Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

Daha insanlık ölmüş değil mi desek?

O kadar yazacak çok şey var ki; hangi birine el atsam diye çoğu zaman karar veremiyorum. Bu hafta ne yazayım diye sağa sola bakarken, haber sitelerinin birinde Mardin'de vuku bulan bir olayın görüntülerini izleyince "bunu yazayım" dedim. Haberde, gözleri görmeyen yaşlı bir teyzenin yolda giderken yaşadığı zor durum ve bu durum karşısında kimsenin ona yadım etmeyişi ve de yardımı geçtik sanki; o yaşlı kişinin orda olmadığını farz eden insanlarının görüntüleri "İnsanlık ölmüş" başlığı ile haber yapılmıştı.  İnsan bu görüntüleri izleyince epeyce bir sarsılıyor ve düşünmeye başlıyor.  Neydi, "ne oluyordu bu güzel ülkenin insanlarına böyle yavaş yavaş" diye kara kara düşünmeye başlar olduk son yıllarda. Sadece bu görüntüler mi bizi allak bullak eden görüntüler. Gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medya ağlarında, haber sitelerinde ve kendi telefonlarına kayıt edip yayınladıkları görüntüler ile çok sayıda insan da bu tür haberler ile bize ulaşıyor. Aklımıza hayalimize gelmeyen, bizi sürekli, "ya bu da olur mu" dedirten acayip ve garip şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. Hele son bir kaç senede gazete ve tv. haberlerinde okuduğumuz ve gördüğümüz 'yan bakma ve omuz atma" sebebiyle işlenen cinayetleri ile ilgili haberler ülkenin nereden nereye geldiğini gösteriyor. Karamsarlığa kapılmayan yok gibi. Herkes bir tedirginlik içinde. Yaşlısına, engellisine, hastasına, müşkül durumda olanına, çocuklara karşı hoyratça bir tavır ve davranış artık sıradan olmaya başladı.   Hepimiz kaç kez yaşlıya, engelliye, çocuklara sert davranan, dayak atan, eziyet eden çok sayıda olay duymuş ve haberdar olmuşturuz. Öyle çok uzaklara gitmeye gerek yok. Ben burada (Bulancak'ta) bu tür vakalar ile ilgili inanın çok şey duydum ve gördüm ki, "hadi ya burada olmaz böyle şeyler" diye itiraz bile edersiniz. Buna bir misal vereyim size: Yakından tanıdığım bir yaşlı akrabamın 'teyzemizin' torununun ona yaptıklarını duyunca önce çok şaşırmış ve afallamıştım. Bu yaşlı insanının erkek torunu o'nun emekli maaşını elinden almak için her seferinde o'nu sille tokat dövdüğünü ve bir kez de merdivenlerden yuvarladığını öğrendim. Bu olaylarla ilgili kişinin yakınlarına haber verdik. Daha sonra bu torun bir daha bu tür bir olay yapamadı. Bundan daha ağır vakalar ile de karşılaştım.  Çevremizde olmaz demeyin sakın, hem de çok sayıda saklanan ve kimse duymasın diye hasır altı edilen "insanlık mı bu" dediğimiz çok şey var hayatımızda. Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim "bunlar daha iyi günlerimiz, daha göreceğimiz çok şey var" derken yanılmış olmayı çok isterdim. Ancak gidişat hiç de öyle değil.                 
Ekleme Tarihi: 30 Mart 2018 - Cuma
Erhan GÜNDOĞAR

Daha insanlık ölmüş değil mi desek?

O kadar yazacak çok şey var ki; hangi birine el atsam diye çoğu zaman karar veremiyorum. Bu hafta ne yazayım diye sağa sola bakarken, haber sitelerinin birinde Mardin'de vuku bulan bir olayın görüntülerini izleyince "bunu yazayım" dedim.

Haberde, gözleri görmeyen yaşlı bir teyzenin yolda giderken yaşadığı zor durum ve bu durum karşısında kimsenin ona yadım etmeyişi ve de yardımı geçtik sanki; o yaşlı kişinin orda olmadığını farz eden insanlarının görüntüleri "İnsanlık ölmüş" başlığı ile haber yapılmıştı.  İnsan bu görüntüleri izleyince epeyce bir sarsılıyor ve düşünmeye başlıyor.  Neydi, "ne oluyordu bu güzel ülkenin insanlarına böyle yavaş yavaş" diye kara kara düşünmeye başlar olduk son yıllarda.

Sadece bu görüntüler mi bizi allak bullak eden görüntüler. Gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medya ağlarında, haber sitelerinde ve kendi telefonlarına kayıt edip yayınladıkları görüntüler ile çok sayıda insan da bu tür haberler ile bize ulaşıyor. Aklımıza hayalimize gelmeyen, bizi sürekli, "ya bu da olur mu" dedirten acayip ve garip şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. Hele son bir kaç senede gazete ve tv. haberlerinde okuduğumuz ve gördüğümüz 'yan bakma ve omuz atma" sebebiyle işlenen cinayetleri ile ilgili haberler ülkenin nereden nereye geldiğini gösteriyor. Karamsarlığa kapılmayan yok gibi. Herkes bir tedirginlik içinde. Yaşlısına, engellisine, hastasına, müşkül durumda olanına, çocuklara karşı hoyratça bir tavır ve davranış artık sıradan olmaya başladı.  

Hepimiz kaç kez yaşlıya, engelliye, çocuklara sert davranan, dayak atan, eziyet eden çok sayıda olay duymuş ve haberdar olmuşturuz. Öyle çok uzaklara gitmeye gerek yok.

Ben burada (Bulancak'ta) bu tür vakalar ile ilgili inanın çok şey duydum ve gördüm ki, "hadi ya burada olmaz böyle şeyler" diye itiraz bile edersiniz.

Buna bir misal vereyim size: Yakından tanıdığım bir yaşlı akrabamın 'teyzemizin' torununun ona yaptıklarını duyunca önce çok şaşırmış ve afallamıştım. Bu yaşlı insanının erkek torunu o'nun emekli maaşını elinden almak için her seferinde o'nu sille tokat dövdüğünü ve bir kez de merdivenlerden yuvarladığını öğrendim. Bu olaylarla ilgili kişinin yakınlarına haber verdik. Daha sonra bu torun bir daha bu tür bir olay yapamadı. Bundan daha ağır vakalar ile de karşılaştım.  Çevremizde olmaz demeyin sakın, hem de çok sayıda saklanan ve kimse duymasın diye hasır altı edilen "insanlık mı bu" dediğimiz çok şey var hayatımızda. Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim "bunlar daha iyi günlerimiz, daha göreceğimiz çok şey var" derken yanılmış olmayı çok isterdim. Ancak gidişat hiç de öyle değil.                 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.