Erhan GÜNDOĞAR
Köşe Yazarı
Erhan GÜNDOĞAR
 

Aşçı mı olsam acaba?

Mevzu kıtlığında asma budanırmış. Büyüklerimiz öyle demiş. Kendine meşgale bulamayan, bol bol asma budayarak zaman geçirirmiş. Yaz gelince TV’lerde yeni yeni yaz dizileri olur. Ha dediğim gibi bunları izlemem. Konuları hakkında gazetelerden bilgi sahibi olurum. Çok nadir olarak göz ucuyla gazetemi okurken şöyle ne olup bittiğine birazcık bakarım. Çoğu zaten fasa fisodur. İzlemeye bile değmez. Dizinin içeriği miçeriği olmadığı için karın doyurmaz. Son bir haftada böyle yaz dizileri ekranlarda yerini almış. Birde baktım ki, dizilerin konusu aşçılık. Efendim ülkede başka meslek kalmamış gibi bu dizi oyuncularının mesleği aşçılık. Mübarekler aşçılık kurslarını bitirerek, birer birer Türkiye’nin ünlü markalarının olduğu iş yerlerinde eliyle koyulmuş gibi iş bulmuş. Altlarında son model arabalar, şoförler, hizmetliler birbirleriyle yarışarak bu aşçı arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışıyor. Erkeği hatunu yok. Hepsi birer uzman aşçı, yemek ustası, yemek yapma sanatı üstadı gibi aklınıza gelebilecek unvanlarla iş yapıyorlar. Bu dizileri izleyince, bu ülkede işsizlik falan yok gibime geliyor. Diziler pembe dünyalardan başka bir şey göstermiyor gibi. İnanın sıkıntı çeken yok, herkesin maaşı 10-15 bin liradan başlıyor. Okulu ya da aşçılık kursunu bitirir bitirmez, hop adamları havada kapıyorlar. Ya da biz yanlış yerde doğduk. Meğer aşçılık, o kadar önemli bir meslekmiş ki biz farkına varamamışız. Nerede o zaman öyle aşçılık maşçılık kursları. Yoktu öyle şeyler. Hele Karadeniz’de duyulmuş şey değildi. Herkesin evinde anası, bacısı yemeği yapar, önündekini yer, karnını doyururdu. Yemek dediğimiz de o zamanlar, çorba, patates çeşitleri, yoğurtla ayran. Birde tavuğu, horozu olanlar yumurta yemek nasip olurdu. Biz de çorba ile karnımızı doyurur, yumurta bulursak yerdik. Onun için böyle besinsiz kaldık. Ha, halimizden şekvacı değiliz. Allah’a şükür bugünlere geldik. Bu dizileri izleyince, ‘yahu diyorum keşke bir yemek yapma kabiliyetim olsaydı şimdi paraya para demezdim’. Çay bile yapmayı beceremem. Hiçbir yemeği hazırlayıp bugüne kadar yemişliğim yoktur. Anlamam bu işlerden. Çökelek ekmek, akşam ederim. Açlıktan ölmem ancak aşçılık gibi bir meslekte şimdi şimdi para etmeye başlayınca, tanıdığım çok kişi aşçılık kurslarına giderek, kendilerine yeni bir dünya kurmaya çalışıyor. Diziler de bunu teşvik ederek, hayal dünyası içinde yaşamaya çalışan gençleri kendinden geçiriyor.
Ekleme Tarihi: 12 Haziran 2021 - Cumartesi
Erhan GÜNDOĞAR

Aşçı mı olsam acaba?

Mevzu kıtlığında asma budanırmış. Büyüklerimiz öyle demiş. Kendine meşgale bulamayan, bol bol asma budayarak zaman geçirirmiş. Yaz gelince TV’lerde yeni yeni yaz dizileri olur. Ha dediğim gibi bunları izlemem. Konuları hakkında gazetelerden bilgi sahibi olurum. Çok nadir olarak göz ucuyla gazetemi okurken şöyle ne olup bittiğine birazcık bakarım. Çoğu zaten fasa fisodur. İzlemeye bile değmez. Dizinin içeriği miçeriği olmadığı için karın doyurmaz. Son bir haftada böyle yaz dizileri ekranlarda yerini almış. Birde baktım ki, dizilerin konusu aşçılık. Efendim ülkede başka meslek kalmamış gibi bu dizi oyuncularının mesleği aşçılık. Mübarekler aşçılık kurslarını bitirerek, birer birer Türkiye’nin ünlü markalarının olduğu iş yerlerinde eliyle koyulmuş gibi iş bulmuş. Altlarında son model arabalar, şoförler, hizmetliler birbirleriyle yarışarak bu aşçı arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışıyor. Erkeği hatunu yok. Hepsi birer uzman aşçı, yemek ustası, yemek yapma sanatı üstadı gibi aklınıza gelebilecek unvanlarla iş yapıyorlar. Bu dizileri izleyince, bu ülkede işsizlik falan yok gibime geliyor. Diziler pembe dünyalardan başka bir şey göstermiyor gibi. İnanın sıkıntı çeken yok, herkesin maaşı 10-15 bin liradan başlıyor. Okulu ya da aşçılık kursunu bitirir bitirmez, hop adamları havada kapıyorlar. Ya da biz yanlış yerde doğduk. Meğer aşçılık, o kadar önemli bir meslekmiş ki biz farkına varamamışız. Nerede o zaman öyle aşçılık maşçılık kursları. Yoktu öyle şeyler. Hele Karadeniz’de duyulmuş şey değildi. Herkesin evinde anası, bacısı yemeği yapar, önündekini yer, karnını doyururdu. Yemek dediğimiz de o zamanlar, çorba, patates çeşitleri, yoğurtla ayran. Birde tavuğu, horozu olanlar yumurta yemek nasip olurdu. Biz de çorba ile karnımızı doyurur, yumurta bulursak yerdik. Onun için böyle besinsiz kaldık. Ha, halimizden şekvacı değiliz. Allah’a şükür bugünlere geldik.

Bu dizileri izleyince, ‘yahu diyorum keşke bir yemek yapma kabiliyetim olsaydı şimdi paraya para demezdim’. Çay bile yapmayı beceremem. Hiçbir yemeği hazırlayıp bugüne kadar yemişliğim yoktur. Anlamam bu işlerden. Çökelek ekmek, akşam ederim. Açlıktan ölmem ancak aşçılık gibi bir meslekte şimdi şimdi para etmeye başlayınca, tanıdığım çok kişi aşçılık kurslarına giderek, kendilerine yeni bir dünya kurmaya çalışıyor. Diziler de bunu teşvik ederek, hayal dünyası içinde yaşamaya çalışan gençleri kendinden geçiriyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.