Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

BUNLAR TEHLİKELİ ŞEYLER

Teyzemin tehlikeli şey dediği para. Yahu ben parayı sevmesem de, para niye tehlikeli olsun ki? Benim meşhur dolmuş hikayelerim arada sırada köşeden okuyucu ile buluşur. Sokağın, dolmuşun, çay ocağının, kahvelerin, berberlerdeki hayatın içinde, her zaman insanı hem güldüren, hem de ağlatan hikayeler ile doludur. Sadece ben değil, çok sayıdaki insanın kaleme alması ile bunlar bir kıymet kazanır. Bende sevdiğim için bu hikayeleri buradan aktarmayı görev bilirim.  Cuma günü Piraziz’e gittim ve dönüş içinde dolmuşa bindim. Bu aralar dolmuşlar dolu olduğundan arka tarafa geçtim ve oturdum. Yola çıktık ve Maden mevkiine doğru gelince, iki kişi bir öndeki teyzeme para uzatıp, “iki öğrenci verebilir misiniz” diye parayı uzattı. Teyzem, “iki ayrı öğrenci mi olacak” diyerek sordu. Onlarda, evet dedi. Teyzem ayağa kalktı ve parayı şoföre uzattı. Para üstünü beklerken de, bizimde duyacağımız bir şekilde, “bunlarda tehlikeli şeyler” diyerek duymamızı sağladı. Ben de herhalde dolmuşa bomba falan kondu sandım önce. Sonra da ben niye böyle söyledi diyerek ona baktım. Teyzem, parayı geri verir vermez hemen eline araçtaki kolonya olan şişeden dökerek bir güzel sıkarak yıkadı. Haah anlaşıldı mevzu dedim içimden. Teyzem salgın koliklerden olunca hemen herkesin en çok sevdiği paranın üstündeki virüsü savmış olduğunu sandı. Bu numarayı salgın var, diyerek ortalığa salanların düşüncesi oysa bu değildi aslında. Kağıt ve para da en çok virüs bulaştıran şeyler diyerek korkunun her yere ulaşmasını sağladılar. Şimdi sorarım size; tarihte kağıdın kullanıma başlaması ile birlikte insanlar sürekli olarak kağıtla hemhal olmuşlar. Kitaplar yazılmış, gazeteler çıkmış, dergiler basılmış, mektuplar yazılmış, devletin ve özeldeki her şeyin bütün kayıtları kağıt ile olmuş, para basılmış ve herkes kullanmış binlerce senedir de, ne mikrop kapmış insanlar ne de bir virüs bulaşmış. Bu güne kadar da bununla ilgili bir bilgiye rastlanmışta değil. Duymadım, okumadım ve görmedim böyle bir şey. Yalanın daniskasıydı bu iş. Kağıt okuyan için, para da değiş tokuş için en önemli nesne olarak geçerliydi. İki yıl önce birden bu iki nesnenin virüsü en çok bulaştıran şey olduğu her yerde söylenince, iki şey oldu. Kitap, gazete, dergi evlerden, işyerlerinden kapı dışarı edilirken, paranın yerini kartlar almışken, birden dijital para denen sistem hayatımıza girmeye başladı. Teyzemde işin numarasını bilmediği için de parayı çok tehlikeli sanıyor. Epeyce bir sürer bu hikaye öyle geliyor bana! 
Ekleme Tarihi: 16 Ekim 2021 - Cumartesi
Erhan GÜNDOĞAR

BUNLAR TEHLİKELİ ŞEYLER

Teyzemin tehlikeli şey dediği para. Yahu ben parayı sevmesem de, para niye tehlikeli olsun ki? Benim meşhur dolmuş hikayelerim arada sırada köşeden okuyucu ile buluşur. Sokağın, dolmuşun, çay ocağının, kahvelerin, berberlerdeki hayatın içinde, her zaman insanı hem güldüren, hem de ağlatan hikayeler ile doludur. Sadece ben değil, çok sayıdaki insanın kaleme alması ile bunlar bir kıymet kazanır. Bende sevdiğim için bu hikayeleri buradan aktarmayı görev bilirim.  Cuma günü Piraziz’e gittim ve dönüş içinde dolmuşa bindim. Bu aralar dolmuşlar dolu olduğundan arka tarafa geçtim ve oturdum. Yola çıktık ve Maden mevkiine doğru gelince, iki kişi bir öndeki teyzeme para uzatıp, “iki öğrenci verebilir misiniz” diye parayı uzattı. Teyzem, “iki ayrı öğrenci mi olacak” diyerek sordu. Onlarda, evet dedi. Teyzem ayağa kalktı ve parayı şoföre uzattı. Para üstünü beklerken de, bizimde duyacağımız bir şekilde, “bunlarda tehlikeli şeyler” diyerek duymamızı sağladı. Ben de herhalde dolmuşa bomba falan kondu sandım önce. Sonra da ben niye böyle söyledi diyerek ona baktım. Teyzem, parayı geri verir vermez hemen eline araçtaki kolonya olan şişeden dökerek bir güzel sıkarak yıkadı. Haah anlaşıldı mevzu dedim içimden. Teyzem salgın koliklerden olunca hemen herkesin en çok sevdiği paranın üstündeki virüsü savmış olduğunu sandı. Bu numarayı salgın var, diyerek ortalığa salanların düşüncesi oysa bu değildi aslında. Kağıt ve para da en çok virüs bulaştıran şeyler diyerek korkunun her yere ulaşmasını sağladılar. Şimdi sorarım size; tarihte kağıdın kullanıma başlaması ile birlikte insanlar sürekli olarak kağıtla hemhal olmuşlar. Kitaplar yazılmış, gazeteler çıkmış, dergiler basılmış, mektuplar yazılmış, devletin ve özeldeki her şeyin bütün kayıtları kağıt ile olmuş, para basılmış ve herkes kullanmış binlerce senedir de, ne mikrop kapmış insanlar ne de bir virüs bulaşmış. Bu güne kadar da bununla ilgili bir bilgiye rastlanmışta değil. Duymadım, okumadım ve görmedim böyle bir şey. Yalanın daniskasıydı bu iş. Kağıt okuyan için, para da değiş tokuş için en önemli nesne olarak geçerliydi. İki yıl önce birden bu iki nesnenin virüsü en çok bulaştıran şey olduğu her yerde söylenince, iki şey oldu. Kitap, gazete, dergi evlerden, işyerlerinden kapı dışarı edilirken, paranın yerini kartlar almışken, birden dijital para denen sistem hayatımıza girmeye başladı. Teyzemde işin numarasını bilmediği için de parayı çok tehlikeli sanıyor. Epeyce bir sürer bu hikaye öyle geliyor bana! 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.