Yiğit Efe Şahin
Köşe Yazarı
Yiğit Efe Şahin
 

Dünya’nın ağzında gargara olmuşuz

Son zamanlarda, farklı gazete manşetlerinde hep bir kargaşa söz konusu… Avrupa’da sel ve can kayıpları, ABD’de çöken bina ve can kayıpları, orman yangınları, göçler, iç savaşlar, Rusya ve NATO ülkeleri arasında ki gerginlik, soğuk savaşlar derken dünyanın ağzında gargara olmaya başladık.  Doğal afetlerden ziyade,  diplomatik problemlerin şu dönemlerde savaş teşkil ettiğini düşünmüyorum ama daha sonrası meçhul… Akdeniz’de, İngiliz uçak gemisi, Karadeniz’de Rusya gemileri; Akdeniz ve Karadeniz semalarında uçan ABD, Rusya uçakları; Boğazlardan geçen savaş gemileri, Avrupa’da farklı yerlere asker göndermesi yapan ülkeler, savaş sirenlerini çalıyor gibi. Rusya’dan, NATO ülkelerine gelen tehditten sonra ilk önce soğuk savaşın daha sonra olayda bir kanıya varılmaz ise savaş bile olabileceğini düşünüyorum ki bunun olmasını hiç istemem açıkçası. Küreselcilerle savaşmamız gerekirken, birbirimizle savaşırsak (ortalığı kızıştıranlar, fitili ateşleyenler genelde onlar) çok daha kolay kaybedeceğiz. Önünde engel kalmayana kadar her türlü hainliği yapacaklar gibi. Daha önceki bir köşe yazımda şöyle bir cümle vardı; ‘2. Dünya Savaşı bitmemiş küreselciler istediklerini alana kadar devam edecek, eğer başarılı olamazlarsa 3. Dünya Savaşı kaçınılmaz olacak’ tarzında yazmıştım. Bu küreselleşme savaşını kaybedeceklerini anladıkları/düşündükleri için 3. Dünya Savaşı gerçekleşsin, onlara karşı duran güç sayısı azalsın diye her şeyi yapabileceklerini düşünüyorum. Benim şahsi fikrim; sel, yangın gibi afetlerden ziyade diplomatik problemlerin gün geçtikçe çoğalacağını düşünüyorum. Dünya’nın ortalama sıcaklığının artmasının ardından bazı ülkelerde kuraklık, etkisini düşündüğümüzden ağır gösterebilir. Vatandaşı tarım yoluyla geçim sağlayan ülkeler, bu kuraklık neticesinde tarım yapamayan çiftçilere ve halkına yardım da bulunmazsa bir kriz çıkabileceğini düşünüyorum. Ha, bu Dünya Savaşına sürükler mi bilemem. Ama bir iç savaş doğurabilir. Her gün farklı gazete manşetlerinde; ‘A virüsü çıktı, B virüsü koronadan 8 kat daha güçlü, C virüsü ölümcül, Yeni bir D virüsü! Sizi kör ediyor veya öldürüyor’ gibi saçma sapan uydurmalar. Her gün virüs mü çıkar? Bu noktada şöyle bir savunmaları var, k i çoğu insanı buna inandırabilecek bir savunma. ‘Küresel ısınma ve buzulların erimesiyle içerisinde ki virüslerin gün yüzüne çıkması’ bahanesiyle, değil 10 virüs, 100 virüste çıkartsalar buna inanacak çok kişi var. Virüsler sahte demiyorum. Virüsler bir kısmı gerçek ama öyle sandığınız gibi buzulların içinden gelmiyor. Bir kısmı dedim evet, çünkü diğer bir kısmı çok vaka sayısı olmamasına rağmen ölümcül deniyor. Neden? Sırf korkutup önlem aldırmak için. En azından ben bir kısmının öyle olduğunu düşünüyorum. Bu kuraklık, buzulların (sözde) çözünmesiyle yeni virüsler doğuruyor. Virüsler, ekonomik kriz, ekonomik kriz de muhtemelen diplomatik kriz çıkaracak. (küreselci çabaları sayesinde) Dünya’nın ağzında gargara olmuşuz da çalkalanıyoruz(!)
Ekleme Tarihi: 19 Temmuz 2021 - Pazartesi

