Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
07 Ocak 2013 - 21:21 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

TEVEKKÜL

0 Okunma 0 Paylaşım
       Kutlu Nebi(s.a.s.) ve sadık dostu Ebu Bekir (r.a), hicret ederlerken müşriklerin takibinden kurtulmak amacıyla mağaraya sığınmışlardı. Amansız takipçilerin mağaranın kapısına dayandığını fark eden Hz. Ebu Bekir: “Ey Allah’ın Elçisi, eğilip bir baksalar bizi görecekler” diyerek endişesini dile getirmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz(s.a.s.): “Üzülme, Allah bizimle beraberdir,” “Allah’ın yanlarında olduğu iki kişi hakkında neden endişe ediyorsun ki?” diyerek arkadaşını sakinleştirmiş ve tevekkül anlayışını ortaya koymuştu.                         Modern çağın bizlere sunduğu imkânlara ve maddiyatın süslediği tozpembe hayata çoğu defa aldanarak ihmal ettiğimiz ya da tam anlamıyla kavrayamadığımız değerlerden biridir tevekkül. Tevekkül, mü’minin bir iş hususunda elinden gelen bütün gayreti gösterdikten sonra sonucu Allah’a havale etmesidir. Kulun, Yüce Mevla’ya aczini itiraf ederek kayıtsız şartsız teslimiyetidir tevekkül.          İman nimetine erişmiş biz bahtiyar mü’minler, sevinçte-kederde, bollukta-darlıkta, kısacası her anımızda Yüce Yaratan’a sığınırız. En zor anlarımızda yanımızda kimseyi bulamasak da, ümidimizi kesmeden el açıp yardım dileriz sonsuz merhamet sahibi Rabbimizden.   İbrahim Hakkı Hazretleri: Hak şerleri hayr eyler, Zannetme ki gayr eyler Arif Anı seyreyler, Mevlâ görelim neyler, Neylerse güzel eyler… sözleriyle mü’minde bulunması gereken bu güzel vasfı veciz bir şekilde ortaya koymuştur.         Tedbiri terk ederek, sorumluluğu yerine getirmeden, sebeplere tutunmadan tevekkül olmaz. Böyle bir tevekkül anlayışı işin kolayına kaçmaktır, tembelliktir ve İslamın ruhuyla asla bağdaşmaz. Adil halife Hz. Ömer’den bize nakledilen şu örnek, İslam’ın tevekkül ruhunu en güzel şekilde yansıtır; Hz. Ömer, bir gün hiçbir iş yapmadan mescitte boş boş oturan ve vakitlerini öldüren kişilere ne yaptıklarını sordu. Onlar, ‘‘Biz Allah’a tevekkül ederiz, mütevekkilleriz’’ dediler. Hz. Ömer, ‘‘Çoluğunuza çocuğunuza kim bakar?’’ diye sorduğunda da, ‘‘Biz çalışmayız, çoluk çocuğumuza yakınlarımız bakar’’ cevabını alınca kızarak, ‘‘“Aksine siz hazır yiyiciler, müteekkillersiniz. Gerçek anlamda tevekkül eden, tohumunu yere atıp sonra Allah’a tevekkül edendir.’’ cevabını verdi. Böylece Hz.Ömer, çalışmadan, sebeplere sarılmadan, tedbir almadan ‘‘Allah böyle dilemiş, takdir-i ilahi buyurmuş… Kader!’’ deyip boş boş oturmanın, gerçek tevekkülle alakası olmadığını öğretti.        İşte kardeşlerim, yaraları kemiğe dayandığı halde, dilinden duayı düşürmeyen Eyyûb Peygamber gibi, sabırlı olmaktır tevekkül. Ciğerpâresi Yusuf’un hasretinden, gözlerini yitiren Yâkup Peygamber gibi, fedakâr olmaktır tevekkül. Ateşe atılmak pahasına, inancı uğrunda mücadele eden İbrahim Peygamber gibi, kararlı olmaktır tevekkül. Ve nihayet, her türlü olumsuzluğa rağmen, Sultan-ı Enbiya gibi ümitvâr olmaktır tevekkül.         Sorumsuzluk, yılgınlık ve tembelliği kadere yükleyerek mütevekkil olunamaz. Mü’min, gücü yettiği oranda çalışıp çabalamalı ve Yüce Mevla’dan istemesini bilmelidir. Fani olan dünyaya ve dünyalıklara değil, sadece Allah’a dayanıp güvenmelidir. Yüce Kitabımızın: “Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların sadece imanını artırır. Onlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.” şeklindeki buyruğu da bunun en güzel ifadelerinden biridir.        Geliniz, sohbetimizin sonunda, Efendimiz’in her gün evden çıkarken yaptığı şu duaya hep beraber amin diyelim:        “Allah’ın adıyla tevekkül ettim. Allahım! Ayağımızın kaymasından, şaşırmaktan, zulmetmekten zulme uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırız.”      

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!