Erol KÜÇÜK
Köşe Yazarı
Erol KÜÇÜK
 

ELİ ÖPÜLESİ ÖĞRETMEN ALTIN KADAR DEĞERLİDİR

Konuya Cumhurbaşkanımızın 23 Nisan’da  öğrencileri kabulünde  öğrencilere  biz öğretmenlerle ilgili yaptığı konuşma ile başlıyorum. 'Hiçbir zaman anneleriniz, babalarınız 'öf' bile demesin, onlara bunu dedirtmeyin. Aynı şekilde öğretmenleriniz sizin bugünlere gelmenizdeki iftihar vesilenizdir. Adeta  ilim ve feyz kaynağınızdır. Bunları çok iyi bilip bizim varlık sebebimiz olan öğretmenlerimizin de kıymetini bilerek hep söylerim, 'Üç kişinin elini öpeceksiniz', 'BABA, ANNE, ÖĞRETMEN' başka kimsenin elini öpmeyeceksiniz derim dedi. Özellikle eğitim camiasının değerli mensupları çok yakından görüyor ve biliyor ki; öğrenciler artık öğretmenleri önlerinde saygı ile duracakları bir değer olarak değil, performans yâda proje ödevine yüksek not verip hiçbir şey bilmediği derslerinden kendisini geçirmek zorunda olan bir görevli olarak görüyor! Hal böyle olunca velilere kadar uzanan öğrenci şikâyetleri, benim çocuğumun performans notu neden düşük sorgulamaları ile başlayan tartışmalar öğretmenleri tabiri caizse canından bezdirmiş durumda. Veliye performans ya da proje notu ile öğrenciniz üniversitelere giremez deseniz bile dinleyen yok.. Bu tartışmalardan yorulan ve canı sıkılan öğretmenler de bir süre sonra yoruluyor ve gerçek öğretmenlik görevini yapamaz duruma düşürülüyor.Bundan kim kaybediyor elbette ki bütün toplum, bütün kurumlar ve bütün ülkemiz kaybediyor! Eğitim-öğretim faaliyetlerinin 38 yıla  yakın içerisinde bulunan bir insan olarak söylüyorum ki; bu gün Türkiye’nin en önemli meselesi; ne HSYK’nın görevleri, ne Irak Türkiye ilişkileri, ne de siyasilerin atışmaları ve suçlamaları değil; 'Öğretmenlik mesleğinin itibar kaybetmesidir' Buradan bütün samimiyetimle söylüyorum, bir eğitimci olarak anlatıyorum ki; Türkiye'yi; ne dış güçler, ne teröristler, ne nemelazımcılar yıkamayacaklar ama öğretmenin itibarsızlaştırılması yıkacaktır. Bu konu da başta siyasilerimiz olmak üzere Milli Eğitim bakanlığımızın acil tedbirler almasını öneriyor ve bekliyorum. Bundan önceki asırlarda 'Eti senin kemiği benim' denilerek öğretmene teslim edilen öğrencilerden kaç tanesine acaba öğretmen zarar verdi? Kaç tanesi başarısız oldu da öğretmen bundan üzüntü duymadı? Onların başarısızlığını kendi başarısızlığı olarak görüp intihar eden, meslekten ayrılan, depresyon geçiren yüzlerce  öğretmenin hikâyesi ile doludur eğitim tarihimiz! Koca 2. Murat şehzade Fatihi hocasına şehzade olarak değil de öğrenci olarak teslim etti de zarar mı gördü? Öğretmeninin ara sıra kulağını çekmesi Fatihi sağır mı yaptı? Bu ne anlayışsızlık? Bu gün zaman zaman gündeme gelen veli yaklaşımları da biz öğretmenleri rahatsız etmektedir! ‘Sen benim çocuğuma böyle diyemezsin” psikolojisini bozamazsın! Ne diyemezmiş öğretmen: ”Evladım neden ödevini yapmadın, neden kitabını getirmedin, neden öğretmeninin karşısında avaz avaz sakız çiğniyorsun, niçin dersine çalışmıyorsun, niçin sınıfta öğretmenini dinlemiyorsun ve niçin bunları yapmadığın halde en yüksek notu bekliyorsun! Neden beklediğin notu alamadığın zaman hemen konuyu eksik yalan-yanlış bilgilerle veline taşıyıp velini hışımla okula getiriyorsun!Öğretmen bunları söylemeyecekte başka ne söyleyecek ey veliler!Öğretmenlerin acilen yetkilendirilmesi, basit isteklerle öğretmenin itibarının zedelenmemesi ve hatta saydığım sebeplerden dolayı itibar erozyonuna uğrayan öğretmenlerimizin acilen itibarlarının iadesi elzemdir.Milli Eğitim bakanlığımızın bütün çalışmalarını erteleyerek öğretmenin itibarının iadesi ve bu iadenin pekiştirilmesi için topyekûn bir çalışma içine girmesini milletimiz adına şiddetle istemekteyiz. Unutmayın Öğretmen vatan kadar değerli olmalıdır, yoksa bir milletin itibarı, öğretmeninin itibarı kadardır biline!  
Ekleme Tarihi: 09 Mayıs 2017 - Salı
Erol KÜÇÜK

ELİ ÖPÜLESİ ÖĞRETMEN ALTIN KADAR DEĞERLİDİR

Konuya Cumhurbaşkanımızın 23 Nisan’da  öğrencileri kabulünde  öğrencilere  biz öğretmenlerle ilgili yaptığı konuşma ile başlıyorum.