Dünya’nın ağzında gargara olmuşuz

Son zamanlarda, farklı gazete manşetlerinde hep bir kargaşa söz konusu… Avrupa’da sel ve can kayıpları, ABD’de çöken bina ve can kayıpları, orman yangınları, göçler, iç savaşlar, Rusya ve NATO ülkeleri arasında ki gerginlik, soğuk savaşlar derken dünyanın ağzında gargara olmaya başladık.  Doğal afetlerden ziyade,  diplomatik problemlerin şu dönemlerde savaş teşkil ettiğini düşünmüyorum ama daha sonrası meçhul… Akdeniz’de, İngiliz uçak gemisi, Karadeniz’de Rusya gemileri; Akdeniz ve Karadeniz semalarında uçan ABD, Rusya uçakları; Boğazlardan geçen savaş gemileri, Avrupa’da farklı yerlere asker göndermesi yapan ülkeler, savaş sirenlerini çalıyor gibi. Rusya’dan, NATO ülkelerine gelen tehditten sonra ilk önce soğuk savaşın daha sonra olayda bir kanıya varılmaz ise savaş bile olabileceğini düşünüyorum ki bunun olmasını hiç istemem açıkçası. Küreselcilerle savaşmamız gerekirken, birbirimizle savaşırsak (ortalığı kızıştıranlar, fitili ateşleyenler genelde onlar) çok daha kolay kaybedeceğiz. Önünde engel kalmayana kadar her türlü hainliği yapacaklar gibi. Daha önceki bir köşe yazımda şöyle bir cümle vardı; ‘2. Dünya Savaşı bitmemiş küreselciler istediklerini alana kadar devam edecek, eğer başarılı olamazlarsa 3. Dünya Savaşı kaçınılmaz olacak’ tarzında yazmıştım. Bu küreselleşme savaşını kaybedeceklerini anladıkları/düşündükleri için 3. Dünya Savaşı gerçekleşsin, onlara karşı duran güç sayısı azalsın diye her şeyi yapabileceklerini düşünüyorum.

Benim şahsi fikrim; sel, yangın gibi afetlerden ziyade diplomatik problemlerin gün geçtikçe çoğalacağını düşünüyorum. Dünya’nın ortalama sıcaklığının artmasının ardından bazı ülkelerde kuraklık, etkisini düşündüğümüzden ağır gösterebilir. Vatandaşı tarım yoluyla geçim sağlayan ülkeler, bu kuraklık neticesinde tarım yapamayan çiftçilere ve halkına yardım da bulunmazsa bir kriz çıkabileceğini düşünüyorum. Ha, bu Dünya Savaşına sürükler mi bilemem. Ama bir iç savaş doğurabilir.

Her gün farklı gazete manşetlerinde; ‘A virüsü çıktı, B virüsü koronadan 8 kat daha güçlü, C virüsü ölümcül, Yeni bir D virüsü! Sizi kör ediyor veya öldürüyor’ gibi saçma sapan uydurmalar. Her gün virüs mü çıkar? Bu noktada şöyle bir savunmaları var, k i çoğu insanı buna inandırabilecek bir savunma. ‘Küresel ısınma ve buzulların erimesiyle içerisinde ki virüslerin gün yüzüne çıkması’ bahanesiyle, değil 10 virüs, 100 virüste çıkartsalar buna inanacak çok kişi var. Virüsler sahte demiyorum. Virüsler bir kısmı gerçek ama öyle sandığınız gibi buzulların içinden gelmiyor. Bir kısmı dedim evet, çünkü diğer bir kısmı çok vaka sayısı olmamasına rağmen ölümcül deniyor. Neden? Sırf korkutup önlem aldırmak için. En azından ben bir kısmının öyle olduğunu düşünüyorum. Bu kuraklık, buzulların (sözde) çözünmesiyle yeni virüsler doğuruyor. Virüsler, ekonomik kriz, ekonomik kriz de muhtemelen diplomatik kriz çıkaracak. (küreselci çabaları sayesinde) Dünya’nın ağzında gargara olmuşuz da çalkalanıyoruz(!)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.