19 Nisan 2012 - 23:00 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
TARİHTE NEVRUZ
Bir toplumun kültürünün en zengin örneklerinden biri bayramlardır.
Bayramlar milli ve dini olmak üzere görülür ve toplumun bütün fertlerinin ortak
katılımıyla büyük bir coşku ile kutlanır. Milli kimliğinin oluşturulmasında ve
sürdürülmesinde bayramların önemli bir yeri vardır. Türk Devlet ve Toplumlarında sevin.,mutluluk,neşe ve
coşkuyla kutlanan bayramların başında Nevruz Bayramı gelir. Nevruz Bayramı
tarihi süreç içinde olduğu gibi bugün de Akdeniz’in güneyinden Kuzey Denizine,
Küçük Asya’dan Orta Asya’ya kadar pek çok ülkede ve topluluklarda, çeşitli biçim
ve yorumlarla kutlanmaktadır. Nevruzu
bazı Türk Toplumları 21 Martta, kutlarken bazı Türk Cumhuriyetleri bir haftaya
yakın bir sürede çeşitli etkinliklerde kutlanmaktadır. Nevruz Bayramı bugün
Türk Toplumlarında asrına uygun kültürel ve dini motiflerle kutlanırken,
özellikle son yıllarda bazı çevreler Nevruzu aslından uzaklaştırarak siyasi ve
ideolojik amaçlı, bir yıl dönümü olarak kutlamaktadırlar. Oysa bilimsel tarihi
kaynakların birleştiği ortak nokta, Nevruz bir bahar bayramıdır ve kini, kanı,
öfkeyi değil, barışı, hoş görüşü ve yeniden dirilişi simgelemektedir. Bu nedenle, Nevruz Bayramı Türk Toplumlarında
milli benliğin ve milli kimliğin, bir
diriliş şuuru çerçevesinde oluşturulmasında, büyük bir öneme sahiptir. Tüm doğu
toplumlarının geleneğinde ve tarihinde, bir şenlik havası içerisinde kutlanan
Nevruz, son yıllarda bazı toplum ve kişiler tarafından, amacından
saptırılmaktadır.
NEVRUZ KELİMESİNİN MANASI
Nevruz, Farsça
yeni (nev) ile gün (ruz) sözcüklerinden oluşturulmuş birleşik bir isimdir.
Yılbaşının ilk gününde yeni gün anlamında Nevroz veya Nevruz denilmiştir.
Nevruz, torak altındaki canlıların uykudan uyanışları, dirilişlerini kısaca
baharla buluşmalarının günüdür. Türk ve İran Topluluklarında ortak bir kült ve kültür
unsuru olarak görülen Nevruz, Türklerde
tabiatın yeniden diriliş bayramı olarak kutlanır. Nevruz’un İran Efsanelerine dayanan bir yönü
de vardır; ancak bu, 11.Y.Y. gibi geç bir döneme tekabül etmektedir. Oysa
Nevruz, Türklerde M.Ö. üçüncü yüzyıldan beri kutlanan bir bahar bayramıdır.
Nevruz kelimesi Türk Toplumlarının çoğunda ufak dil kaymalarına uğramış olsa
da, birbirlerine benzer törenlerde kutlanmaktadır. Ve Türk Dünyasında bahar
bayramının genel adı Nevruz dur.
Türk Dünyasında
Nevruz; Navruz, Novruz, Sultanı-Nevruz, Sultan Navruz, Nevrez, Neris,
Naorus, Novroz, Navris, Navreez, Nevris,
Naorus, Novroz, Navris, Nevruz, Norus gibi bazı ağız farklılıklarıyla ifade
edilmektedir.
Türkler yüzyıllar
önce 21 Martta hazır yemekleriyle bahar şenlikleri için kıra çıkar ve baharın gelişini yeniden dirilişi içinde
kutlarlar. 21 Mart Nevruz günüdür ve Türkler
bugüne ( yengi ) gün ( yeni gün ) demektedirler. İslami Dönemle ilgili
kayıtlara baktığımız zaman “ Nevruz Bayramının ilk izlerini genellikle 11.
Yüzyıl metinlerinde görüyoruz.”
Osmanlılarda
Sultan 1. Ahmet ve 4. Murat gibi hükümdarların uzun bir tarih boyunca Nevruz
bayramının gelişini kutladıklarını biliyoruz. Nevruz’un bir Türk geleneği
olduğu bilinmektedir.
Nevruz bu gün
Afganistan, İran, Irak, Suriye, Hindistan, Yakutistan, Çuvaşistan, Tataristan,
Moldova, Macaristan, Balkanlara kadar geniş Türk Coğrafyasında bu gün de canlı
bir şekilde yaşatılmaktadır.
OSMANLIDA NEVRUZ
Nevruz
Osmanlılarda da baahr bayramı ve yeni yılın başlangıcı olarak kutlanmıştır. Bu
gün de içinden Osmanlı Ailesini çıkaran Kayı Boyuna mensup bazı aşiretlerin 21
Mart tarihinde Ertuğrul Gazinin Türbesi etrafında toplanıp, çeşitli törenler
yaptıkları bilinmektedir ki buna Yörük Bayramı da denir.
Manisa da bu
günde, Nevruz Günü mesir bayramı törenleri yapılır. Mesir macunları Sultan
Camii nin minare ve kulelerinden atılır. 1463-1552 tarihleri arasında yaşayan
Musa Bin Muslihiddin tarafında 41türlü baharat ve şekerle karışık yapılan bu
macun, bir rivayete göre, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hafsa Sultan iyileştirmiş
ve ve o da bu macunu yılda bir kere halka dağıtmasını istemiştir.
Nevruz ve
Nevruziye adetleri 2.Meşrutiyetten sonra terk edilmiş ve halk arasında yerini,
Hıdırellez (5 MAYIS) şenliklerine bırakılmıştır.
Osmanlılar
tarafında Nveruz-i mübarek olarakta adlandırılan Nevruz, sayılı günler olarak
kutlanmış, güneşin, Koç ( Hamel ) burcuna girdiği İlkhabarın ılımlı gününe
Nevruz denilmiştir.
Halk arasında da
eczanelerde yapılan ve ( Nevruziye ) denilen macun rehabet görüldü. Eczaneden
gelen Nevruziye ve yedi sin ( : heft sin ) yani Arapçada ki sin harfi ile
başlayarak süt, simit, sukker, salep, sirke ( sir ), soğan, semek ( balık )
veya seferci ( ayva ) bir tepsiye konulup evin efendisi önüne getirilir.
Evdekilerde tepsinin etrafında iki diz üstünde otururlardı. Evin efendisi,
herkesin önünde bu malzemelerden birer fincan veya tabak ile herkese dağıtır ve
gün dönümü saati geldiği vakit evin efendisi uzunca bir dua yapar, eller öpülür
ve merasim sona erer.
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir

Giresun’da ayak tenisi şöleni şampiyonlukla tamamlandı

Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı

CHP Giresun İl Başkanlığının kapıları yeniden açılıyor

Piraziz’de Yağmur Suyu Hattı Çalışmaları Sürüyor

AK Parti Giresun’da yerel yönetimler bir araya geldi
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



