Erol KÜÇÜK
Köşe Yazarı
Erol KÜÇÜK
 

DOĞAYA DOKUNABİLMEK

Kent yaşamı ve beraberinde gelen yeşil yoksunu bir çevre, çoğumuzun doğayla düzenli bir ilişki içinde olmasına neredeyse olanak vermiyor. Binalar, otomobiller, ofisler ve alışveriş merkezleri, yaşamımızda doğal ortamlardan daha fazla yer kaplamaya başlarken, insanoğlunun doğayla olan etkileşimi giderek azalıyor. Yeşile yakın yerlerde olsak bile, iş yaşamından ve koşuşturmadan doğaya çıkmaya vakit bulamıyor ya da evde zaman geçirmeyi tercih ediyoruz. Gürültüden ve trafikten uzaklaşmayı, binalar arasından sıyrılmayı pek başaramıyor, bazen de tercih etmiyoruz. Şehirlerde yaşayan insanların zamanlarının büyük çoğunluğunu kapalı mekanlarda geçiriyor olduğunu bilmek oldukça ürkütücü. Çünkü farketmesek de doğadan uzak kalmak bizi fiziksel ve ruhsal olarak yoruyor, hatta çeşitli hastalıklara karşı riskli hale getiriyor.Doğadan uzak bir yaşam düşünmek oldukça zor.  Şehir ortamları ile karşılaştırıldığında doğal ortamlar tükenmiş veya azalmış psikolojik kaynaklarımızı yenilemede çok daha iyi bir işleve sahip. Doğal ortamlardan mahrum kalmaksa moral bozukluğu getiriyor. Doğayla sadece 10 gün  bile iç içe olmak, kendimizi daha canlı, daha enerjik ve daha mutlu hissetmemizi sağlamaya yetiyor. Daha uzun süre doğada vakit geçiren ve doğal bir yaşam süren kişilerinse döndükten sonra ilişkilerinde veya iş yaşamlarında daha olumlu başlangıçlar yapmaya eğilimli oldukları gözleniyor. Bunun yanında araştırmalara göre bahçe, park, orman, kumsal gibi doğal alanlarda vakit geçirmek kan basıncını, kaygı ve stresi azaltıyor, uykuyu düzenlemeye yardımcı oluyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Gün içinde en mutlu olduğumuz mekanlar ise doğayla etkileşim içinde olduğumuz yerler. Gün içinde bulunduğumuz yere göre mutluluk seviyemizin değiştiğini gözler önüne seriyor. Buna göre kendini en mutlu hisseden kişilerin sıcak, güneşli bir hafta sonu deniz kenarında oldukları görülüyor. Bunu dağlık kesimler, ormanlar ve çiftlikler izliyor. Ayrıca bina içindeki ve doğadaki bireyler karşılaştırıldığında doğayla iç içe olanların kendilerini çok daha iyi hissettikleri anlaşılıyor. Açık havada koşu, bahçeyle uğraşma gibi aktivitelerinse olumlu duyguları artırdığı gözleniyor.Kısaca doğayla ilişkimizi ve bağlantımızı sağlamak, daha anlamlı ve zengin bir yaşam için önemli. Siz de kaliteli bir yaşam için doğaya dokunun.  
Ekleme Tarihi: 14 Ekim 2016 - Cuma
Erol KÜÇÜK

DOĞAYA DOKUNABİLMEK

Kent yaşamı ve beraberinde gelen yeşil yoksunu bir çevre, çoğumuzun doğayla düzenli bir ilişki içinde olmasına neredeyse olanak vermiyor. Binalar, otomobiller, ofisler ve alışveriş merkezleri, yaşamımızda doğal ortamlardan daha fazla yer kaplamaya başlarken, insanoğlunun doğayla olan etkileşimi giderek azalıyor. Yeşile yakın yerlerde olsak bile, iş yaşamından ve koşuşturmadan doğaya çıkmaya vakit bulamıyor ya da evde zaman geçirmeyi tercih ediyoruz. Gürültüden ve trafikten uzaklaşmayı, binalar arasından sıyrılmayı pek başaramıyor, bazen de tercih etmiyoruz. Şehirlerde yaşayan insanların zamanlarının büyük çoğunluğunu kapalı mekanlarda geçiriyor olduğunu bilmek oldukça ürkütücü. Çünkü farketmesek de doğadan uzak kalmak bizi fiziksel ve ruhsal olarak yoruyor, hatta çeşitli hastalıklara karşı riskli hale getiriyor.Doğadan uzak bir yaşam düşünmek oldukça zor.  Şehir ortamları ile karşılaştırıldığında doğal ortamlar tükenmiş veya azalmış psikolojik kaynaklarımızı yenilemede çok daha iyi bir işleve sahip. Doğal ortamlardan mahrum kalmaksa moral bozukluğu getiriyor. Doğayla sadece 10 gün  bile iç içe olmak, kendimizi daha canlı, daha enerjik ve daha mutlu hissetmemizi sağlamaya yetiyor. Daha uzun süre doğada vakit geçiren ve doğal bir yaşam süren kişilerinse döndükten sonra ilişkilerinde veya iş yaşamlarında daha olumlu başlangıçlar yapmaya eğilimli oldukları gözleniyor. Bunun yanında araştırmalara göre bahçe, park, orman, kumsal gibi doğal alanlarda vakit geçirmek kan basıncını, kaygı ve stresi azaltıyor, uykuyu düzenlemeye yardımcı oluyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Gün içinde en mutlu olduğumuz mekanlar ise doğayla etkileşim içinde olduğumuz yerler. Gün içinde bulunduğumuz yere göre mutluluk seviyemizin değiştiğini gözler önüne seriyor. Buna göre kendini en mutlu hisseden kişilerin sıcak, güneşli bir hafta sonu deniz kenarında oldukları görülüyor. Bunu dağlık kesimler, ormanlar ve çiftlikler izliyor. Ayrıca bina içindeki ve doğadaki bireyler karşılaştırıldığında doğayla iç içe olanların kendilerini çok daha iyi hissettikleri anlaşılıyor. Açık havada koşu, bahçeyle uğraşma gibi aktivitelerinse olumlu duyguları artırdığı gözleniyor.Kısaca doğayla ilişkimizi ve bağlantımızı sağlamak, daha anlamlı ve zengin bir yaşam için önemli. Siz de kaliteli bir yaşam için doğaya dokunun.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.