĞAR

Mangal keyfini unutmak mümkün değil

İnsan unutmaya meyilli olunca hayatının içinden geçen güzel şeyler anılarda kalıyor. Birkaç gündür havalar kar boran ve soğuk ile bizi üşütmeye başlayınca hemen aklıma mangalın insana verdiği ısıtma ve sıcaklık hissini başka şeyin tutmayacağını anımsayarak evdeki mangalı gazeteye getirdim.

Daha sobaydı, kömürdü, doğalgazdı, yerden ısıtmaydı yokken, evlerde ve dükkanlarda(işyeri bu kelimenin yerini tutmuyor, garip bir kelime bence)ısınmak için mangal bir numaraydı. Soğuğun insanı ısırdığı ve titremekten bir hal olunduğunda mangalın başında ısınmak ve kendine gelene kadar beklemenin yerini hiçbir şey tutmaz gibi geliyordu bize. Sonra zaman ve şehir değişti ve tahta zeminli dükkanların vazgeçilmezi ve demirbaşı olan mangallar hayatımızdan el ayak çekmeye başladı.. Bulancak’ta ve Giresun’da o zamanlarda hemen hemen her dükkanda mangal ve soba vardı. Hele de kar yağdığı ve soğuğun günlerce kaybolmadığı anlarda herkes mangal başında ve soba başında elinde çay bardakları ile akşama kadar hem işlerini yaparlar hem de bol bol muhabbet ederek zamanı geçirir ve evlerine giderlerdi.

Bizim evde de mangal kışın en iyi ısıtma aracıydı, ben mangalda ısınmayı hep sevdim. Gazetede lazım olunca evde bir köşede mazlum bir halde bekleyen senelerin mangalını aldım ve bisikletimin selesine koydum ve gazeteye getirdim.

Birkaç odun parçası ve yanmış kabuk ile yaktım ve köz olana kadar başında bekledim. Mangalın yanışı bile farklı oluyor. Aheste aheste yanarak köz olmayı bekler ve sonra üzerine kül atarak kendi içinde kor olur ve mangalın saatlerce insanı ısıtan o tarif edilemez hissini tadarsınız. Birde kışın hamside yenecek gibi olunca mangalda hamsi yaparsın ve doymak nedir bilmezsin. Şimdi ise evde veya dükkanda yanan sobanın kömürü ve doğalgazı ile geçmiş ile bir bağ kurmadan, sallama çay ile bir şeyler hatırlamaya çalışırsın ama nafiledir her şey.

Modernlik, diye diye her şeyi altüst eden bu garip dünyada belki de çok şeyin değişimini ben ve benim gibi düşünenler pek anlamak istemiyor.

1980’lerde ve öncesinde çalıştığım ve okuduğum günlerde mangal kışın vazgeçilmezi iken, daha sonraları kömür sobaları, tüplü sobalar, elektrikli ısıtıcılar, (hatta çalıştığım yerde toz sobası vardı) kaloriferli ısınma, ufolar ve artık doğalgazlı evler ve dükkanlar geldi bağrımıza oturdu.

Bir de ocak başı vardı, o hep unutuldu gitti, bir gün onları da yazarım. Şimdi eski göz ağrım mangalın başına gideyim de biraz geçmişi yad edeyim.          

        

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.