YETİMLER TOPLUMA BİRER EMANETTİR
Sosyal hayatın insanca ve arzulanan huzur ortamı içinde sürdürülebilmesi
için bütün toplum katmanlarına belli bir sosyal ve ekonomik güvence sağlanmış
olmalıdır. Bu, adil devlet anlayışının kaçınılmaz bir gereğidir.
Toplumun yakın ilgisine ve sağlayacağı bu sosyal güvenceye en çok muhtaç
olanlar, şüphesiz ki yetimlerdir. Baba ocağından ve sıcak bir aile yuvasından
mahrum olan bu yavrular, toplumun birer emanetidirler. Babanın ve ailenin
rolünü yetimler açısından artık toplum üstlenmiştir. Fiilen bir ailesi olduğu
halde, çeşitli nedenlerle adeta sokağa terk edilen çocukları da yetim kavramı
içinde değerlendirmek gerekir.
Yüce dinimiz İslam, yetimlerin, ruhen, bedenen ve
ekonomik olarak sağlıklı bir ortamda gelişmeleri için tüm önlemleri ciddi ve
sistematik bir şekilde almıştır. Her şeyden önce Kur'an, yetimlerin korunması
olayını, tarihi boyutu ile ele almış, geçmiş Peygamberlerin bu uğurdaki
gayretlerini, tavsiyelerini birer örnek olarak sunmuştur.
Kur'an, yetimlerin korunup
gözetilmesini, Hz. Peygamberin şahsında devlete bir görev olarak vermiştir.
Rasulüllah'a kendisinin de bir yetim olarak ilahi koruma altında büyüdüğünü
hatırlatan Rabbimiz ona şu uyarıda bulunuyor: "Öyleyse sen de yetimi
sakın ezme, kahretme."
İslam'ın yetimlere karşı topluma yüklediği görev aktif
bir görevdir. Müslümanlar yetime haksızlık etmemekle yetinemezler. Ona iyi bir
gelecek de hazırlamak durumundadırlar Allah'ın Rasulü şöyle buyuruyorlar:
"Müslüman toplum içinde en
hayırlı aile yuvası, içinde bir yetimin barındırıldığı ve ona iyi davranıldığı
yuvadır. Müslüman toplum içinde en kötü aile yuvası, bir yetimin barındırıldığı
esnada ona kötü davranıldığı yuvadır." Yine Peygamber
Efendimiz (s.a.v) şahadet parmağı ile orta parmağını ayırıp göstererek: "Ben ve yetimin işlerini üstlenen,
onların haklarına riayet eden kimse, cennette böylece beraber olacağız."
buyurmuşlardır.
Aziz okurlarım!
Yetimlerin en az diğer çocuklar kadar şefkat ve ilgiye
muhtaç olduklarından hareketle Allah'ın Rasulü, meseleyi psikolojik boyutu ile
de önemser. O şöyle buyurmuştur: "Başı hiç okşanmamış bir yetimin
başını okşayan kimseye, elinin değdiği saçlar sayısınca sevap yazılır."
Katı kalpli oluşundan şikâyet eden bir kimseye sevgili peygamberimiz,
yoksulları doyurmasını, yetimleri sevindirmesini, başlarını okşamasını tavsiye
buyurmuşlardır.
Yetimin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanarak,
onun mallarına tecavüze yeltenecekleri Allah’ü Teâla, şiddetli ifadelerle
tehdit buyurmuşlardır. "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler,
şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar yakında
alevlenmiş ateşe gireceklerdir.” buyurulmaktadır.
Her konuda olduğu gibi, yetimlerin korunması hususunda da İslam'ı iyi anlamaya
muhtacız ve gereğini mutlaka yapmalıyız. Rabbim bizleri haramlardan şiddetle
muhafaza buyursun, yetimlerimizin duasını alarak cenneti ile müşerref eylediği
kullarından eylesin.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







