Erol KÜÇÜK
Köşe Yazarı
Erol KÜÇÜK
 

İSTANBULU DİNLİYORUM

Sömestri tatili nedeniyle eşimle birlikte canlarımız olan kızım ve oğlumun yanına gittik İstanbul'a. İstanbul'da güneşin doğuşu ile insanlarda bir telaş başlıyor. Uyanan insanlar okula, işe, sporda kısacası bir yerlere ulaşma çabaları... Ben ve eşim sabah evimizden çıktık yola. Otobüse bindik. Otobüsün ne kadar kalabalık olduğunu gördük. 50 kişilik otobüs kısa zamanda 100 kişi oldu. Tıklım, tıklım olmasına rağmen yine yolcu alan şoförler bu durumdan rahatsız olan insanlar vardı. Tabi İstanbul sabahlarınız olmazsa olmazı trafiği unutmamak gerekir. Şişli'ye geldik. Orada kahvaltımızı yaptık. Sonra Taksim yoluna koyulduk. Simit satan satıcıların uykusuz gözleri, mendil satan çocukların omuzlarından yorgunlukla beraber öğle vaktine yaklaşıyoruz. Yolda çiçek satan kadınlar ne de güzel kokar şu çiçekler! Taksim'e geldik. Cumhuriyet anıtı ve çevresi çok kalabalık, Her kesimden insanlarla iç içe yürüyoruz. Etraf ışıl, ışıl sokak sanatçıları çok güzel çalıyorlar ve elinde olmadan gençliğine dalıp gidiyorsun. İstiklal caddesinden Galata'ya doğru gidiyoruz. Tramvaya bindik. Çeşit mağazalar, lokantalar, gökdelenler yine sokak sanatçıları derken durakta indik. Galata muhteşem. Galata'ya çıkıyoruz ve muhteşem manzarasıyla  karşı karşıyayız. Eminönü’ne doğru gidiyoruz. Tüm İstanbul halkı burada, Balık kokusu her yeri sarmış, doyum olmuyor tatlarına burada karnımızı doyurduk soluğu kapalı çarşıda aldık. Yağmura inat iğne atsan yere düşmez misali mahşeri bir kalabalık. İstanbul’un merkezi sanki. Dünyanın en eski kapalı çarşısı Lokumları mükemmel Kahve kokusu bir başka Sonra Gülhane... Güllere bakmaya koyamazsınız. Gülhane bizi bizden aldı. Sıra Sultan Ahmet'te. Altı minaresi olan tek camii, Burada buram tarih kokuyor. Muhteşem bir yapıt. İnsanlar ellerini açıp çaresizce ama umutla dua etmeleri... Ayasofya mimarlık tarihinin  bugüne kadar ayakta kalmış önemli anıtlarından biri. Yapımında altın, gümüş, cam ve renkli taş kullanılmış. Kadıköy'e gidip o eşsiz caddeleri dolaşıp yorulduğumuzda modaya gidip bir kahve içtik. Ardından eskici dükkanına uğradık. Eskiye dair ne ararsan var. Kız kulesi bir harika. Denizin içinde yer alan küçük adanın üzerine inşa edilmiş harikalar ötesi. Sonra kendimizi Üsküdar vapurunda bulduk. Martılar yaklaşıyor bize durmadan ses çıkarıyorlar, sesleri denizin sesiyle bütünleşiyor. İnsanlar martılara simitlerini atıyor. Havada simiti yakalayan martılar simiti yedikten sonra insanlara teşekkür etmek için denize dalıp şov yapmaya başlıyorlar. Boğaz köprüsü diğer adı 15 Temmuz Şehitler köprüsü Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan köprü. Güneş yavaş yavaş batıyor. Akşam oluyor. Köprüden geçiyoruz. Kimine göre İstanbul’da gün bitti, kimine göre yeni başlıyor. Kimi uyumakta, kimi uyanık İstanbul'da yaşamak zor be kardeş Bir uçurumun kıyısında gözü bağlı yürümek demektir. Başına neler geleceğini hiç bir zaman kestiremezsin. Sonu ölümde olabilir, trafik kazası da, depremde, cinayette... Ama İstanbul'da yaşamaktan başka çaresi olmayan insanlar, İstanbul'u bir güne değil bir ömre sığdırıp yaşayacaklar.  
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2020 - Pazartesi
Erol KÜÇÜK

İSTANBULU DİNLİYORUM

Sömestri tatili nedeniyle eşimle birlikte canlarımız olan kızım ve oğlumun yanına gittik İstanbul'a.

