Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
18 Mart 2016 - 09:06 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

SÜNNET MÜESSESESİ 2

0 Okunma 0 Paylaşım
“Benim sözlerimden bir söz rivayet edilirken, koltuğuna yaslanıp şöyle söyleyen bir adamın çıkması yakındır: Önümüzde Allah c.c nün kitabı var. Onda helal olarak bulduğumuzu helal, haram olarak bulduğumuzu da haram kabul ederiz.(Yani başka bir şeye lüzum yok) Ey ümmetim size söylüyorum! Dikkat edin ve gözünüzü açın, Rasülüllah’ın haram kıldığı Allah’ın haram kıldığı gibidir.” İkinci bir iddia ise şöyle: “Bu sözlerin peygamber efendimize ait olduğunu nereden bilelim. ”Bu suale doğru cevap verebilmek, Selef-i salihinin, sünnet müessesesinin muhafazası için yaptığı çalışmayı ve dolayısıyla bundan bahseden usul-u hadis ilmini iyi bilmeye bağlıdır. Peygamber Efendimizle beraber vahye şahid olmuş ve “Size iki şey bıraktım. Onlara uyduğunuz müddetçe dalalete düşmezsiniz, onlar: Kitabullah ve benim sünnetimdir” sözünü düstur edinmiş olan Sahabe-i Kiramın, sünnet müessesesini muhafaza için nasıl hareket ettiklerini, hep beraber, tarih sayfalarını çevirerek izlemeye çalışalım. İslam güneşi her geçen gün yükseliyor, bu yüce nur ile nice beldeler aydınlanıyordu. Kur’an-ı kerim henüz cem olunmamıştı. Ayet-i celiler ile hadis-i şeriflerin, bilmeyenler tarafından karıştırılma ihtimali vardı. Bu sebeple Hulefa-i raşidin ve bilhassa Hz. Ömer (r.a) hadis-i şeriflerin, Peygamber Efendimizden (s.a.v)’den işitildiği kat’i olarak bilinenler hariç, rasgele çoğaltılmasına şiddetle karşı çıkıyorlardı. Hal böyle olunca, sahabe-i kiram çok şey duydukları halde, çok az rivayet ediyordu. Aşere-i mübeşşereden olan Said bin Zeyd gibi, Peygamber Efendimizden hiçbir hadis-i şerif rivayet etmeyen sahabiler de mevcuttu. Hatta, Sahabe-i Kiram Peygamber Efendimizden hadis rivayet etmeyi, tehlikesi sebebiyle yıldırım çarpmasının insana vereceği zarara benzetiyor, “Benim üzerime yalan isnad eden cehennemdeki oturacağı yerini hazırlasın” tehdidinin ağırlığıyla, Peygamber Efendimizin sözlerini söylerken dahi “Rasülüllah(s.a.v) şöyle buyurdu” demekten son derece kaçınıyorlardı.               Değerli okuyucularım!   Amr bin Meymun(r.a) anlatıyor: “İbn-i Mes’ud(r.a) Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sözlerine son derece hürmet eder, bir hata yaparım diye hiçbir zaman “Rasülüllah(s.a.v) şöyle buyurdu” demezdi. Günlerden bir gün, kendisini ziyarete gitmiştim. Sözünün bir yerinde bu ifadeyi kullandığını farkettim. Ne zaman ki (Kale Rasülüllahs.a.v) dedi, yaptığı rivayetin ağırlığından başını aşağıya doğru eğdi. Damarları şişti, gözleri yerinden fırlayacak gibi oldu. Elbisesinin düğmelerini kopartacak kadar aklı başından gitmiş bir vaziyette ayakta dona kaldı.” İşte sahabe-i kiramın hassasiyeti... Bir de çokça hadis rivayet etmiş olan eshabın dikkatlerini inceleyelim. Acaba onlar, her duyduğunu rivayet ettikleri için mi, çok hadis rivayet etmiş olarak bilinmektedirler. Bu zatlardan üçüncü sırada bulunan Enes bin Malik (r.a)’ın sözlerine kulak verelim: “Eğer hata yapmaktan korkmasaydım, size Rasülüllahtan duyduğum daha birçok hadis-i şerifi rivayet ederdim.” Ya en çok hadis-i şerif rivayet etmiş olan Ebu Hüreyre R.A... Onun ölçüsü de şu mübarek hadis-i şerifti: “Kişiye yalan olarak, her duyduğunu söylemesi yeter.” İşte, Dört büyük halife devrinde bu hassasiyetten asla uzaklaşılmamış, uydurma hadislerin önüne geçmek için büyük gayret sarfedilmişti. Bu hususta Hz. Osman (r.a)’ın halifeliği sırasında minbere çıkarak, halkına yaptığı hitabet, numune teşkil eder: “ Ey insanlar! Hz.Ebu Bekir ve Hz. Ömer zamanında benim duymadığım bir hadis-i şerifi rivayet etmeyi hiç kimseye helal görmem” Hulefa-i Rasidin devrinden sonra, iyice genişleyen İslam toprakları ve İslam’a giren farklı kültürde yetişmiş insanlar, Kitabullahtan sonra birinci mertebede bulunan Sünnet-i seniyyeyinin tedvinini zaruri hale getirmiş ve artık yeni bir sahife açılmıştı. Tabiin devri ve Hadis-i şeriflerin tedvini...  

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!