Erol KÜÇÜK
Köşe Yazarı
Erol KÜÇÜK
 

EĞİTİM, SEVMEKLE BAŞLAR

Bizim yaşlar, öğretmenlerimize soru sormanın kısıtlı  olduğu bir dönemde bitirdik okulu. Merak ettiklerimiz soruları öğretmenimize sormaktan çekiniyorduk.Çünkü çoğu öğretmenimiz sınıfa cetvelle gelirdi.Bizim dönem  böyle geldi geçti.Düşünceme ister katılır ister katılmazsınız.Soru sormanın da saçma ve gereksiz olduğunu. Yapılması gereken sana verilenle yetinmek ve ders boyu sınıfta sessiz kalmaktı.Abartmadan söylüyorum, inanmakta güçlük çekilebilir, mendil düşürdüğü için azar işiten arkadaşlarımız vardı, ses çıkarttı diye! Ve ben ilk ve ortaokulu bitinceye kadar zorunlu olmadıkça bırakın soru sormayı, konuşmadım bile, yoklamalarda “burada” demenin haricinde!Bizim öğrencilik yıllarımızda  en iyi sınıf ses  çıkmayan sınıftı. En iyi öğrenci de  varlığı yokluğu belli olmayan sessiz öğrenci!Şimdilerde ipin ucu kaçmış olsa da, en iyi sınıf çıt çıkmayan sınıf değil. Evet, öğrencilerin mutlak dokunulmazlığının hüküm sürdüğü bir dönemdeyiz.  Evet, anne-babalarımız hiç okula gelmezdi,öğretmenlere saygı vardı.  Öğretmenlerimiz bize kızdığı, azarladığı için. Evet, hafta sonları bile olsa, konu öğretmene taşınacak bir mevzu olduğunda uykularımız kaçardı, ne cevap veririz diye! Tüm bu eski anılar küllendi tıpkı yaşadıklarımız gibi. Artık her şey daha farklı; çoğumuz üniversite de tanışmışken bilgisayarla, artık 4-5 yaşındaki çocuklar facebook sayfası açıp birbirlerini dürtüyorlar ne var ne yok diye!Nerede o eski bayramlar diyerek hep çocukluklarını özleyen insanlar gibi nerede o eski okullar demenin pek bir anlamı yok. Her şey değişse de sevgi değişmiyor en azından. Doğru yaptığımda da yanlış yaptığımda da saçlarımı okşayan ilkokul öğretmenim Murat Ekiz’i  hiç unutmadım mesela. Çamaşır suyu kokan o ellerin saçlarımı okşaması sildi belki de boğazıma tıkılan soruların tahribatını!O yüzden çocuk sevdiyse eğer seni ve de dersini zaman ve mekân fark etmeden her şey bambaşka olacaktır. Ben başardım mı bunu bilemiyorum açıkçası, şöyle geçmişe doğru bir bakıyorum da en azından soru soran hiçbir öğrencime saçmalama ve otur demedim, onu çok iyi biliyorum.Ve binlerce mezunlarımla gurur duyuyorum…
Ekleme Tarihi: 21 Nisan 2017 - Cuma
Erol KÜÇÜK

EĞİTİM, SEVMEKLE BAŞLAR

Bizim yaşlar, öğretmenlerimize soru sormanın kısıtlı  olduğu bir dönemde bitirdik okulu. Merak ettiklerimiz soruları öğretmenimize sormaktan çekiniyorduk.Çünkü çoğu öğretmenimiz sınıfa cetvelle gelirdi.Bizim dönem  böyle geldi geçti.Düşünceme ister katılır ister katılmazsınız.Soru sormanın da saçma ve gereksiz olduğunu. Yapılması gereken sana verilenle yetinmek ve ders boyu sınıfta sessiz kalmaktı.Abartmadan söylüyorum, inanmakta güçlük çekilebilir, mendil düşürdüğü için azar işiten arkadaşlarımız vardı, ses çıkarttı diye! Ve ben ilk ve ortaokulu bitinceye kadar zorunlu olmadıkça bırakın soru sormayı, konuşmadım bile, yoklamalarda “burada” demenin haricinde!Bizim öğrencilik yıllarımızda  en iyi sınıf ses  çıkmayan sınıftı. En iyi öğrenci de  varlığı yokluğu belli olmayan sessiz öğrenci!Şimdilerde ipin ucu kaçmış olsa da, en iyi sınıf çıt çıkmayan sınıf değil. Evet, öğrencilerin mutlak dokunulmazlığının hüküm sürdüğü bir dönemdeyiz.  Evet, anne-babalarımız hiç okula gelmezdi,öğretmenlere saygı vardı.

 Öğretmenlerimiz bize kızdığı, azarladığı için. Evet, hafta sonları bile olsa, konu öğretmene taşınacak bir mevzu olduğunda uykularımız kaçardı, ne cevap veririz diye! Tüm bu eski anılar küllendi tıpkı yaşadıklarımız gibi. Artık her şey daha farklı; çoğumuz üniversite de tanışmışken bilgisayarla, artık 4-5 yaşındaki çocuklar facebook sayfası açıp birbirlerini dürtüyorlar ne var ne yok diye!Nerede o eski bayramlar diyerek hep çocukluklarını özleyen insanlar gibi nerede o eski okullar demenin pek bir anlamı yok. Her şey değişse de sevgi değişmiyor en azından. Doğru yaptığımda da yanlış yaptığımda da saçlarımı okşayan ilkokul öğretmenim Murat Ekiz’i  hiç unutmadım mesela. Çamaşır suyu kokan o ellerin saçlarımı okşaması sildi belki de boğazıma tıkılan soruların tahribatını!O yüzden çocuk sevdiyse eğer seni ve de dersini zaman ve mekân fark etmeden her şey bambaşka olacaktır. Ben başardım mı bunu bilemiyorum açıkçası, şöyle geçmişe doğru bir bakıyorum da en azından soru soran hiçbir öğrencime saçmalama ve otur demedim, onu çok iyi biliyorum.Ve binlerce mezunlarımla gurur duyuyorum…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.