İstanbul'da güneşin doğuşu ile insanlarda bir telaş başlıyor. Uyanan insanlar okula, işe, sporda kısacası bir yerlere ulaşma çabaları...

Ben ve eşim sabah evimizden çıktık yola. Otobüse bindik. Otobüsün ne kadar kalabalık olduğunu gördük. 50 kişilik otobüs kısa zamanda 100 kişi oldu. Tıklım, tıklım olmasına rağmen yine yolcu alan şoförler bu durumdan rahatsız olan insanlar vardı. Tabi İstanbul sabahlarınız olmazsa olmazı trafiği unutmamak gerekir. Şişli'ye geldik. Orada kahvaltımızı yaptık. Sonra Taksim yoluna koyulduk. Simit satan satıcıların uykusuz gözleri, mendil satan çocukların omuzlarından yorgunlukla beraber öğle vaktine yaklaşıyoruz. Yolda çiçek satan kadınlar ne de güzel kokar şu çiçekler! Taksim'e geldik. Cumhuriyet anıtı ve çevresi çok kalabalık, Her kesimden insanlarla iç içe yürüyoruz. Etraf ışıl, ışıl sokak sanatçıları çok güzel çalıyorlar ve elinde olmadan gençliğine dalıp gidiyorsun.

İstiklal caddesinden Galata'ya doğru gidiyoruz. Tramvaya bindik. Çeşit mağazalar, lokantalar, gökdelenler yine sokak sanatçıları derken durakta indik. Galata muhteşem. Galata'ya çıkıyoruz ve muhteşem manzarasıyla  karşı karşıyayız. Eminönü’ne doğru gidiyoruz. Tüm İstanbul halkı burada, Balık kokusu her yeri sarmış, doyum olmuyor tatlarına burada karnımızı doyurduk soluğu kapalı çarşıda aldık. Yağmura inat iğne atsan yere düşmez misali mahşeri bir kalabalık. İstanbul’un merkezi sanki. Dünyanın en eski kapalı çarşısı Lokumları mükemmel Kahve kokusu bir başka Sonra Gülhane... Güllere bakmaya koyamazsınız. Gülhane bizi bizden aldı. Sıra Sultan Ahmet'te. Altı minaresi olan tek camii, Burada buram tarih kokuyor. Muhteşem bir yapıt. İnsanlar ellerini açıp çaresizce ama umutla dua etmeleri... Ayasofya mimarlık tarihinin  bugüne kadar ayakta kalmış önemli anıtlarından biri. Yapımında altın, gümüş, cam ve renkli taş kullanılmış. Kadıköy'e gidip o eşsiz caddeleri dolaşıp yorulduğumuzda modaya gidip bir kahve içtik. Ardından eskici dükkanına uğradık. Eskiye dair ne ararsan var. Kız kulesi bir harika. Denizin içinde yer alan küçük adanın üzerine inşa edilmiş harikalar ötesi. Sonra kendimizi Üsküdar vapurunda bulduk. Martılar yaklaşıyor bize durmadan ses çıkarıyorlar, sesleri denizin sesiyle bütünleşiyor. İnsanlar martılara simitlerini atıyor. Havada simiti yakalayan martılar simiti yedikten sonra insanlara teşekkür etmek için denize dalıp şov yapmaya başlıyorlar. Boğaz köprüsü diğer adı 15 Temmuz Şehitler köprüsü Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan köprü.

Güneş yavaş yavaş batıyor. Akşam oluyor. Köprüden geçiyoruz. Kimine göre İstanbul’da gün bitti, kimine göre yeni başlıyor. Kimi uyumakta, kimi uyanık

İstanbul'da yaşamak zor be kardeş Bir uçurumun kıyısında gözü bağlı yürümek demektir. Başına neler geleceğini hiç bir zaman kestiremezsin. Sonu ölümde olabilir, trafik kazası da, depremde, cinayette... Ama İstanbul'da yaşamaktan başka çaresi olmayan insanlar, İstanbul'u bir güne değil bir ömre sığdırıp yaşayacaklar.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.