Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

İnadım inat, adım kel Murat

Adımda Murat olmayınca deyim bana çok da uymuyor. Ülkemizdeki katır inadı da denilen ve dediğinin dışında ve tavrın dışında hiç bir şekilde ikna olmayan ve kendinden başka kuş tanımayanlar epeyce bir vardır. Bende de azda olsa var bu inatlıktan. Ancak öyle katır gibi değil. Var olması gerektiği kadarıyla. Çok uzatmam bazen dediğimi ve karşıdakini de zorlamam. Olur yani hayatta inat edilecek şeyler. Bunu devam ettirmek ve hayatın olmazsa olması olarak görmeden olaylara bakmak gerek. Dün Bulancak mahallesinde gazetenin arkasındaki ara sokaktan bir yere uğrayıp gazeteye gelecektim. Tek yön olan bu yoldan devam edip gidecektim, sokağın girişine kadar geldim ve bir araç ters yönden yola girmek için yola girince durdum. Tam o sırada karşıdan kendi yönünden gelen arabayı gören bu ters yöncü araç sahibi beklemeye geçti. Bende o durunca pedala bastım ve yoluma devam ederken geri dönüp baktım. Bu tersten gelen araç geri gitti ve yolundan gelen aracı bekledi ve o da geçince tek yönden devam ederek gitti. Yahu  be adam, gardaşım tamam, ben araç kullanmadığım için yolun kenarında geçip giderim ve sıkıntı olmaz. Ancak sen aracın ile az öteden(100 metre yok diğer sokağın girişi)kendi yönündeki yola geçip üst caddeye çıkarsın. Bir ileri, iki geri yapmadan, trafiği de engellemeden yoluna gidersin. Zor bir şey değil bu iş. Bu gibi durumlar ile her gün her an karşılaşıyorum. Sonu çoğu zaman tartışmaya kadar gidiyor. Trafik kurallarını anlatan levhalar boşuna buralara takılmıyor. Gördün levhayı oraya girme ve doğru yoluna bak. Hatta öyle şeyler ile karşılaştım ki, “Allah ne muradınız varsa versin” diyerek oradan uzaklaştım. Sadece bu araç sürülmesi mevzuda değil, her şeyde bir inatçılık artarak geliyor. Bunlardan biri daha birkaç gün önce oldu. Ara sokaklardan birinde(sokağın eni 4 ya da 5 metre ancak var) bisikletim ile sahile çıkacaktım. Tam sokağa geldim ve bir adım atılacak yer yok. Bir insan bile geçecek kadar yer kalmamış. Şöyle geçmeye çalıştım ama nafile. Oradan geçmek için uğraşan birisi ile de göz göze geldim ve aynı şeyleri düşünür gibi, kafamızı salladık. Ben içimden “hay sizin arabalarınıza” diyerek geri döndüm ve epeyce bir ileride olan sokağa kadar gittim. Tabii o araçlar saatlerce orada kalır ve araç sahibi rahatını bozmaz. Sokağın karşısında da sahilde otopark var. Orası paralı. Sokak arası babasının malı. Miras kalmıştır ona.                      
Ekleme Tarihi: 29 Ekim 2021 - Cuma
Erhan GÜNDOĞAR

İnadım inat, adım kel Murat

Adımda Murat olmayınca deyim bana çok da uymuyor. Ülkemizdeki katır inadı da denilen ve dediğinin dışında ve tavrın dışında hiç bir şekilde ikna olmayan ve kendinden başka kuş tanımayanlar epeyce bir vardır. Bende de azda olsa var bu inatlıktan. Ancak öyle katır gibi değil. Var olması gerektiği kadarıyla. Çok uzatmam bazen dediğimi ve karşıdakini de zorlamam. Olur yani hayatta inat edilecek şeyler. Bunu devam ettirmek ve hayatın olmazsa olması olarak görmeden olaylara bakmak gerek.

Dün Bulancak mahallesinde gazetenin arkasındaki ara sokaktan bir yere uğrayıp gazeteye gelecektim. Tek yön olan bu yoldan devam edip gidecektim, sokağın girişine kadar geldim ve bir araç ters yönden yola girmek için yola girince durdum. Tam o sırada karşıdan kendi yönünden gelen arabayı gören bu ters yöncü araç sahibi beklemeye geçti. Bende o durunca pedala bastım ve yoluma devam ederken geri dönüp baktım. Bu tersten gelen araç geri gitti ve yolundan gelen aracı bekledi ve o da geçince tek yönden devam ederek gitti. Yahu  be adam, gardaşım tamam, ben araç kullanmadığım için yolun kenarında geçip giderim ve sıkıntı olmaz. Ancak sen aracın ile az öteden(100 metre yok diğer sokağın girişi)kendi yönündeki yola geçip üst caddeye çıkarsın. Bir ileri, iki geri yapmadan, trafiği de engellemeden yoluna gidersin. Zor bir şey değil bu iş. Bu gibi durumlar ile her gün her an karşılaşıyorum. Sonu çoğu zaman tartışmaya kadar gidiyor. Trafik kurallarını anlatan levhalar boşuna buralara takılmıyor. Gördün levhayı oraya girme ve doğru yoluna bak. Hatta öyle şeyler ile karşılaştım ki, “Allah ne muradınız varsa versin” diyerek oradan uzaklaştım. Sadece bu araç sürülmesi mevzuda değil, her şeyde bir inatçılık artarak geliyor. Bunlardan biri daha birkaç gün önce oldu. Ara sokaklardan birinde(sokağın eni 4 ya da 5 metre ancak var) bisikletim ile sahile çıkacaktım. Tam sokağa geldim ve bir adım atılacak yer yok. Bir insan bile geçecek kadar yer kalmamış. Şöyle geçmeye çalıştım ama nafile. Oradan geçmek için uğraşan birisi ile de göz göze geldim ve aynı şeyleri düşünür gibi, kafamızı salladık. Ben içimden “hay sizin arabalarınıza” diyerek geri döndüm ve epeyce bir ileride olan sokağa kadar gittim. Tabii o araçlar saatlerce orada kalır ve araç sahibi rahatını bozmaz. Sokağın karşısında da sahilde otopark var. Orası paralı. Sokak arası babasının malı. Miras kalmıştır ona.                      

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.