1926 Bulancakspor kendi sahasında belki de sezonun en kötü futbolunu oynadı. Ancak maçın önüne geçen bir başka gerçek vardı; karşılaşmayı yöneten Balıkesir bölgesi genç hakemlerinden Emre Küçük verdiği ve vermediği kararlarla geceye damga vurdu.
Bu yenilgi sıradan bir mağlubiyet değil. Eğer sezon sonunda 1926 Bulancakspor ligden düşerse, kırılma anı olarak kendi sahasında Zonguldakspor’a karşı alınan farklı mağlubiyet hatırlanacak.
Sahaya çıkan futbolcular birbirinden kopuk bir görüntü sergiledi. Ataberk adeta futbolu unutmuş gibiydi. Yunus Emre Yalçın, Barış, Soner, İsmail ve Mertkan ekstra kötü isimler arasındaydı. Takım halinde kötü oynayınca farklı yenilgi de kaçınılmaz oldu. Görünen o ki Bulancak temsilcisini zor haftalar bekliyor. Gemi su alıyor… Hem de hızla.
İkinci yarıda değişen bir şey olmadı. Teknik direktör dört hamle yaptı ama çare olmadı. Üstüne yenilen “saçma” ikinci golle maçın fişi çekildi. Konuk ekip ise disiplinli ve hatasız oynadı. Neredeyse sıfır hata… Allah’tan skoru yeterli buldular.
Şimdi önümüzde kritik bir viraj var. Cumartesi günü deplasmanda Karabükspor ile adeta 6 puanlık bir maça çıkılacak. Bu yenilgiyle birlikte düşme hattındaki sondan dördüncü takımla aradaki fark sadece bir puana indi.
Kadroyu görünce insan şaşırıyor. Atletizmin öne çıktığı modern futbolda, ilk maçta sana 5 gol atmış bir rakibe karşı orta sahada temposu düşük isimlerle sahaya çıkıyorsun. Serkan, Görkem ve defansif yönü zayıf Ahmet Can aynı anda sahadaysa, 10 kişi koşan ve basan bir takıma karşı 3 kişi eksik oynarsın.
Artık tablo net: Gemi sürekli su alıyor. Ha battı ha batacak…
Zaman daralıyor.
Ne yapıp edip Karabük’ten puan ya da puanlarla dönmek şart. “Hangi futbolla?” diye soranları duyar gibiyim. Ama çıkmayan candan umut kesilmez.
Öte yandan Kulüp Başkanı Birol Aktay’ın siyasilere ve ilçe idarecilerine yönelik sitemi de haksız değil. 1926 Bulancakspor sahipsiz kalmamalı. Çünkü bu takım düşerse sadece bir kulüp değil, bir şehrin morali düşer.