Erol KÜÇÜK
Köşe Yazarı
Erol KÜÇÜK
 

KALEMİMİZ KIRIK, İÇİMİZ BURUK

Lösemi tedavisi gören bir çocuğu vardı Fatma Nur Öğretmen’in. Hem kendi çocuğunu hayata bağlamak hem de bizim çocuklarımızı hayata hazırlamak için bir çaba, bir mücadele içindeydi. Okulunda giderek artan şiddet eğilimi nedeni ile kurula başvurdu geçen yıl, "Önlem alın" dedi, isimler verdi. O isimlerden biri geçen yıl bir öğrenciyi bıçakladı, diğeri ise Fatma Nur Öğretmen’i katletti. Açtığı YouTube kanalına şöyle yazmıştı: “Çabamı kayıt altına almak ve ömrüm yeterse oğluma; "Bak, seninle biz bu yollardan geçtik" demek istiyorum… Fatma Nur Çelik, mesleğini yaparken katledildi. Zor bir yoldu onun geçtiği, çok zor. Ve yetmedi ömrü. Bir caninin hem de öğrencisinin bıçak darbeleri ile hayata veda etti. Atatürk: "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyordu ve Fatma Nur Öğretmen işte o nesil için, o eser için hayatını feda etmişti. Peki, göz göre göre gelen bu cinayet kimin eseri, kimin ihmali, kimin aymazlığı, kimin sorumsuzluğu? Kadın cinayetlerinde kadın nefretini oluk, oluk ortalığa saçanların payının olduğu gibi öğretmen cinayetlerinde de sabah akşam öğretmeni kötüleyen, hakaretler yağdıran, meslek nefreti körükleyenlerin payı vardır. Çünkü bu ilk öğretmen cinayeti olmadığı gibi sonda olmayacaktır. Bu nedenle toplumun çözemediği sorunların faturasını öğretmenler ödüyor. Şiddet, yoksulluk, aile çöküşü, bunların hepsi okul kapısından içeri giriyor ve öğretmenlere diyoruz ki siz çözün. Sonra utanmadan yeri geldiğinde iki aylık yaz tatilini onlara çok görüyoruz. Bu işin içinde olanlar,30-35 öğrencinin önünde tek başına duranlar bilir. Bu meslek sevgi ile yapılır ama sevgi kurşun geçirmez demek değildir. Bu tablo bir “münferit olay” değil. Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvensiz bırakılan okulların, yetkililerin sorunudur. O sadece bir Biyoloji öğretmeni değil; bir anne, bir müzisyen ve hayata değer katan bir ışığı kaybettik. Fatma Nur Çelik, tam bir yıl önce “Can güvenliğimiz yok” diyerek feryat etmişti. Bu bir kaza değil, göz göre göre gelen bir ihmaller zinciridir. Bir öğretmenin sınıfı, onun en güvenli kalesi olmalıydı; mezarı değil. Başımız sağ olsun, kalemimiz kırık, içimiz buruk. Dünya’da “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan M.Kemal Atatürk şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır. “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmenine verdiği değerle ölçülür” Mekânın cennet olsun, nurlar içinde uyu Fatma Nur Öğretmenim…  
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2026 -Salı
Erol KÜÇÜK

KALEMİMİZ KIRIK, İÇİMİZ BURUK

Lösemi tedavisi gören bir çocuğu vardı Fatma Nur Öğretmen’in. Hem kendi çocuğunu hayata bağlamak hem de bizim çocuklarımızı hayata hazırlamak için bir çaba, bir mücadele içindeydi.

Okulunda giderek artan şiddet eğilimi nedeni ile kurula başvurdu geçen yıl, "Önlem alın" dedi, isimler verdi.

O isimlerden biri geçen yıl bir öğrenciyi bıçakladı, diğeri ise Fatma Nur Öğretmen’i katletti.

Açtığı YouTube kanalına şöyle yazmıştı: “Çabamı kayıt altına almak ve ömrüm yeterse oğluma; "Bak, seninle biz bu yollardan geçtik" demek istiyorum… Fatma Nur Çelik, mesleğini yaparken katledildi.

Zor bir yoldu onun geçtiği, çok zor.

Ve yetmedi ömrü. Bir caninin hem de öğrencisinin bıçak darbeleri ile hayata veda etti.

Atatürk: "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyordu ve Fatma Nur Öğretmen işte o nesil için, o eser için hayatını feda etmişti.

Peki, göz göre göre gelen bu cinayet kimin eseri, kimin ihmali, kimin aymazlığı, kimin sorumsuzluğu?

Kadın cinayetlerinde kadın nefretini oluk, oluk ortalığa saçanların payının olduğu gibi öğretmen cinayetlerinde de sabah akşam öğretmeni kötüleyen, hakaretler yağdıran, meslek nefreti körükleyenlerin payı vardır.

Çünkü bu ilk öğretmen cinayeti olmadığı gibi sonda olmayacaktır. Bu nedenle toplumun çözemediği sorunların faturasını öğretmenler ödüyor. Şiddet, yoksulluk, aile çöküşü, bunların hepsi okul kapısından içeri giriyor ve öğretmenlere diyoruz ki siz çözün. Sonra utanmadan yeri geldiğinde iki aylık yaz tatilini onlara çok görüyoruz. Bu işin içinde olanlar,30-35 öğrencinin önünde tek başına duranlar bilir. Bu meslek sevgi ile yapılır ama sevgi kurşun geçirmez demek değildir.

Bu tablo bir “münferit olay” değil. Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvensiz bırakılan okulların, yetkililerin sorunudur.

O sadece bir Biyoloji öğretmeni değil; bir anne, bir müzisyen ve hayata değer katan bir ışığı kaybettik. Fatma Nur Çelik, tam bir yıl önce “Can güvenliğimiz yok” diyerek feryat etmişti. Bu bir kaza değil, göz göre göre gelen bir ihmaller zinciridir. Bir öğretmenin sınıfı, onun en güvenli kalesi olmalıydı; mezarı değil. Başımız sağ olsun, kalemimiz kırık, içimiz buruk. Dünya’da “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan M.Kemal Atatürk şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır. “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmenine verdiği değerle ölçülür”

Mekânın cennet olsun, nurlar içinde uyu Fatma Nur Öğretmenim…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.