Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
20 Temmuz 2015 - 19:10 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

Srebrenitsa Soykırımının...

0 Okunma 0 Paylaşım
Srebrenitsa Soykırımının 20. Yılı ve Katil Avrupa Sırp General Ratko MLADİÇ birlikleriyle Srebrenitsa’ya girince şunları söyler: “Bugün 11 Temmuz 1995.  Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa’dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlıya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanma ile Türklerden öç alma vakti gelmiştir.” 11 Temmuz 1995 insanlığın en büyük ayıplarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Avrupa, kendi boynuna taktığı “haysiyetsizlik madalyası” ile ne kadar övünse azdır! Medeniyetlerini döktükleri kan ve uyguladıkları soykırım üzerine kuran Batı, ne kadar medeni olabilir ki?             Bizim gönlümüze eklenen acılardan birisi olan “Srebrenitsa Soykırımı” 20. yılında hâlâ ilk günkü gibi sızlamaya devam ediyor. Bu sızı ile sızlanan herkes bilmelidir ki Avrupa, Müslümanları kesen“kasap bıçağı”dır. Türk-İslam coğrafyasına baktığınızda bu bıçağın kimler üzerinde ve nerelerde kullanıldığını çok iyi göreceksiniz. Peki, bu acılara “Dur!” demeyecek misiniz?             Türk-İslam coğrafyası için kan, gözyaşı ve fitne demek olan Avrupa’ya karşı sevdamıza da bir anlam vermiş değilim. Hâlâ Avrupa Birliğine girmek için can atıyoruz, kendimizi parçalıyoruz. Bırakalım artık şu Avrupa sevdasını, özümüze dönelim, kendi ayaklarımız üzerinde durmaya çalışalım. Celladına âşık olma sendromunu terk edelim. Türk milleti olarak sorumluluğumuz çok büyük. Eğer Avrupa’nın sahte aşkına kapılarak onların oyuncağı olmaya devam edersek dünyadaki bütün akan kanlara ve dökülen gözyaşlarına da destek vermiş olacağız. Bizlerin amacı bu olabilir mi? Bizler, kardeşlerimizin katilleriyle nasıl yan yana gelebiliriz? Müslüman Boşnak kardeşlerimizin yardım çığlığını duymayanmedeniyet tellalı Avrupa’ya nasıl boyun eğeriz? İslam dünyasının yağız delikanlısı Türk milletini, değerleri ve kimliği bize uymayan şımarık Avrupa kızının peşinden koşturarak özünden koparmaya kimsenin hakkı yoktur. Biz, iman dolu göğsümüzü; hayâsız akınlara, emperyalizmin kuklası olmak için serhat yapmadık. Biz, Garp’ın çelik zırhlı duvarlarını, Haçlılarla bir olup akan kanlara seyirci kalmak için parçalamadık. Ya niçin? Malazgirt’i, İstanbul’un Fethini, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nı “tek dişi kalmış canavarlara” karşı i-lây-ı kelimetullah davamız, nizam-ı âlem sevdamız ve Türk-İslam ülkümüz için gerçekleştirdik. Mazlum milletler, Türk’ün ayağa kalkmasını bekliyor kıymetli okuyucularım, zalime “Dur!” demek bizim dinimizin emri değil mi aziz kardeşlerim? O zaman neden hâlâ sağcısı, solcusu, İslamcısı, Ülkücüsü, Sünnisi, Alevisi, kızı kızanı kısacası büyük Türk milleti olarak oyunu bozmuyoruz? Unutma, Avrupa denilen illet, dünyadaki mazlum ve mülayim, temiz kalpli milletlerin aklını çelen Nuri Alço şahsiyetidir.. Nuri Alço’nun gazozuna nasıl güvenilmezse Batı’nın da iyiliğine ve yardımlarını da güvenilmez bilesin. Neden namus düşkünü Avrupa ile zorla evlendirilmek istenen bu yiğit delikanlıya kendi sevdiğini almıyoruz. Tarihe, Avrupa’nın iş birlikçisi olarak mı geçmek istiyorsun yoksa? Biliyorum sen de böyle olmasını istemiyorsun, sen de bu azaptan kurtulmak istiyorsun. Biliyorum sen de lanetliyorsun “SrebrenitzaSoykırımı”nı, katil Avrupa’yı. Onların hegemonyalarına “dur” diyemeyen zavallılar mı ki Türk-İslam dünyası? HAYIR!Bize örülen bu kahpe kafesi hep birlikte yırtacağız. Hep birlikte emperyalizm karşısında kıyama geçeceğiz.             Zalime “Dur!” demekve başı dik Müslümanlar olarak yaşayabilmek içinBilge Kağan’ın 8. asırdaki buyruğuna kulak vermek yeterli: “Ey Türk, titre ve kendine dön!” BİR AÇIKLAMA: Geçen haftaki yazımızda Bulancak’taki sivil toplum kuruluşlarının Doğu Türkistan için eylem yapmaları hususunda bir çağrımız olmuştu. Birçok STK bu istikamette Doğu Türkistan’daki zulmü proteste eden eylemler ve açıklamalar yaptılar. Eleştirilerimize sitemkâr yaklaşanlar olsa da çağrımıza kulak vermelerini,Türklük konusunda duyarlı olmalarını alkışlıyoruz. Aynı konuda ilçemizin etkin sivil toplum kuruluşlarından olan Bulancak Ülkü Ocağının şu ana kadar bir açıklama yapmamasını da anlamlı bulmuyorum. Çok kıymetli Teşkilatın bu soykırımlara sessiz kalmayacaklarını düşünüyorum.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!