TEVBE
Yüce Allah, insanı hem iyilik hem de kötülük işlemeye
elverişli bir kabiliyette yaratmıştır. İnsanoğlu, bazen aklım ve iradesin!
kullanarak, dinimizin emrettiği ve hoş gördüğü işleri yaparken, bazen de
nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak aksi davranışlarda bulunur. Bu
durumda yapılması gereken şey, işlenen günahtan dolayı pişman olmak, Yüce
Rabbımıza tevbe etmektir.
Günahlar, insanın manevi dünyasını karartan birer
lekedir. İstiğfar ise bu lekeleri temizleyen su ve sabun gibidir.
İstiğfarla bu lekeler temizlenmezse gitgide insanın içini kaplar, insan ruhu
temizlik ve ulviyete karşı hissiz hale gelir. İşte, günah kirlerinden
temizlenmek için başvurulacak çare teybedir.
Kul haklarının dışında, Allah'a karşı işlenmiş günahın
tevbesi üç şarta bağlıdır.
1- Günahtan tamamen vazgeçmek,
2- Yaptığına pişman olmak,
3- Ve bir daha aynı günahı işlememek.
Eğer içinde kul hakkı bulunan bir kötülük işlenmişse
onun hakkını ödemek, helalleşmek de gerekir.
Allah'a, Peygambere, Ahiret gününe ve İslam'ın
emrettiği diğer hususlara inanan bir kişi, işlediği günahlardan dolayı
kesinlikle ümitsizliğe kapılmamalı ve ilahi rahmetten ümidi kesmemelidir. Çünkü
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:
"Ey Muhammed, de ki; Ey kendilerine kötülük edip
aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidiniz! kesmeyin. Doğrusu Allah,
günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır. Merhametlidir."
Bundan dolayı, günahkar kişi işlediği günahların
büyüklüğüne değil, Cenab-ı Hakk'ın rahmetinin genişliğine bakmalıdır.
"Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever."
"Onlar fena bir şey yaptıklannda veya kendilerine
zulmettiklerinde Allah'ı anarlar.
Günahlarının bağışlanmasın) dilerler. Zaten günahtan
Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar, bile bile yaptıklarında ısrar
etmezler."
"Allah'tan mağfiret dite, Allah bağışlar ve
merhamet eder."
Dinimiz, tevbe ve istiğfarı, Allah ile kul arasında
gerçekleşen bir olay olarak görür. Müslüman tevbe ve bağışlanma dilerken, başka
bir yardımcıya ve aracıya gerek duymadan görevini yerine getirebilir. Allah'ın
biz kullarına açmış olduğu tevbe kapısını sık sık çalmalı, bağışlanma dilemeli
ve gerçek huzurun bunda olduğunu bilmeliyiz.
Sevgili Peygamberimiz, bizlerin tevbe etmesinden
dolayı Rabbimizin sevincinin ıssız çölde devemizi kaybedip de tekrar
bulduğumuzdaki sevincimizden daha fazla olduğunu haber vermektedir.
Yaptığımız bu kadar günah ve isyana rağmen, bu kadar
kolaylıklar ve müjdeler veren yüce Allah'a karşı, nasıl tevbe etmeyelim, nasıl
günahlarımızdan temizlenmeyi ondan istemeyelim? Fahr-i Cihan Efendimiz dahi,
"Ben günde yetmiş kere Rabbime istiğfar ederim"
demiştir. Kul, tevbe ve istiğfar ile Rabbine yönelince, Allah'ın rahmet deryası
coşar, o kulun, günahım yıkar, temizler, kulun gözünden akan bir damla
pişmanlık yaşı üzerine, ilahi rahmet yağmurlarım yağdırır, kalpteki çeri, çöpü
temizler, giderir. Demek ki tevbe ve istiğfar, kul için bizatihi rahmettir.
Tevbe ve istiğfar, insan ruhunu sıkıntılardan kurtaran bir ilaçtır.
Önemli olan, can boğaza gelmeden önce, Yüce Allah'ın
rahmet kapılarından gereği kadar faydalanmalı ve tevbemizi geciktirmemeliyiz. Allaha
çok çok tevbe etmeliyiz……
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
AK Parti Giresun’da yerel yönetimler bir araya geldi
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







