Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

Safi akıllı telefonun içine düşmüşüz

İyice bu hayattan kopmak üzereyiz ve bunun farkında değiliz. Bu teknoloji ve internet her yanımızı sarmış ve bizi yavaş yavaş Dünya’dan uzaklaştırıyor. Hele de akıllı telefon denilen illet, bize kafayı yedirmek için gün sayıyor. Nereye baksam, nereye gitsem, kafamı sağa çevirsem, sola çevirsem hep aynı manzara. Yaşı kaç olursa olsun kimi görsem elde bir akıllı telefon(başkası kesmiyor garibimi) gözünü bir an olsun ondan ayırmadan, belki de nefes alıp vermeden, pür dikkat ne var, ne yok, diye en güzel saatlerini ve hayatını buna harcıyor. Bende çok baktım başkasının akıllı telefonuna, bir şey bakmak için değil; yanımda o an anda kim varsa, ne yapıyor, diye öylece baktım durdum, (açıp kapamasını bile öğrenmedim) baktım ve içi boş bir şey olduğunu görerek kendimden hep uzak tutum. Hala da öyleyim ve almak içinde yanıp tutuşmuyorum. Benim için tek kuruş değeri olmayan bir nesne. Neye faydası olduğunu da çok merak etmedim. İşi olan alsın ve kullansın bana ne! Ben işim olursa bilgisayarı tercih ediyorum. Akıllı telefonun yaptığını o da yapıyor ve işim bittiğinde kapatıyorum ve böylece hayatın güzel yanlarını kaçırmıyorum. Akıllı telefon aslında yeni Dünya’nın ve onu tasarlayanların esas virüsüdür. Öyle korona falan işin sadece göstermelik yanıdır. Aklı olan; zaten akıllı telefon olduğu ifade edilen bu teknovirüsü(ne ad buldum ama buna)her yere çoktan yaymış ve çok da güzel para kazanıyor. Gün boyu Bulancak içinde günün her saati(uyuma hariç sabahtan akşama tabii ki)her yerde, akıllı telefonunun esir aldığı insanları görüyorum. Tek başına, iki kişi, üç kişi, daha fazla bir araya gelmiş, dükkan, cafe, meydan, sahilde, evin önünde, yolda nerede olursa olsun, tek kelime etmeden yanındakinin varlığını bile unutmuş yüzlerce, binlerce insanın bu teknovirüse kendini kaptırmış olarak görmekten iyice sıkıldım. Öyle komşuluk, misafirlik, düğün dernek, cenaze, toplantı, aklınıza gelecek olan bütün hayat emareleri bu akıllı telefon içinde kaybolmuş gitmiş. Teknovirüsü hem de kendi paramız ile alıyoruz ve hem ruhumuza hem de bedenimize bolca zerk ediyoruz. Yakında sağlık bakanlığı bu teknovirüs’ten can verenlerin ve hasta olanların sayısını her akşam yayınlamaya başlar ise ben hiç şaşırmam. Olur mu böyle bir şey, olmaz ,diyene gülerim.                
Ekleme Tarihi: 09 Ekim 2020 - Cuma
Erhan GÜNDOĞAR

Safi akıllı telefonun içine düşmüşüz

İyice bu hayattan kopmak üzereyiz ve bunun farkında değiliz. Bu teknoloji ve internet her yanımızı sarmış ve bizi yavaş yavaş Dünya’dan uzaklaştırıyor. Hele de akıllı telefon denilen illet, bize kafayı yedirmek için gün sayıyor.

Nereye baksam, nereye gitsem, kafamı sağa çevirsem, sola çevirsem hep aynı manzara. Yaşı kaç olursa olsun kimi görsem elde bir akıllı telefon(başkası kesmiyor garibimi) gözünü bir an olsun ondan ayırmadan, belki de nefes alıp vermeden, pür dikkat ne var, ne yok, diye en güzel saatlerini ve hayatını buna harcıyor. Bende çok baktım başkasının akıllı telefonuna, bir şey bakmak için değil; yanımda o an anda kim varsa, ne yapıyor, diye öylece baktım durdum, (açıp kapamasını bile öğrenmedim) baktım ve içi boş bir şey olduğunu görerek kendimden hep uzak tutum. Hala da öyleyim ve almak içinde yanıp tutuşmuyorum. Benim için tek kuruş değeri olmayan bir nesne. Neye faydası olduğunu da çok merak etmedim.

İşi olan alsın ve kullansın bana ne!

Ben işim olursa bilgisayarı tercih ediyorum. Akıllı telefonun yaptığını o da yapıyor ve işim bittiğinde kapatıyorum ve böylece hayatın güzel yanlarını kaçırmıyorum. Akıllı telefon aslında yeni Dünya’nın ve onu tasarlayanların esas virüsüdür. Öyle korona falan işin sadece göstermelik yanıdır. Aklı olan; zaten akıllı telefon olduğu ifade edilen bu teknovirüsü(ne ad buldum ama buna)her yere çoktan yaymış ve çok da güzel para kazanıyor.

Gün boyu Bulancak içinde günün her saati(uyuma hariç sabahtan akşama tabii ki)her yerde, akıllı telefonunun esir aldığı insanları görüyorum. Tek başına, iki kişi, üç kişi, daha fazla bir araya gelmiş, dükkan, cafe, meydan, sahilde, evin önünde, yolda nerede olursa olsun, tek kelime etmeden yanındakinin varlığını bile unutmuş yüzlerce, binlerce insanın bu teknovirüse kendini kaptırmış olarak görmekten iyice sıkıldım. Öyle komşuluk, misafirlik, düğün dernek, cenaze, toplantı, aklınıza gelecek olan bütün hayat emareleri bu akıllı telefon içinde kaybolmuş gitmiş. Teknovirüsü hem de kendi paramız ile alıyoruz ve hem ruhumuza hem de bedenimize bolca zerk ediyoruz. Yakında sağlık bakanlığı bu teknovirüs’ten can verenlerin ve hasta olanların sayısını her akşam yayınlamaya başlar ise ben hiç şaşırmam. Olur mu böyle bir şey, olmaz ,diyene gülerim.                

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.