Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

Depremin ardından

Birkaç gün önce Elazığ ve Malatya’yı etkileyen deprem sonrası sosyal ağlar üzerinden yapılan bazı açıklamalar insanı epeyce bir düşündürecek aşamaya gelmiştir. Can kaybı, yaralı, enkaz altından kurtarılanlar ve mal kaybının hesabı bile yapılamadan eleştirinin dışına çıkmış, akıl ile izah edilmeyecek bir acımasızlık durdurulamaz hale gelmiş. Sosyal ağların bazılarından irin akıyor. Bu ülkedeki hükümeti eleştirebilirsin; bunda bir sıkıntı yok(hukuki yanını tartışmıyorum), yardım yapana, depremde zarar görene, olayı takip edene, ülke genelinde konuşana elimde ki telefonla istediğimi söyler kimse de tek kelime edemez diye hakaret, argo veya buna benzer söz etmek söz konusu bile olamaz. Hayatında yaralı bir parmağa bile işememişler, ahkam keserek yapılanların yetersiz olduğunu ve devletin(hükümetin)hiçbir şey yapmadığına dair görüşler ileri sürüyorlar. Devleti eleştirmek te bir beis yok. Hem de çok sert eleştiri de olmalıdır. Fakat bu afet ve felaketlerde daha ne olduğu bile belli değilken, baltanın küpüsi ile kesmek olacak şey değil. Ortalık sakinleşir, her şey bir yere varır, o zaman varsa bir yanlış, aksama, olmayacak bir iş, olanca eleştirini yap kimse senin elinden bu hakkını alamaz. Hele benim gibi eleştiriyi hem nalına, hem mıhına vuran için geri koymak olmaz. Nerde ise depremi Erdoğan’ın yaptığını söyleyecek kadar gözü dönmüş bir halde tozu dumana katarak hakaret ve küfürle bu iş olmaz. Dört dörtlük bir eleştiriyi ancak depremin yaraları öyle böyle sarıldıktan sonra yapmak gerekir. Acısı olan insanın, senin yaptığın bu hakaretten alacağı bir şey olmaz. Nasılsa sosyal ağlar var o zaman atış serbest diyerek yapılan işleri akamete uğratmanın hesabını da sorarlar insana.          
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2020 - Pazartesi
Erhan GÜNDOĞAR

Depremin ardından

Birkaç gün önce Elazığ ve Malatya’yı etkileyen deprem sonrası sosyal ağlar üzerinden yapılan bazı açıklamalar insanı epeyce bir düşündürecek aşamaya gelmiştir. Can kaybı, yaralı, enkaz altından kurtarılanlar ve mal kaybının hesabı bile yapılamadan eleştirinin dışına çıkmış, akıl ile izah edilmeyecek bir acımasızlık durdurulamaz hale gelmiş. Sosyal ağların bazılarından irin akıyor. Bu ülkedeki hükümeti eleştirebilirsin; bunda bir sıkıntı yok(hukuki yanını tartışmıyorum), yardım yapana, depremde zarar görene, olayı takip edene, ülke genelinde konuşana elimde ki telefonla istediğimi söyler kimse de tek kelime edemez diye hakaret, argo veya buna benzer söz etmek söz konusu bile olamaz. Hayatında yaralı bir parmağa bile işememişler, ahkam keserek yapılanların yetersiz olduğunu ve devletin(hükümetin)hiçbir şey yapmadığına dair görüşler ileri sürüyorlar. Devleti eleştirmek te bir beis yok. Hem de çok sert eleştiri de olmalıdır. Fakat bu afet ve felaketlerde daha ne olduğu bile belli değilken, baltanın küpüsi ile kesmek olacak şey değil. Ortalık sakinleşir, her şey bir yere varır, o zaman varsa bir yanlış, aksama, olmayacak bir iş, olanca eleştirini yap kimse senin elinden bu hakkını alamaz. Hele benim gibi eleştiriyi hem nalına, hem mıhına vuran için geri koymak olmaz.

Nerde ise depremi Erdoğan’ın yaptığını söyleyecek kadar gözü dönmüş bir halde tozu dumana katarak hakaret ve küfürle bu iş olmaz. Dört dörtlük bir eleştiriyi ancak depremin yaraları öyle böyle sarıldıktan sonra yapmak gerekir. Acısı olan insanın, senin yaptığın bu hakaretten alacağı bir şey olmaz. Nasılsa sosyal ağlar var o zaman atış serbest diyerek yapılan işleri akamete uğratmanın hesabını da sorarlar insana.          

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.