Jeotermalde EGS teknolojisi, fosil yakitsiz geleceğin kapilarini açiyor
Jeotermalde EGS teknolojisi, fosil yakitsiz geleceğin kapilarini açiyor
Orta Doğu kaynaklı sıcak çatışmaların yarattığı arz kesintileri, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yenilenebilir enerjiye yönelik destek mekanizmalarında çok daha hızlı bir dönüşümü zorunlu kılıyor.
Petrol ve doğal gaz çıkarmak için geliştirilen sondaj teknolojilerin uyarlandığı Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System - EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin kapılarını açacak kritik bir anahtar olarak görülüyor.
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, “Bu teknoloji geleneksel jeotermal santrallerin aksine, yerin yaklaşık sekiz kilometre altına kadar inilerek çatlak kayalara sıvı enjekte edilmesi ve ısınan sıvının elektrik üretimi için tekrar yeryüzüne pompalanması esasına dayanıyor. Jeotermal enerji ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının ihtiyaç duyduğu depolama, güçlü iletim ve dağıtım sistemi ihtiyacı ortadan kalkacak” dedi.

Enerji güvenliği sağlayacak
Geliştirilmiş jeotermal sistemlerin her noktadan hayata dahil olması ve ihtiyaca göre üretilebilmesinin, jeotermal enerjiyi diğer enerji kaynaklarından ayıran en önemli özellik olduğunun altını çizen Kındap, “Ülkemiz bugüne kadar enerji teknolojileri geliştirme çalışmalarında arzu edilen seviyenin çok gerisinde kaldı. Jeotermalde dünyanın en yüksek potansiyeline sahip ülkelerinden biri olarak, EGS teknolojilerinin geliştirilmesinde proaktif olarak yer almalıyız”
JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:
“EGS; rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve bataryalarla birlikte çalışarak dünyanın enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan, gelecek vaat eden temiz ve yenilenebilir bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Düşük maliyetle enerji güvenliği sağlarken enerji kaynaklı hava kirliliğini ve küresel ısınmayı da önemli ölçüde azaltıyor.
EGS'nin kullanıldığı ve kullanılmadığı senaryolar karşılaştırıldığında; elektrik arzının sadece yüzde 10'unun EGS tarafından karşılandığı senaryoda; karasal rüzgâr kapasitesi ihtiyacının yüzde 15, güneş enerjisi kapasitesinin yüzde 12 ve batarya depolama gereksinimlerinin ise yüzde 28 oranında azaldığı ortaya çıkıyor.
Çalışma ayrıca, EGS sisteme dahil olsun veya olmasın, temiz ve yenilenebilir enerjinin maliyetleri düşürdüğünü gösteriyor. Her iki senaryoda da yıllık enerji maliyetleri, mevcut fosil yakıt kullanımı senaryosuna kıyasla yaklaşık yüzde 60 oranında azalıyor. Hava kirliliğine bağlı hastalıklar ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sağlık ve iklim maliyetleri hesaba katıldığında, toplam toplumsal maliyetler yaklaşık yüzde 90 oranında düşüyor” dedi.

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.