'Hiçbir zaman anneleriniz, babalarınız 'öf' bile demesin, onlara bunu dedirtmeyin.

Aynı şekilde öğretmenleriniz sizin bugünlere gelmenizdeki iftihar vesilenizdir.

Adeta  ilim ve feyz kaynağınızdır.

Bunları çok iyi bilip bizim varlık sebebimiz olan öğretmenlerimizin de kıymetini bilerek hep söylerim, 'Üç kişinin elini öpeceksiniz', 'BABA, ANNE, ÖĞRETMEN' başka kimsenin elini öpmeyeceksiniz derim dedi.

Özellikle eğitim camiasının değerli mensupları çok yakından görüyor ve biliyor ki; öğrenciler artık öğretmenleri önlerinde saygı ile duracakları bir değer olarak değil, performans yâda proje ödevine yüksek not verip hiçbir şey bilmediği derslerinden kendisini geçirmek zorunda olan bir görevli olarak görüyor! Hal böyle olunca velilere kadar uzanan öğrenci şikâyetleri, benim çocuğumun performans notu neden düşük sorgulamaları ile başlayan tartışmalar öğretmenleri tabiri caizse canından bezdirmiş durumda. Veliye performans ya da proje notu ile öğrenciniz üniversitelere giremez deseniz bile dinleyen yok.. Bu tartışmalardan yorulan ve canı sıkılan öğretmenler de bir süre sonra yoruluyor ve gerçek öğretmenlik görevini yapamaz duruma düşürülüyor.Bundan kim kaybediyor elbette ki bütün toplum, bütün kurumlar ve bütün ülkemiz kaybediyor! Eğitim-öğretim faaliyetlerinin 38 yıla  yakın içerisinde bulunan bir insan olarak söylüyorum ki; bu gün Türkiye’nin en önemli meselesi; ne HSYK’nın görevleri, ne Irak Türkiye ilişkileri, ne de siyasilerin atışmaları ve suçlamaları değil; 'Öğretmenlik mesleğinin itibar kaybetmesidir' Buradan bütün samimiyetimle söylüyorum, bir eğitimci olarak anlatıyorum ki; Türkiye'yi; ne dış güçler, ne teröristler, ne nemelazımcılar yıkamayacaklar ama öğretmenin itibarsızlaştırılması yıkacaktır. Bu konu da başta siyasilerimiz olmak üzere Milli Eğitim bakanlığımızın acil tedbirler almasını öneriyor ve bekliyorum. Bundan önceki asırlarda 'Eti senin kemiği benim' denilerek öğretmene teslim edilen öğrencilerden kaç tanesine acaba öğretmen zarar verdi? Kaç tanesi başarısız oldu da öğretmen bundan üzüntü duymadı? Onların başarısızlığını kendi başarısızlığı olarak görüp intihar eden, meslekten ayrılan, depresyon geçiren yüzlerce  öğretmenin hikâyesi ile doludur eğitim tarihimiz! Koca 2. Murat şehzade Fatihi hocasına şehzade olarak değil de öğrenci olarak teslim etti de zarar mı gördü? Öğretmeninin ara sıra kulağını çekmesi Fatihi sağır mı yaptı? Bu ne anlayışsızlık? Bu gün zaman zaman gündeme gelen veli yaklaşımları da biz öğretmenleri rahatsız etmektedir! ‘Sen benim çocuğuma böyle diyemezsin” psikolojisini bozamazsın! Ne diyemezmiş öğretmen: ”Evladım neden ödevini yapmadın, neden kitabını getirmedin, neden öğretmeninin karşısında avaz avaz sakız çiğniyorsun, niçin dersine çalışmıyorsun, niçin sınıfta öğretmenini dinlemiyorsun ve niçin bunları yapmadığın halde en yüksek notu bekliyorsun! Neden beklediğin notu alamadığın zaman hemen konuyu eksik yalan-yanlış bilgilerle veline taşıyıp velini hışımla okula getiriyorsun!Öğretmen bunları söylemeyecekte başka ne söyleyecek ey veliler!Öğretmenlerin acilen yetkilendirilmesi, basit isteklerle öğretmenin itibarının zedelenmemesi ve hatta saydığım sebeplerden dolayı itibar erozyonuna uğrayan öğretmenlerimizin acilen itibarlarının iadesi elzemdir.Milli Eğitim bakanlığımızın bütün çalışmalarını erteleyerek öğretmenin itibarının iadesi ve bu iadenin pekiştirilmesi için topyekûn bir çalışma içine girmesini milletimiz adına şiddetle istemekteyiz. Unutmayın Öğretmen vatan kadar değerli olmalıdır, yoksa bir milletin itibarı, öğretmeninin itibarı kadardır biline!

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.