Yıldız Haber
Yıldız Haber
Bulutlu
Giresun · 21°C
Bizi Takip Edin
11 Ağustos 2026 - 10:13

YAZARHANE YAZAR VE ŞAİRLERİ TANITIM SERİSİ 4- MELEK DAŞ-NAKIS NOKSAN YOK

0 Okunma 0 Paylaşım
YAZARHANE YAZAR VE ŞAİRLERİ TANITIM SERİSİ 4- MELEK DAŞ-NAKIS NOKSAN YOK

Size bu hafta Yazarhane ailesinden, şiirleriyle kalplere dokunan tasavvuf şairimiz Şiirin Sessiz Dervişi Kuzgun Kanatlı Meleği Melek Daş’ı takdim etmek istiyorum.

Hepimiz hayat boyunca bir şeylerin eksik olduğunu düşünerek yaşarız. Bir yanımızı tamamlamak için başka insanlara, başka şehirlere, başka zamanlara tutunuruz.Hep biraz eksik…Hep biraz yarım…Hep biraz geç kalmış hissederiz.Oysa Melek Daş, şiirin kapısını araladığında insana bambaşka bir ihtimal fısıldıyor:

Belki de eksik değiliz.

Belki de sadece kendimizi henüz tamamıyla tanımadık.

İşte Nakıs Noksan Yok, bu büyük arayışın kitabı.İnsanın kendini aramasının…Ruhunun sesini duymaya çalışmasının…Nefsinden sıyrılıp hakikate yaklaşma arzusunun…Ve en önemlisi, insanın kendi içindeki o derin ve sessiz âleme doğru çıktığı yolculuğun kitabı.

Melek Daş’ın şiirlerini okurken tasavvufun yalnızca kitaplarda kalmış eski bir bilgi olmadığını hissediyorsunuz. Onun şiirlerinde tasavvuf, yaşayan bir hale dönüşüyor. Bir insanın kendisiyle konuşması oluyor. Bazen bir dua, bazen bir sitem, bazen de gecenin en sessiz saatinde insanın kendi kalbine sorduğu o cevapsız sorular…Şair, bu noktada okuruna hazır cevaplar sunmuyor. Çünkü gerçek cevapların kelimelerde değil, insanın kendi içinde olduğunu biliyor. Bu öz sorgulamayı sizin kendinizin yapması gerektiğini hissettiriyor.

Bir dizeyi okuyup hemen diğerine geçemiyorsunuz.Duruyorsunuz.Düşünüyorsunuz.Bazen kendi hayatınıza dönüyorsunuz.Bazen yıllardır yüzleşmek istemediğiniz bir duyguyla karşılaşıyorsunuz. Ve bir şiir, hiç tanımadığınız bir yerden gelip size sizi anlatıyor.Bir bakmışsınız “Nakıs Noksan Yok” başucu kitabınız oluyor.

Her şiirde bildiğiniz tanıdığınız duygulara yolculuk yapıyorsunuz.İyi şairin en büyük gücü de burada değil midir zaten? Herkesin bildiği bir duyguyu, sanki dünyada ilk kez söyleniyormuş gibi dile getirebilmek…Melek Daş da, şiirlerinde bunu başarabilen şairlerden biri.

Onun kelimelerinde gösterişli bir kalabalık yok. Sade görünen ama derinlere indikçe anlamı çoğalan bir şiir dünyası var. Tıpkı tasavvufun kendisi gibi…Her kelime bir işarete her işaret bir sırra dönüşüyor. Bu da okuyucusuyla arasında manevi bir bağ kurmasını sağlıyor.

Nakıs Noksan Yok, bir şiir kitabından çok, ruhun aynaya bakma cesareti gibi.Kitap bize şu soruyu soruyor:

“Ya yüzünün arkasında taşıdığın insan?”

İşte o insanla yüzleşmek kolay değildir.Hayat boyunca güçlü görünmeye çalışırız. Yaralarımızı saklarız. Kırgınlıklarımızı unuttuğumuzu söyleriz. Kaybettiklerimizin ardından hayatımıza devam ederiz.Ama kalbin hafızası vardır. Ve bazen bir şiir, yıllardır susturduğumuz o hafızayı uyandırır.

Melek Daş’ın şiirlerinde de insanın o unutulmuş taraflarına rastlamak mümkün.Ancak şiirler de kasvet yok; hiçbiri karanlıkta bırakmıyor insanı.

Bilakis mutlaka bir ışık bırakıyor. Çünkü tasavvuf, yalnızca kaybolmayı değil; kaybolduktan sonra yolu bulmayı da anlatıyor. Yalnızca eksilmeyi değil; eksildikçe çoğalmayı…Yalnızca susmayı değil; sessizliğin içindeki büyük hakikati duymayı…Hiç olabilirken, Yaratıcısı ile bütün olabilmeyi anlatıyor.

Belki kitabın adı da tam olarak bu yüzden bu kadar anlamlı: Nakıs Noksan Yok.

İnsan kendisini hep eksik zanneder. Hayatını eksik bulur. Dualarının geciktiğini, yollarının kapandığını, bazı şeylerin yarım kaldığını düşünür. Oysa belki de hiçbir şey eksik değildir. Belki yaşadığımız her kırılma, bizi olmamız gereken yere götürüyordur.Belki kaybettiklerimiz, başka bir şekilde bize dönüyordur. Belki de insanın “noksan” dediği şey, hakikatin bütünü içinde yalnızca bir ayrıntıdır. Melek Daş, şiirleriyle okurunu tam da bu düşüncenin kıyısına getiriyor. Sonrasını ise okura bırakıyor. Bu da onun şiirinin en güçlü taraflarından biri.Şairimiz anlatıyor ama dayatmıyor. İşaret ediyor ama hüküm vermiyor. Bir kapı açıyor ama içeri girip girmemeyi size bırakıyor. Ve bence gerçek şiir tam da budur. Okurun yerine düşünmeyen, onunla birlikte düşünen…Okura bir yol çizmeyen, ona kendi yolunu aratan…

Melek Daş’ın şairliğinde beni etkileyen bir başka özellik de, samimiyet. Şiirlerinde “şair olmak için yazılmış” dizeler hissedilmiyor. Kelimeler, sanki uzun bir iç yolculuğun ardından kendiliğinden gelip kâğıda konmuş gibi. Bu yüzden onun şiirinde yapay bir ses değil, sahici bir nefes duyuluyor. Onun şiirlerinde hissedilen en güçlü etki: “Kelimeleri güzel yan yana getirmek değil, kelimelerin içine kendi ruhundan bir parça bırakabilmek…”

Melek Daş, Nakıs Noksan Yok ile bunu yapıyor.

Yazarhane ailesi olarak farklı şehirlerden, farklı hayat hikayelerinden, farklı kalemlerden bir araya geliyoruz.Ama bazen bir arada oluşumuzun en güzel tarafı, aynı gökyüzünün altında birbirimizin kelimelerine rastlamak oluyor. Melek Daş da Yazarhane’nin şiirle atan kalplerinden biri. O, şiirini bir çığlık gibi değil, bir derviş nefesi gibi okura ulaştıranlardan. Yazarhane ailesinin kıymetli şairi Melek Daş’a ve “Nakıs Noksan Yok” adlı eserine gönülden selam olsun.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!