Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
15 Mart 2016 - 09:03 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

SÜNNET MÜESSESESİ

0 Okunma 0 Paylaşım
    Dinî hükümlerin kendisinden çıkartıldığı deliller vardır. Bunlar: Kitap, sünnet, icma-ı ümmet  ve kıyas-ı fukaha olmak üzere dört ana kısma ayrılır. Sünnet; Peygamber Efendimizin söylediği sözler, işlediği fiiller, başkası yapıp da takrir buyurup, hoş gördüğü şeylere denir.  Hadis lafzı ise, sünnet manasına geldiği gibi, daha çok sünnet-i kavliyede kullanılır. Vahiy, Zahir ve Batın olmak üzere iki kısma ayrılır. Vahy-i zahir: Kur’an-ı Kerim, Hadis-i kudsî ve Hadis-i şeriflerdir. Vahy-ı Batın ise; Peygamber Efendimizin gayret ve içtihadıyla nail olduğu şeylere denir. Cenab-ı Hak, çıktıkları yolculukta yollarını şaşırmayıp, sırat-ı müstekîminden ayrılmasınlar diye, kullarına kitaplar gönderdiği gibi, gönderdiği kitaplardaki hükümleri tatbik edecek, onu hayatına aksettirip, insanlığa rehber olacak, Peygamberler de göndermiştir. “Hamdolsun o Allah’a ki hidayetiyle bizi buna muvaffak kıldı. O bize hidayet etmeseydi bizim kendiliğimizden hidayetin yolunu bulmamıza imkân yoktu. Hakikat Rabbimizin Peygamberleri emr-i hak ile geldiler.” Ayet-i celilesi bunun şahididir. “Bir de, Peygamber size her ne emir verirse tutun, nehy ettiğinden de sakının.” “Yok yok, rabbına kasem ederim ki, onlar, aralarında çıkan çapraşık işlerde, seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümde, nefislerinde hiçbir darlık duymadıkça, iman etmiş olmazlar.” “Allah ve Rasülüne itaat ediniz taki merhamet olunasınız.” Ayet-i celileleri ise sünnet-i seniyyeye sarılmanın farz olduğunun delilleridir.                   Aziz okuyucularım!   Bazı inkârcılar tarafından sünnet müessesesini baltalamaya müteveccih, çeşitli iddialar ortaya atılıp, şöyle söylenmektedir: “Peygamber de bir insandı, o da hata yapabilir. Kur’an da var mı, sen ondan haber ver.”Evet doğru Peygamber de bir insandır, onlardan da zelle sadır olabilir. Ancak hiçbir Peygamber hata üzere devam ettirilmez. Anında Cenab-ı Hakk tarafından ikaz olunurlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir mesele ile karşılaştığı zaman, önce Cenab-ı Haktan gelecek olan vahy-i zahiri bekler. Bu, ayet-i kerime, hadis-i kudsi veya hadis-i şerif şeklinde olabilir.  Vahy-i zahir gelmeyecek olursa, kendi içtihadıyla amel eder. Eğer içtihadında bir zelle sadır olursa, anında ikaz olunur. Dolayısıyla yapmış olduğu içtihatları, bizzat Cenab-ı Hak tarafından tasdik olunmuş olur. Yıllar önce aynı sual, İmran bin Husayn’a da sorulmuştu. Onun cevabı ise şöyleydi: “Sen son derece ahmak birisin. Kur’an-ı kerimde, beş vakit namazın nasıl kılınacağını, zekâtın nasıl verileceğini görebiliyor musun? Kitabullah bunları farz kılmış, sünnet-i rasülillah ise tefsir etmiştir.” Ayrıca, dinimizdeki bütün hükümleri Kur’an-ı Kerimde bulma gayreti içine girip, Kur’an kendisine indirilmiş olan zatın tatbikatına nazar etmekten kaçınmak, bir binayı tek direk üzere oturtmaya benzer. Halbuki Kur’an-ı Kerim ile hadislere baktığımızda, her ikisini de aynı yerde buluyoruz. Her ikisi de vahiy. Aralarındaki fark; Cebrail (a.s)’ın tilavetiyle olana Kur’an-ı Kerim, Cebral-i (a.s)’ın işaretiyle olana hadis-i kudsî, Cebrail (a.s)’ın vasıtası olmadan, Allah’ın ilhamıyla Peygamber Efendimize zahir olana da hadis-i şerif diyoruz.                                 Not:Mevzuma Cuma günkü yazımda devam edeceğim.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!