Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
18 Ağustos 2023 - 09:02

TASMA

0 Okunma 0 Paylaşım

 8-9 yaş gurubu futbol antrenmanı yapıyorum.

    Bir sokak köpeği, tellerin arasında bir boşluk bulup çocuklarla çalıştığımız halı sahanın salonuna girdi.

    Hal ve haraketleri bana normal gelmedi.

    Çocuklara belki zarar verir diye sahanın kapısını kapattım salondan dışarı çıkarmaya çalışıyorum.

    Baktım köpek sıkıntı yaratacak gibi.

    Telofon ile belediyenin ilgili birimini aradım.

    Allah razı olsun, kısa süre içinde yetkili ekip geldi.

    İpi, salondan çıkaramadığım köpeğin boynuna geçirdiler.

    Köpek yine efe gibi.

    Ne zaman ki,

    İpi çekip köpeğin boynunu sıktıklarında , köpek birden ayağa kalktı, kulaklarını dikti.

    Ben ne yaptım der gibi;

    Öyle bir bakışı vardı ki!

    Halen unutamıyorum o bakışı ve ipin arkasından tıpış tıpış gidişi.

    Neyse, bu hikâyenin devamını sonra anlatalım.

    Anlamak için biraz vaktimiz var.

    Biz gelelim Sokrates' e.

    Sokrates M.Ö. 469 ve 399 yılları arasında  yaşamış bir Yunan filozofudur.

    Sokrates, devletin var olan çoklu tanrılarına inanmamış.

    Daha farklı tanrılar olduğunu ifade etsede,

    Her şeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi,

    Yaratan ve düzenleyen.

    Öbür dünyada yargılama yapacak olan tek bir tanrı daha olduğuna inanmış.

     Ve bu konuda öncelikle gençleri var olan dinlerini sorgulamaya yönelttiği için,

    Devlet tarafından Avrupa tarihinde baldıran zehiri içirilerek ölümüne karar verilen ilk düşünce suçlusu olmuş.

    Sokrates ölüme mahkûm edildikten sonra,

    Dönemin kanunlarına göre suçunu kabul edip tazminat ödeyerek ölümden kurtulabilirdi.

    Arkadaşlarının imkanları ve çabaları sonucunda başka ülkeye kaçabilirdi.

    Hiç birini tercih etmedi.

    Çünkü kaçarak kentin yasalarını tanımayan bir yurttaş olarak anılacağına,

    Yasaların varlığının kendi varlığından daha önemli olduğuna inanmış.

    Kendini kaçıracak arkadaşlarını da buna inandırmıştı.

    İdam edilmeden önce karısı Xanthippe

    Sokrates' e, "fakat sen suçsuzsun: suçsuz yere idam ediliyorsun" der.

    Sokrates gülümser.

    Karısına dönerek,

    Be kadın ; suçlu olarak idam edilmemi mi? isterdin der.

    Sokrates ruhumun yüceliğini bedeninin hırslarına satmamıştı.

    Sokrates tüm insanlığa şunu öğretmişti.

    Kaygılarımızı, korkularımızı dile getirmek

    Yasalara karşı gelmek değildir.

    2006 yılları döneminde kuş gribi adı altında milyonlarca yumurta tavuğunu telef ettiler.

    2009 yıllarında domuz gribi çıktı, tüm millet iğne olmaya zorlanırken

    Cumhurbaşkanımız;

    Ben bilmediğim iğneyi olmam. Milletime de vurdurmam dediği gün memlekette domuz gribi bitti.

    Eğer o gün Cumhurbaşkanımız iğne olalım deseydi.

    hepimizi ne olduğu bilinmeyen şekilde iğneleyeceklerdi.

    Dünya sağlık örgütü.

    Silah sanayisinden daha tehlikeli.

    Bırakmıyor insanlığın peşini.

    Covid 19 da bunu başardılar.

    iğneler den sonra başlayan kalp krizi ve beyin ölümleri,

    Halk dilinde Allah rahmet eylesin oldu.

    Gencecik insanlar ölüyor.

    Nedeni ney!

    Niye bu kadar arttı.

    Kimse sormuyor.

     Kalp krizi ölümlerini saklayanlar bile var sanki.

    Her ölüm kaderse niye kapattılar bizi evlere.

    Biz evdeyken onlar hortumla sokakları mı yıkadılar sadece!

    İnsanlık üzerinde sürekli oyun oynayan dünya sağlık örgütüne karşı  siyasi görüşümüz ne olursa olsun birlik olma zamanı.

    Sayıları 20 milyon civarında olduğu tahmin edilen göçmenlere karşı, çoluk çocuğumuzun geleceği adına birlik olma zamanı.

    Geçenlerde bir arkadaş yazmış.

    Bizim milletin beğenmediği 50  dönüm dikenli araziyi Araplar pazarlık etmeden almış.

    Farkında bile değil benim temiz kalpli milletim.

    Çöplüklerimizi bile satın alacaklar anlatamıyorum.

    Topraklarımızın yabancılara satılmasına karşı birlik olma zamanı.

    Gelir adaletsizliğine karşı birlik olma zamanı.

    Siyasiler,

    Devletin bir kuralı vardır.

    Halkın çoğunluğu ne isterse devleti yönetenler o şekilde davranır derler.

    Dünyanın neresinde olursa olsun.

    Yakalanan bir göçmen, Türkiye'den gitmediği halde, ben Türkiye'den geldim derse Türkiye'ye gönderiliyor.

    Bütün dünya bizi bir göçmen memleketi etmek,

    Birliğimizi, örf ve adetlerimizi, inancımızı bölmek peşinde.

    Hatay, Arap toprağıdır diyen biri çıkıyor.

    Sadece siyasilerden Ümit Özdağ mahkemeye baş vuracağım diyor.

    Yani bu memleket sadece Ümit Özdağ ' a mı kaldı!.

    Yani Ümit Özdağ mahkemeye vermezse Hatay Arap toprağı mı olsun.

    Niye kimse yasalar çerçevesinde sokaklara çıkmıyor.

    Susmak kabullenmek demek değil mi.

    Neymiş,

    Suskunluğu asaletinden miş.

    Daha hikâyenin devamında,

    Tasma var.

    Bu gidişle

    Kimimiz paranızla,

    Kimimiz asaletimizle

    Batıracağız bu Ülkeyi.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!