“Bu kadro kötü, kalitesi bu kadar” demekle olacak bir şey yok. Maçın bazı bölümlerinde Tokatbelediyespor, 1926 Bulancakspor’dan daha üstün oynadı. Öyle anlar oldu ki 1926 Bulancakspor adeta ringin köşesine sıkıştı ve çıkamadı. Sahada, 10 pastan yalnızca 4’ünü doğru kullanabilen bir Bulancakspor vardı.
1926 Bulancakspor bir türlü düzelmiyor. Hasta daha da kötüye gidiyor. Takımın, yeni gelecek bir teknik direktörle birlikte farklı bir oyun anlayışı bulması şart. Sahada tam anlamıyla “kim kime dum duma” durumu hâkim. Futbolcular arasında ciddi bir uyumsuzluk var. Oyuncular ne yapacaklarını bilmiyor gibi görünüyor. Takım enerjisini doğru kullanamıyor.
İkinci yarıda penaltı pozisyonu dışında doğru dürüst bir atak bile yok. 100 pas yaparsın ama 3-4 net kontra pozisyonu üretirsin; bu da bir oyun planıdır. Ancak burada o da yok. Penaltı kaçtı, moral iyice düştü. 1926 Bulancakspor yalnızca 3 oyuncu değişikliği yaptı ve rakibin hamlelerine karşılık veremedi. Oyuna giren futbolcular da yetersiz kaldı. Açık söyleyeyim; kaptan Yunus Emre Yalçın ve İsmail Kayalı dışında bu maçta benden geçer not alan tek bir futbolcu yok.
Peki, 1926 Bulancakspor rakibi Tokatbelediyespor’un kurduğu baskıyı kırabildi mi? Hayır. Forvetten bir oyuncu alıp orta sahaya destek koyarsın, takım genişler, rahatlar… O da olmadı. Açık konuşmak gerekirse 1926 Bulancakspor’un yenilmediğine şükretmesi lazım. Hatta rakibin attığı bariz bir gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.
Tokatbelediyespor ilk yarıda birçok pozisyona girdi, oyuncularını adeta kalenin içine soktu. 1926 Bulancakspor ise ilk yarıda aşırı efor sarf etti, enerjisini erken tüketti. İkinci yarı ise tamamen sıfır. Bu tablo kabul edilebilir değil.
Düşme hattındaki takımlar kazanmaya başladı, puan farkı her geçen hafta azalıyor. Kısacası 1926 Bulancakspor’da gidişat hiç iyi değil. Umarım yeni bir teknik heyetle birlikte takım toparlanır ve eski güzel günlerine geri döner.