26 Temmuz 2013 - 01:21 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
YARDIMLAŞMA
Müslümanların birbirlerine karşı olan vazifeleri vardır. Bunların başında, Müslüman kardeşini gözetmek, sıkıntısına çare aramak, muhtaç olduğunda yardımına koşmak gelir.
Cenab-ı Hak, kullarının, hangi hususlarda yardımlaşacaklarını şöyle beyan buyurur: “İyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın”
Peygamber Efendimiz ise: “(Her) biriniz (din) kardeşinin aynasıdır. Onda ezâ (veren bir hal) görürse kardeşinden onu gidersin” buyurmaktadır.
Bütün Peygamberler iki vazife için gönderilmiştir. Hakk’a ibadet, halka hizmet. Bir Müslüman, şu dört şeyle meşgul olabilir: Menfaat veren ilmi öğrenmek ve öğretmek ile; zikir, tesbih, Kur’an-ı kerim okumak, namaz kılmak gibi ibadetler ile; Müslümanların yardımına koşmak, onların hayrına vesile olacak şeyleri yapmak ve onları sevindirmek ile; kendinin ve ehl-i iyâlinin nafakasını temin için çalışmak ile,
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Mahlûkat Allah’ın ıyâli (mesâbesinde)dir. (Çünkü onların rızıklarını veren Hz. Allah’tır.) Allah’a karşı mahlûkâtın en sevimlisi, ıyâlüllah (olan halk)’a (veya kendi ıyâline) iyilik yapandır”
Allah yolunda mallarını, mülklerini bırakıp, Mekke-i Mükerremeden Medine-i Münevvereye yerleşen Eshâba “Muhacir”, Mekkeden gelen kardeşleriyle ellerindekini paylaşan, onlara kucak açan, bütün varlıklarıyla onlara yâr ve yardımcı olan Eshâba da “yardım edici manasına gelen” ‘Ensar” ismi verilmiştir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Keriminde, bu iki zümrenin imanda ulaştıkları kemal mertebeyi şöyle beyan buyurur:
“Onlar ki iman edip, hicret ettiler ve Allah yolunda mücahede ettiler. (Yine) Onlar ki (Rasülüllah’ı ve muhâcirini kendi hânelerinden ve yerlerinden meskenler tahsis ederek, iskân ettiler, yerleştirdiler ve nusret ettiler. (Onlar ile berâber olup, düşmanlarına karşı her vechile yardım ettiler. Ensar oldular) işte bu (muhacirin ve ensâr) hakkâ müminlerdir. Mağfiret ve kerîm bir rızık da onlarındır.”
İbn-i Ömer (r.a) hazretlerinden rivayet edildiğine göre, Eshab’dan bir zata bir koyun başı hediye edilmişti. O zât: “Falanca kardeşim ve çocukları, buna bizden daha muhtaçtır”, diyerek hediyeyi komşusuna gönderdi. Komşusuna verilince, ondan da aynı cevap geldi. Böylece koyun başı, yedi evi dolaşıp, ilk zâta geri geldi. İşte bu hadise üzerine: “Kendilerinde fakr-u ihtiyaç olsa bile, onları öz canlarından daha üstün tutarlar. Her kim nefsinin hırsından korunursa, işte onlardır o felah bulanlar.” kavl-i celili nazil oldu.
Arabistan yarımadasında müthiş bir kıtlık ve kuraklığın yaşandığı bir zamandı. Bizans ordusunun müslümanlırın üzerine doğru geldiği haberi alındı. Rasülüllah, orduyu techiz etmeye çağırıyordu. Eshabtan, zengini-fakiri elinde ne varsa bir şeyler getiriyordu. Hz. Osman (r.a) zahîre yüklü 300 deve ile nakden 1000 altın vermişti. Bunun üzerine Rasülüllah o kadar memnun oldular ki, Hz. Osman için: “Allah senin bu zamana kadar işlediğin ve bundan sonra işleyeceğin bütün günahlarını affetsin!” duasında bulundular.” Hz. Ömer (r.a) malının yarısını vermişti. Rasülüllah ona da bereket duasında bulundular. Hz. Ebu Bekir (r.a) ise, elinde olan nesi varsa, her şeyini bu yola vakfetmişti. Rasülüllah: “Ya Ebâ Bekir. Ev halkına ne bıraktın”, deyince: “Allah ve Rasülü’nü bıraktım”, cevabını verdi. Eshab-ı Kirâmın hanımları da imkânları nispetinde Allah ve Rasülü için bir şeyler veriyorlardı. Bazıları da kollarındaki bilezikleri, kulaklarındaki küpeleri, gerdanlıklarını çıkarıp, Peygamber Efendimizin önüne bırakmışlardı. Allah’ın Rasülü her birerine güzel dualar ettiler.
Değerli okurlarım
Cömert; menfaati hiçbir karşılık beklemeden ulaştıran kimsedir. “Kerem ve cömertlik öyle bir meziyettir ki, sahibinin ayıplarını ve kusurlarını örter.” Abdülkâdir Ceylânî hazretliri: “Allah’a gecenin namazı, gündüzün orucu ile vasıl olmuş değilim. Allah’a ancak cömertlikle, tevâzu’ ile ve sadrımın selâmetiyle vâsıl oldum” buyurmuşlardır. Bir de cömertlik edeceğimiz kimseler, Allah ve Rasülü ile onun sevdiklerinin, kendilerine bizzat kıymet verdikleri kimseler olur ise, gayretimiz daha da fazla olması icap eder. Cenab-ı Hak Peygamber Efendimizin talebeleri olan Eshâb-ı Suffe için:
“Verin o fakirlere ki, Allah yolunda kapanmışlar, şuraya buraya dolaşmazlar. İstemekten çekindikleri için, bilmeyen onları zengin zanneder. Onları sîmâlarından tanırsın, halkı bîzar etmezler.” buyurmaktadır.
Peygamberimiz ise, kendisinden, el değirmeni ile buğday çekip, un öğütmekten elleri kabardığı için, hizmetçi isteyen kızı Fatıma’ya: “Kızım, Ashâb-ı Suffe’nin ihtiyaçlarını gideremediğim halde, ben sana nasıl yardımcı bulayım.” demişti.
Amellerin en faziletlisi müminleri sevindirmektir. Kabre girene kadar herkes birbirine muhtaçtır. Bugün yardım edecek durumda olan, yarın yardıma muhtaç olabilir. Unutmayalım ki, Merhamet etmeyen, merhamet olunmaz. Rabbim bizleri her daim yardım edenlerden eylesin. (ÂMİN)
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir

Bulancakspor A Takımı için yetenek avı! Gençlere büyük fırsat!

Giresun'da temizlik mesaisi devam ediyor

AK Parti Giresun’da yerel yönetimler bir araya geldi

Başkan Fuat Köse dolmuşçu esnafıyla kahvaltıda buluştu

Vodafone Business ve Migros, 5G ile LoT Tabanlı Destek Uygulamaları Hayata Geçirdi
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



