Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

Betonunun içinde nefes almayı seviyoruz

Son kırk elli sene içinde çok hızlı bir değişim ve dönüşüm içinde olan ülkemizdeki bu durumun bir tahlili hala da doğru dürüst yapılabilmiş değil. Yapılan bazı çalışmaların buna cevaz verdiğini de görmüş değilim. Ülkemizin her yerinde bir betonlaşma var ki, akıl alır gibi değil. Köy, kent, şehir, il, ilçe, mezra, belde nasıl sayarsanız sayın, insanların olduğu ve nefes aldığı her yerde betondan başka bir yapılaşma yok. Ben beton içinde hayatların insan için çokta iyi olmadığını, sağlık, huzur, samimiyetin gitgide azaldığını gören ve bundan mümkün olduğunca kaçan biriyim. Çocukluğum ve gençliğim ahşabın hakim olduğu, ev ve dükkanların buna göre yapıldığı bir dönemden gelen birisi olarak, şu anda içinde hayatımı idame ettirdiğim betonun bana verdiği sadece sıkıntı. Başka şey değil. Dört duvar beton ve bunun içinde nefes almaya çalışıyorum. Arada sırada Giresun veya Piraziz’e işim için gittiğimde yok kenarlarına dikilen ve görüş alanımızı sürekli olarak yok eden 10-15 katlı beton yapıları görünce canım her zaman daralıyor. Kat kat beton binalar. Ne zaman yapılıyor, ne ara bunlara insanlar gelip ikamet ediyor şaşıyorum. Daha birkaç gün önce Giresun’a dolmuş ile giderken, yolun sağında yol boyunca mısır pıtrağı gibi biten yeni beton yapıları görünce iyice sıkıldım. Yahu bir hafta önce gittiğimde aynı yerde azda olsa yeşil ve toprak vardı. Birkaç gün içinde temel atılmış ve hızla birkaç kat karkas olarak yükselmiş. Nasıl bir iştah ile bunları yapıyorlar merak ediyorum. Tamam; insan para kazanacak, iş sahibi olacak, zenginlik hayali kuracak, bir yere kadarda gelişmenin olduğu da söz konusu olsa da, dizginlenemez bir halde, beton üstene beton dökerek varılacak yer ancak, betondan bir kabirdir. Zaten onca sene de gelinen nokta, beton kabristanlar da nefes alıp veren bir insanlık hayatın önemli bir merhalesi olmuş durumda. Bize yani ülkemize beton evler yapın diyerek gelişmeyi gösteren kapitalist Dünya’da ise insanlar şehir içinde değil, dışında, küçük, bahçeli ve ahşabın daha çok olduğu evlerde hayatlarını devam ettiriyor. Acaba niçin bunu bize dikte ediyorlar, diye de soru sormamız lazım. Bunların hilkayesi de yazılmalı, insanların bu değişim ve dönüşüm ile var olan halleri de bilmeyenlere miras olarak aktarılmalıdır. 
Ekleme Tarihi: 07 Şubat 2022 - Pazartesi
Erhan GÜNDOĞAR

Betonunun içinde nefes almayı seviyoruz

Son kırk elli sene içinde çok hızlı bir değişim ve dönüşüm içinde olan ülkemizdeki bu durumun bir tahlili hala da doğru dürüst yapılabilmiş değil. Yapılan bazı çalışmaların buna cevaz verdiğini de görmüş değilim. Ülkemizin her yerinde bir betonlaşma var ki, akıl alır gibi değil. Köy, kent, şehir, il, ilçe, mezra, belde nasıl sayarsanız sayın, insanların olduğu ve nefes aldığı her yerde betondan başka bir yapılaşma yok. Ben beton içinde hayatların insan için çokta iyi olmadığını, sağlık, huzur, samimiyetin gitgide azaldığını gören ve bundan mümkün olduğunca kaçan biriyim. Çocukluğum ve gençliğim ahşabın hakim olduğu, ev ve dükkanların buna göre yapıldığı bir dönemden gelen birisi olarak, şu anda içinde hayatımı idame ettirdiğim betonun bana verdiği sadece sıkıntı. Başka şey değil. Dört duvar beton ve bunun içinde nefes almaya çalışıyorum.

Arada sırada Giresun veya Piraziz’e işim için gittiğimde yok kenarlarına dikilen ve görüş alanımızı sürekli olarak yok eden 10-15 katlı beton yapıları görünce canım her zaman daralıyor. Kat kat beton binalar. Ne zaman yapılıyor, ne ara bunlara insanlar gelip ikamet ediyor şaşıyorum. Daha birkaç gün önce Giresun’a dolmuş ile giderken, yolun sağında yol boyunca mısır pıtrağı gibi biten yeni beton yapıları görünce iyice sıkıldım. Yahu bir hafta önce gittiğimde aynı yerde azda olsa yeşil ve toprak vardı. Birkaç gün içinde temel atılmış ve hızla birkaç kat karkas olarak yükselmiş. Nasıl bir iştah ile bunları yapıyorlar merak ediyorum. Tamam; insan para kazanacak, iş sahibi olacak, zenginlik hayali kuracak, bir yere kadarda gelişmenin olduğu da söz konusu olsa da, dizginlenemez bir halde, beton üstene beton dökerek varılacak yer ancak, betondan bir kabirdir. Zaten onca sene de gelinen nokta, beton kabristanlar da nefes alıp veren bir insanlık hayatın önemli bir merhalesi olmuş durumda. Bize yani ülkemize beton evler yapın diyerek gelişmeyi gösteren kapitalist Dünya’da ise insanlar şehir içinde değil, dışında, küçük, bahçeli ve ahşabın daha çok olduğu evlerde hayatlarını devam ettiriyor. Acaba niçin bunu bize dikte ediyorlar, diye de soru sormamız lazım. Bunların hilkayesi de yazılmalı, insanların bu değişim ve dönüşüm ile var olan halleri de bilmeyenlere miras olarak aktarılmalıdır. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.